Tekvir Suresi

Bu forum altında yalnızca Kuran Sureleri irdelenecektir. Konu başlıkları yalnız Surenin adıyla açılabilir (ör: Bakara Suresi). Farklı konularda açılan başlıklar veya başlığın konusuyla ilgisiz ve konudan uzaklaştıran iletiler silinecektir. Tartışmak istediğiniz ayetler için de Sure ismiyle başlık açınız. Bir Surenin ayetlerini sürekli o Surenin başlığı altında tartışınız.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Yek
Üye
Mesajlar: 86
Kayıt: 28 Şub 2014, 10:06
Felsefe: Ateizm
Konum: Türkiye değil

Tekvir Suresi

Mesaj gönderen Yek » 06 Mar 2014, 17:02

Mekkî bir suredir.

Tirmizi kaynaklı bir rivayete göre Muhammed, ''Her kim kıyamet gününe gözüyle görüyormuş gibi bakmayı arzu ederse, Tekvir suresini okusun" buyurmuştur.

Din bezirganlarına göre, bu sureyle, ''akılları din düşmanları tarafından bulandırılmış insanların tereddütleri giderilmekte, onlara gerekli uyarılar yapılarak, öğütler verilmektedir.''

Zaten kolaylıkla erişebileceğiniz kitabi bilgilerle başlığı yormadan, bu surenin analizine geçelim.

1- Güneş katlanıp dürüldüğünde,

2- Yıldızlar bulandığında,

3- Dağlar yürütüldüğünde,

4- Kıyılmaz mallar bırakıldığında,

5- Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,

6- Denizler ateşlendiğinde (suları çekilip, volkanlar halinde ateş püskürdüğünde),

7- Nefisler eşleştirildiğinde (iyiler iyilerle, kötüler kötülerle bir araya toplandığında),

8- Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,

9- "Hangi günahtan dolayı öldürüldü?" diye.

10- Amel defterleri açıldığında,

11- Gök sıyrılıp açıldığında,

12- Cehennem kızıştırıldığında,

13- Ve cennet yaklaştırıldığında,

14- Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.

Buraya değin, 5. sınıf bir korku/gerilim filminin final sahnesini izledik(veya Muhammed'in de dediği üzere, izlemiş kadar olduk), ki mitolojilerdeki kıyamet motifleri içerisinde, belki de en fantastiği Ragnarök senaryosu bile, bence bundan çok daha etkileyici(parantez içlerindeki nefis açıklamaların, tefsir ''alimleri'' tarafından yapıldığını söylememe gerek olmasa gerek).

Surenin buraya kadarki kısmına yönelik düşeceğimiz ilk not, her şeye kadir Tanrı'nın, kendi varlığını, bizzat yarattıklarına kabul ettirememesi sonucunda görevlendirdiği 124000. peygamber Muhammed'in de bu işte başarılı olamadığıdır ki, kendisine biat etmeyeler için böyle ''korkunçlu'' masallara ihtiyaç duyulmuş.
İkinci not da, güneş ve önemli bir kısmı aslında dünyadan çok daha büyük birer gezegen oldukları halde, dünya ile aralarındaki mesafe gereği küçük görünen ''yıldızlar'' konusundaki cehaletin devam ettiğidir(yalnız Muhammed'in hakkını teslim edelim zira kendisi, güneşi çamura bu kez batırmamış ve yıldızların süs olsun diye göğe yerleştirilmiş birer kandil ''olduklarından'' bahsetmemiş).

Devam edelim ki, kainatta kendisinden başka İlah olmayan Allah'ın ''gereksiz'' yeminlerini, astronomi ''bilgisini'' ve surenin, işi ''nereye'' bağladığını görebilelim...

15- Şimdi yemin ederim o sinenlere (gündüzleri gözden kaybolan yıldızlara),

16- O akıp akıp yuvasına gidenlere,

17- Yöneldiği an geceye,

18- Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki,

Şu üslubun, bütün evreni yoktan var etmiş bir Tanrı'ya değil; ancak basbayağı zır cahil bir beşere ait olacabileceği ve öncesiz, sonrasız, tek ve her şeye kadir Tanrı'nın yemin etmesinin absürdlüğü gerçeğini geçtim, koskoca Tanrı, yemin etme gereği, sizce ''neden'' duyuyor?

Bunun yanıtı için devam edelim...

19- Kuşkusuz o Kur'an, değerli bir elçinin sözüdür.

Aha!
Bunu söylediğimizde, yakası açılmamış küfürleri, ağızları köpürerek bizlere eden Müslüman ''arkadaşlar'', bu iddiamızın Kur'ani olduğunu, ne zaman anlayacak?
Ve bunun üzerine ''neyi'' tartışacağız?

20- O elçi güçlüdür, Arş'ın sahibinin yanında çok itibarlıdır.

Demek ki o elçinin itibarı, ''biraz'' çizilmeye başlamış ki, Allah, olaya müdahale etme gereği duymuş.

21- Orada ona itaat edilir, güvenilir.

Şirk denilen şeyin kapsamına, bu da girmiyor mu?

22- Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.

Kur'an'ın başka ayetlerin de bulabileceğimiz, Muhammed'in akli dengesine yönelik söylentilerin doğruluğunu tasdik eden ayetlerden bir teki.

23- Andolsun o, Cebrail'i açık ufukta gördü.

''Neye'' ne neden yemin ediyor Tanrı?

Buradan da anlıyoruz ki, cemaatte, Muhammed'e Cebrail vasıtasıyla Allah'tan vahiy geldiğine yönelik ciddi şüpheler oluşmaya başlamış.

24- O, gayb hakkında cimri de değildir.

İşte bir şirk daha!
Hani gaybı sadece Allah bilebilirdi?

25- O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir.

Meğer öyle olduğunu düşünenler bile varmış.

26- Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz?

İşte hikayenin can alıcı noktası.
Nasıl ki Hicret'e yönelik ayetler, Muhammed'le Medine'ye gitmek istemeyenlerin varlığından haberdar olmamızı sağlıyorsa ve bu da, Müslümanların Mekke'de eziyet çektikleri iddiasını çürütüyorsa, bu kısım da, mürted sayısının artmaya başladığına ve ''Muhammed Kur'an'ı uyduruyor'' diyerek İslam'ı terkedenler olduğu iddiasının doğruluğuna çok güzel bir delildir.

27- O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir,

28- İçinizden doğru gitmek isteyenler için.

Yorum yapmıyorum.

29- Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz.

Bu da zaten bir Kur'an klasiği(Janjanlı başlayıp, hiçbir şey ifade etmeyen sözlerle bitirmek).

Özet: Hâlâ mı inanmazsınız?

Selametle...
El Late vel Uzza ve Menates Salisete Luhra,
Tilke Kavanikül ıla,
Ve innekel şefaate hünnel Turna.
OWNED! xD

Kuşkusuz o Kur'an, değerli bir elçinin sözüdür. (Tekvir-19)

Ego vos benedictio in nomine Satanus.
Dominus Inferus vobiscum. Et cum tuo...
Amen.

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir