Türkiye'de İslami Mahalle Baskısı

Din ve dinsizlik üzerine, basına yansıyan kaynaklı haberler.
Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 925
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Türkiye'de İslami Mahalle Baskısı

Mesaj gönderen KRALMAS » 30 Ağu 2011, 11:58

İslamcıların mahalle baskısıyla ilgili haberlerini bu başlık altında paylaşabilirsiniz.

---------------------------------------------------------------------------

İçki içiliyor diye Olimpos'ta sahili yasakladılar!

Kumluca Kaymakamlığı, "Gece sahilde içki içiliyor. İçki içen ve sarhoş olan yurttaşlar bölgede ateş yakıyorlar. Bu da bölge için güvenlik zaafı oluşturuyor" gerekçesiyle, Antalya Olimpos'ta tatil yapan yurttaşların gece 22.00'den sonra sahile gitmelerini yasakladı.

Resim

Cumhuriyet gazetesinden Selda Güneysu imzalı habere göre, Antalya Olimpos'ta, sahilde, yurttaşların gece saat 22.00'den sonra yürümeleri, oturmaları artık yasak.

Kumluca Kaymakamlığı, "Gece sahilde içki içiliyor. İçki içen ve sarhoş olan yurttaşlar bölgede ateş yakıyorlar. Bu da bölge için güvenlik zaafı oluşturuyor" gerekçesiyle, yurttaşların saat 22.00'den sonra sahile gitmelerini yasakladı.

Yurttaşlarsa uygulama karşısında şaşkın ve tepkili. Yurttaşlar, 22.00'de sahilde yürüyüşe çıktıklarında ya da dinlenmek amacıyla sahil kenarında oturduklarında jandarmalar tarafından uyarılıyor. Kumluca Kaymakamlığı "yasağı" doğruladı.

Yasağın, sabah 05.00'e dek sürdüğünü kaydeden yetkililer, böyle bir kararı şu gerekçelerle aldıklarını ifade ediyorlar:

"Bilindiği gibi Olimpos, antik bir kent, arkeolojik bir bölge. Şimdi o bölgede geceleri içki içiliyor. İçki içmek yasak değil ama insanlar sarhoş olunca o bölgede tehlike yaratıyorlar. Ateş yakıyorlar ve bu ateş, ormanlık alanların yanmasına neden oluyor. Ayrıca orada karetta karettalar var. O nedenle de yasak kararı aldık."

Link: http://haber.sol.org.tr/kent-gundemleri ... beri-44636
Tarih: 19.07.2011 - 10:32

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 925
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Türkiye'de İslami Mahalle Baskısı

Mesaj gönderen KRALMAS » 30 Ağu 2011, 12:07

Erzurum'da bazı vatandaşlar iftardan önce sigara içen kadını linç etmek istedi

Erzurum'da iftar saatinden önce sokakta sigara içine kadını linç girişiminden polis kurtardı.

Erzurum'da sokakta sigara içtiği için bazı kişilerin müdahale etmesi üzerine yakındaki öğrenci yurduna sığınan kadın, polisten yardım istedi. Olay yerine gelen polislerle, sokakta toplanan öfkeli grup arasında kısa süreli arbede çıktı.

Resim

"SİGARAYI SÖNDÜR TERBİYESİZ"

Olay, merkez Yakutiye ilçesinde Esat Paşa Yokuşu Sokağı'nda dün iftar öncesi meydana geldi. Bir yabancı şirkette çalışan Z.B., erkek arkadaşı İ.M. ile sokakta yürürken etrafta kimsenin olmadığı sırada sigara yaktı. Sigarasından birkaç nefes alan Z.B.'ye karşıdan gelen M.Y. ve B.G., "Sigarayı söndür terbiyesiz" diyerek müdahale etti. Z.B. de "Oruç tutamayacak durumda olabilirim ya da oruç tutmamayı tercih etmiş olabilirim. Bu sizi neden ilgilendiriyor?" karşılığını verince M.Y. ve B.G. iddiaya göre genç kadının üzerine yürüdü. Müdahale eden bu kişiler tarafından tartaklanan Z.B. ve erkek arkadaşı İ.M. kalabalığın toplandığını görünce hemen yakındaki erkek öğrenci yurduna sığındı ve polisten yardım istedi.
Gelen polis ekibine olayı anlatan Z.B. ve arkadaşı İ.M., kendilerine müdahale eden M.Y. ve B.G.'den şikayetçi oldu.

Bu kişileri emniyete götürmek isteyen polislerle çevrede toplanan öfkeli kalabalık arasında arbede çıktı. Bir polis ile 2 kişinin hafif yaralandığı arbedenin ardından polisler şikayetçi Z.B. ve İ.M. ile sigara yüzünden onlara müdahale eden M.Y. ve B.G.'yi Emniyet Müdürlüğü'ne götürdü.

Birbirlerinden şikayetçi olan 4 kişi, işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi ve burada ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.

Tarih: 07 Ağustos 2011 Pazar 00:05
Link: http://www.internethaber.com/vatandasla ... 64009h.htm

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 925
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Türkiye'de İslami Mahalle Baskısı

Mesaj gönderen KRALMAS » 30 Ağu 2011, 12:09

Ramazan dayağı bu sefer polisten

İstanbul Taksim’de arkadaşlarıyla eğlenmeye giden A. A. adlı bir işçi, gece geç saatlerde Taksim Gezi Parkı’nda otururken sivil polislerden dayak yedi. Sebebi ise ramazan ayında içki içmiş olması.

Resim

Önce Erzurum'da bir kadının sigara içtiği için linç edilme tehlikesi atlatması, ardından bir başka kadının İstanbul'da otobüste "Ramazan ayında bacakları göründüğü için" dayak yemesi olaylarına yeni bir Ramazan şiddeti olayı daha eklendi. Ancak bu defa olayın failleri, polisler.

Arkadaşlarıyla Taksim’de eğlenen A.A. (28), gece geç saatlerde Taksim’de otobüs beklerken Gezi Parkı'nda dinlenmek için oturdu. Gece geç saat olduğu için "güvenli olması açısından" nöbet tutan çevik kuvvet birimlerine yakın bir yere oturduğunu aktaran A.A., bu sırada yanına 6-7 kişilik bir sivil polis ekibinin geldiğini ve kendisinden kimlik istediğini söyledi.

Kimlik isteyen ekibin "Ağzın alkol kokuyor, Ramazan’da alkol almışsın" diyerek kendisini dövmeye başladığını belirten A.A., belinden çıkardıkları ve ne olduğunu göremediği cisimlerle ve tekmelerle polislerin kendisini dövdüğünü dile getirdi. Bu sırada ağza alınmayacak laflara maruz kaldığını aktaran A.A., sürekli "Ramazan’da nasıl içki içersin" denilerek kendisine dayak atıldığını belirtti.

Kendisi gibi bankta oturan bir turistin de polisler tarafından şiddete uğradığını belirten A.A şöyle konuştu: “Turist yediği dayakla oradan kaçtı, ben ise çevik kuvvetin yanına gidip olayı anlatmaya çalıştım ama oradan da kovuldum. Ardından Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne giderek şikâyetçi oldum. Orada da polislerden şikâyetçi olduğum için sürekli tacize uğradım. Ancak olayın böyle kapanmaması için ısrarcı oldum ve hastaneden aldığım darp raporunu işlem yapması için emniyete getirdim. Yarın ise bizzat savcılığa gidip şikayetçi olacağım.”

Link: http://haber.sol.org.tr/kent-gundemleri ... beri-45313
Tarih: 10 Ağustos 2011 Çarşamba, 17:03:11

Not Haberin ilk alındığı link aşağıdadır, sayfaya erişim mümkün olmadığından link ve resim değiştirilmiştir.
Link: http://focushaber.com/ramazan-dayagi-bu ... 61966.html

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 925
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Türkiye'de İslami Mahalle Baskısı

Mesaj gönderen KRALMAS » 30 Ağu 2011, 12:15

Beyoğlu’nda içkiye para cezası

Galata Kulesi’nin altında içki içenlere polis ve zabıta tacizini protesto etmek için Galata Kulesi önünde toplanan 100 kişilik gruba polis müdahale etmiş ve 21 kişiyi gözaltına almıştı. Polis tarafından gözaltına alınan 21 kişiye Kabahatler Kanunu'nu uyarınca para cezası kesildi.

Resim

Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü Beyoğlu ve Galata’da yaşananları protesto etmek için bir araya gelen ve Kulenin altında toplanıp içki içen 100 kişilik gruba polis müdahale etmişti. Müdahalenin başlangıç nedeninin ise yoldan geçen bir kadına polis tarafından şiddet uygulanması ve grubun buna tepki göstermesi olduğu söyleniyor. Bunun üzerine polis ve grup arasında başlayan gerilim sonucunda 21 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltı sonrası Karaköy Polis Merkezi Amirliği'ne götürülen 21 kişiye de Kabahatler Kanunu neden gösterilerek para cezası kesildi. Böylece Beyoğlu’nda Ramazan ayıyla birlikte başlayan masa, sandalye gerginliğine sokak müziği engellemesinden sonra şimdi de Kuledibi'nde içki yasağı eklenmiş oldu.

Olaylar nasıl gerçekleşti?
Gözaltılar sonrası müdahaleye maruz kalanlar, olayın polisin bir kadına fiziki şiddet uygulamasıyla başladığında birleşiyor. İçki içtikleri için kendilerine de hem sözlü hem de fiziki bir saldırı olduğunu belirten grup üyeleri olayın sonunda yapılan müdahaleyle gözaltıların gerçekleştiğini söylüyor. Konuyla ilgili televizyon kanallarında da konuşan şiddete maruz kalan kadının eşi, olayla alakası olmamasına rağmen eşine polisler tarafından saldırıldığını söylemişti.

Link: http://haber.sol.org.tr/kent-gundemleri ... beri-45658
Tarih: 22.08.2011 - 12:14

aymoz
Yeni Üye
Mesajlar: 3
Kayıt: 05 Eki 2011, 20:57
Felsefe: Ateizm

Re: Türkiye'de İslami Mahalle Baskısı

Mesaj gönderen aymoz » 06 Eki 2011, 21:27

bunlar ustalık dönemi denemeleri,başlangıç.sonrasını göreceğiz
Çağlar boyunca, güçlü zayıfı ezdi; kurnaz ve kalpsiz, aptal ve masum olanları tuzağa düşürdü ve köleleştirdi, ve insanlık tarihinde, hiçbir yerde, hiçbir Tanrı ezilenlerin yardımına koşmadı. - Robert Ingersol...Çook beklersiniz.....

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 925
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Türkiye'de İslami Mahalle Baskısı

Mesaj gönderen KRALMAS » 21 Ara 2011, 12:26

Zorla namaz kıldırıyorlar
Sevgi Evi’nde çocukların namaz kılmaya zorlandığı ileri sürüldü.

Bursa’da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı Sevgi Evi’nde çocukların namaz kılmaya zorlandığı ileri sürüldü. Olay, bu evlerde kalan Alevi kökenli iki kardeşin uygulama hakkında ailesini bildirmesiyle ortaya çıktı.

Bursa İl Sosyal Hizmetler Müdür Yardımcısı Muzaffer Taşdemir’in, sevgi evlerinde kalan çocuklara zorla namaz kıldırdığı iddia edildi. Anne-babası ayrıldığı için Bursa’daki sevgi evinde kalan F.K. ve M.K. isimli kardeşlerin tepkisi üzerine ortaya çıkan olaya göre minikler, Taşdemir’e Alevi olduklarını söylemelerine karşın namaz kılmaya zorlandı.

Daha önce, bakıcı annelerin çatallı işkencesi ve kendisinden yaşça büyük erkeklerin tecavüzüne uğrayan minik kızların iddialarıyla haberlere konu olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı sevgi evleri, yeniden gündemde.

Bursa İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nde yaşandığı iddia edilen olaya göre, bir süre önce anne-babası ayrıldığı için sevgi evine yerleştirilen F.K ve M.K isimli kardeşler, kurumdaki çocukların birtakım dayatmalara uğradığını ileri sürdü.

Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni de olan Bursa İl Sosyal Hizmetler Müdür Yardımcısı Muzaffer Taşdemir’in kendileri dahil bütün çocukları namaz kılmaya zorladığına dikkat çeken minik kardeşler, yaşadıklarını önce aile yakınlarına anlattı. Taşdemir’e “Biz Aleviyiz, namaz kılmak istemiyoruz” demelerine karşın sonuç alamayan kardeşlere, inşaat işçisi babaları İsmail K.’nin de yardımcı olamadığı öğrenildi. Son çare olayı basına yansıtma kararı alan aile, sorunlarının çözülmesini istiyor.

Bursa Sağlık Emekçileri Sendikası Başkanı Ergin Uygun ise kendilerine de olayla ilgili duyumların geldiğini kaydetti. Uygun, “Olayın takipçisi olacağız” dedi.

TOKİ tarafından yaptırılan sevgi evlerindeki minikler, 10-12 kişilik gruplar halinde barındırılıyor. Devletin koruması altındaki çocukların aile ortamında büyütülerek topluma kazandırılması amacıyla başlatılan sevgi evleri projesinde, çocukların koğuş ve yatakhane sisteminden uzak, aile ortamında yetiştirilmesi hedefleniyor. Sevgi evlerinin, yakın zamanda Türkiye geneline yayılması hedefleniyor.

Link: http://www.muhalifgazete.com/28028-Zorl ... yorlar.htm
Tarih: 21 Aralık 2011 Çarşamba 06:03

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 925
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Türkiye'de İslami Mahalle Baskısı

Mesaj gönderen KRALMAS » 06 Haz 2012, 16:16

Bira içen gençlere polis dayağı

Ataşehir'de alkol alan üç gence polisin saldırdığı, gençlerin karakolda tehdit edildiği öne sürüldü.

Resim

Cumhuriyet- Ataşehir Fenerbahçe Koleji yanında bulunan boş arazide içki içen Ahmet Yılmazer, Gürsel Kale ve Davut Kale adlı gençler resmi polislerin kimlik kontrolü sırasında kendilerine saldırdığını öne sürdü. Saldırıya uğrayan gençlerden Yılmazer karakolda da tehdit edildiklerini belirterek, “Polisler babamı karakolda ‘Bu işin sonu kötüye gider. Şikâyet ederse cebine eroin koyarım’ diyerek tehdit ettiler. Bizi bu hale getirenlerin cezalandırılmasını istiyorum” dedi.

İddiaya göre Ataşehir’de 2 Haziran günü Ahmet Yılmazer (26), Gürsel Kale (25), Davut Kale (28) Fenerbahçe Koleji’nin yanında bulunan boş arazide besledikleri güvercinleri uçururken bira içmeye başladı. Bu sırada alkol alan gençlerin yanına yaklaşan sivil bir araçta bulunanlar “N’apıyorsunuz burada?” diye bağırmaya başladı. Burada oturduklarını ve sohbet ettiklerini belirten gençler, araçta bulunanlara kimlik sordu. Bunun üzerine araçtakiler gençlerin yanından uzaklaşırken, resmi bir polis aracı gelerek gençlere kimlik sordu. Kimlik kontrolü sırasında gençlere bağıran polisler, tartışma yaşanınca biber gazı sıktı. Polisin sıktığı biber gazının ardından bir süre nefes almakta zorlanan Yılmazer, “Gözlerimizi açtıktan sonra bize müdahale eden polis aracının gittiğini gördük. Bir süre sonra resmi plakalı 3 polis aracı yanımıza geldi. Hiçbir şey söylemeden bize bağırmaya ve darp etmeye başladılar. Ardından da beni yere yatırıp arkadan kelepçeleyerek İçerenköy Polis Merkezi’ne götürdüler” dedi.

Şikayetçi oldular

Polis dayağının ardından iki ayrı hastaneden darp raporu alan Ahmet Yılmazer, polisler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Yılmazer, “Ben hangi suçu işledim ki beni bu hale getirdiler? Ben suçlu olsam bile beni bu hale getiremezler. Gözümde de bir görme kaybı var, yazıları seçemiyorum. Bu yüzden çalışamıyorum. Beni bu hale getirenlerin cezalandırılmasını istiyorum” dedi.

Tarih: 6 Haziran 2012
Link: http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=343124
Kaynak: Kayhan Ayhan

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 925
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Türkiye'de İslami Mahalle Baskısı

Mesaj gönderen KRALMAS » 12 Haz 2012, 15:01

Bizi günaha sokuyorsun' deyip otobüse bindirmediler

Genç kız, çarşaflı kadın ve sarıklı-cübbeli erkeklerin sözlü saldırısına uğradı.

İstanbul Fatih’te eşofmanlarıyla belediye otobüsüne binmek isteyen 21 yaşındaki Yağmur Yılmaz, bir grup çarşaflı kadın ve sarıklı-cübbeli erkek tarafından “Bizi günaha sokuyorsun” denilerek otobüsün içine alınmadığını söyledi.

Evrensel gazetesinin haberine göre geçen yıl şortla bindiği otobüste “çıplak bacaklarınla bu otobüste oturamazsın” diyen bir kişinin saldırısına uğrayan 19 yaşındaki Nurcan İbrahimoğlu’nun yaşadıklarına benzer bir olay yaşandı.

Pazar günü olduğu için üzerinde eşofmanları ve tişörtüyle işe gittiğini belirten Yılmaz, Edirnekapı’da bulunan üst geçitte, Vezneciler yönüne giden bir belediye otobüsüne binmek isterken engellendiğini anlattı.

Genç kadın, otobüs merdivenlerine yönelmek üzereyken, aralarından sarıklı-cübbeli erkeklerin ve çarşaflı kadınların bulunduğu 15 kişilik bir grup tarafından otobüse bindirilmediğini belirtti. Kadınların otobüs merdivenlerinde önünü keserek, “Sen bu otobüse binemezsin” dediklerini aktaran Yağmur Yılmaz, bunun üzerine kendisini engelleyen kadınlara “Bu otobüse binmek herkesin hakkıdır” dediğini, ancak kadınların “Eğer sen binersen biz günaha gireriz, bizi günaha sokuyorsun” diye yanıt verdiklerini söyledi.

Gruptaki sarıklı ve cübbeli erkeklerin de kendisine sözlü tacizde bulunarak, “Başı açık, yazık yazık şuna bak!” şeklinde sözler sarfettiklerini kaydeden Yağmur Yılmaz, otobüsün içindeki başka yolcuların ve durakta kendisi gibi otobüs bekleyen başı açık kadınların olduğuna, ancak hiç kimsenin tepki vermediğine dikkat çekti. Yılmaz, aynı şekilde otobüs şoförünün de yaşananlar karşısında tepkisiz kaldığını vurguladı.

Tarih: 12 Haziran 2012 - 10:28
Link: http://gundem.milliyet.com.tr/-bizi-gun ... efault.htm

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 925
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Türkiye'de İslami Mahalle Baskısı

Mesaj gönderen KRALMAS » 03 Tem 2012, 11:59

Şevval Sam: Sosyal linç yaşıyorum

Van'da öğrencilere yaptığı konuşmasında sarfettiği, "Başörtüsü benim için tekstil mazlemesi" sözlerinden dolayı büyük tepki gören sanatçı Şevval Sam, konserleri bazı belediyelerce iptal edilince sitem etti. Yanlış anlaşıldım diyen Sam konuşmasını çarpıttığını iddia ettiği gazeteciye de mesaj yolladı...

Resim

Ayşe Arman'ın röportajı

Öğrencilerle yaptığı konuşmadaki bir cümlesi için eleştiri yağmuruna tutulan sanatçı Şevval Sam "O cümleyi oradan cımbızlayıp servis eden her kimse ona sesleniyorum… O da bir gün, içerideki gazeteciler gibi, düşüncelerinden dolayı tutuklanırsa, nasıl dün Silivri’de olan gazetecilere destek verdiysem, gün geldiğinde onun düşünce özgürlüğü için de yapılan eylemde ön saflarda olacağımdan emin olabilir!" dedi.

Şu anda yaşadığın ne?
Çok açık değil mi? Evet.. “sosyal linç” yaşıyorum. Ama sadece ben değil, toplum olarak hepimiz bir “korku imparatorluğu”nda yaşıyoruz. Bugün bana, yarın sana…

Karamürsel ve Düzce konserlerinin iptal edilmesine ne diyorsun?
Van’daki üniversite öğrencileriyle olan o güzelim sohbetten, sadece bir iki cümle cımbızlayıp, yanlış bir mana çıkarıp, “Bu kadın aslında ne demek istiyor?” aldırmadan değerlendirme yapan, daha doğrusu o “cımbız cümleler”i servis eden insanlar oldu. Canları sağ olsun! Onlar, benim konserlerime gelmek istemeyebilir. Onların düşüncesidir, saygım var. Ama ya peki gelmek isteyenler? İsteyenlerin sesini, istemeyenlerin sesi bastırıyorsa bu mahalle baskına somut bir örnektir!

Senin Van’da anlatmak istediğin neydi?
“Hepimiz için bu ülkede düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, inanç özgürlüğü olmalı. Ama yok” dedim. Şu anda, orada anlattıklarımın sağlamasını yaşıyorum. Bu ülkede, “Eğitim haktır” dediği için, cezaevinde olan öğrenciler var. Düşüncelerini açıkça yazıp çizdikleri için yine cezaevinde olan gazeteciler var. Benim durduğum yer aynı ve hep aynı olacak. Düşünce, ifade ve inanç özgürlüğünü savunuyorum. Şu anda da farklı bir şey söylemiyorum. Orda da söylemedim…


KİMSE MEVLANA’DAN BAHSETMESİN!

O sohbet esnasında tam olarak ne söyledin?
Ben hayatın özüne odaklanmış biriyim. Bunun için bütün sanatlardan, felsefelerden ve tabiatın bütün renklerinden faydalanmak arzusundayım. Bu anlamda, özgür düşünceden besleniyorum. Herkese de bunu temenni ediyorum. “Ne olursa ol, kim olursan ol gel” son derece büyük bir felsefe. Ama bu felsefeyi hayata geçirmediğimiz sürece, kimse de bu ülkede Mevlana’dan bahsetmesin! Söylediğim o kadar açık ve net ki, “20 yıl önce başörtüsü serbest bırakılsaydı, bugün bunları tartışmıyor ve yaşamıyor olacaktık” dedim. Yasaklar bizi bugünlere getirdi...

Peki “Başörtüsü bir tekstil ürünüdür” dedin mi?
Ben, “Başörtüsü bir tekstli ürünüdür” derken, bir teşbih yaptım. İnsanları başörtülü veya başörtüsüz diye ayırmam. İnsanları başlarına taktıkları tekstil ürününe bakmam kalplerine bakarım.. inançlarına saygım sonsuz diye orada da dile getirdim. Şimdi kendi uğradığım haksızlık doğrultusunda, anlıyorum ki, bırakın düşünme özgürlüğünü, düşünce yetilerimizi bile kaybetmişiz…

Yaşadığın şeylerden dolayı endişeleniyor musun?
Benim için kötü hadise yoktur, iyi tecrübe vardır. Bir şaşkınlık ve üzüntü yaşıyorum. O gün tam da bunu eleştiriyordum.Demek ki, gerçekten mahalle baskısı varmış, gerçekten korku imparatorluğunda yaşıyormuşuz.. İnsanlar bu ülkede düşüncelerini açıkça söylediği zaman, devlete gelene kadar, kendi etraflarından baskı görüyorlar. Ama ben, kullandığım teşbihin ne anlama geldiği anlamak istemeyen biri için ne yapabilirim. Haksızlığa, yapan kim olursa olsun karşıyım. Aynı haksızlık başörtülülere yapıldığında da, başka bir dinden, başka bir ideolojiden olanlara yapıldığında da. Bizim artık bunları çoktan geçmiş olmamız lazım.. Müslüman, Yahudi, Kürt, Türk, kadın, erkek, zengin, fakir, güzel, çirkin, beyaz, siyah fark etmeksizin, insanların gözünün içindeki ışığa ve gönüllerine bakmanın derdindeyim. Kalplerindeki sevgiye...

Geri kalan her şey “şekil.” Hayatım boyunca özgürlüğü savundum. Oradaki çocuklara söylediğim bir cümle var, “Düşüncelerinizi açık ve net ifade edin. Düşüncelerinizin, inançlarınızın arkasında durun, onları savunun, ama lütfen provakatif olmayın, cümleleriniz barışa dair olsun…” Şimdi bunu söyleyen biri nasıl olur da, “Başörtüsü bir bez parçasıdır, tekstil ürünüdür” diye hakarete varacak bir şey söyler? Cümlenin önüne, arkasına ve içeriğine bakmaksınız, bir cümleyi çekip bir değerlendirme yapmak yanlış…

Üniversite öğrencileriyle yaptığın sohbette Allah yerine, tanrı yerine, tasarımcı kelimesi geçiyor…
Kelimelere değil, işin özüne takılmamız, anlatmak istediklerimin özünü anlamamız gerekiyor. İnsanlar tabiata da mı bakmıyorlar? Baktıkları zaman bunun müthiş bir sanat olduğunu görebilirler. Müthiş bir mucize var tabiatta, müthiş bir zeka var. Tanrı, Allah, tasarımcı, yaratan bunlar sadece kelime. Allah’ın 99 ismi yok mu? İçindeki anlam mühim. Benim tasarımcı diye tanımladığım kavrama, müthiş bir hayranlığım var. Tabiata, 24 saat, sadece bakarak ibadet eden bir insanım. Gördüğüm her çiçeği, gökyüzündeki her yıldızı sonsuza kadar izleyebilirim. Rüzgarı dinlemekten aldığım keyif, bir hayvanın uyurken çıkardığı mırıltı, tabiatın bütün işleyişi sistemi… Yaratıcıya duyduğum hayranlığı çoğaltıyor. Ben ona “tasarımcı” demişim, Allah demişim, tanrı demişim ne önemi var? Bunlar da takılmamak lazım. İşin özünü anlamak lazım. Ama bunlar, benim düşüncelerim. Kimse benim gibi düşünmek zorunda da değil. Sadece birbirimizin farklı düşüncelerini kabul etmemiz gerekiyor. Ama bugünün Türkiyesi’nde farklı seslere tahammülümüz bile yok. Beni üzen de bu oldu..

Tarih: 01 Temmuz 2012 12:29
Link: http://www.haber7.com/unlulerin-dunyasi ... -yasiyorum

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 925
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Türkiye'de İslami Mahalle Baskısı

Mesaj gönderen KRALMAS » 14 Tem 2012, 10:56

Üniversite hocasının askılı buluz hassasiyeti!

Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü'nün yaz okulunda ders veren Prof. Dr. Suat Kıyak'ın öğrencileri kıyafetlerine dikkat etmezlerse ders ve sınavlara almayacağı yönünde tehdit ettiği iddia edildi. Prof. Kıyak ise kendini, "İnsanın dikkati dağılıyor" diye savundu.

Resim

Gazi Üniversitesi’nde yaz okulunda ders alan öğrenciler bir hocaları tarafından kıyafetleri nedeniyle derslere ve sınavlara alınmayacaklarını iddia etti. Öğrenciler, hocanın derste askılı bluz giymiş bir kız arkadaşlarını işaret ederek, “Haftaya da şuradaki arkadaşınız gibi gelirseniz sınava almam” dediğini belirterek, “Hocanın yönetimle arası çok iyi, öğrenciler olarak elimizden bir şey gelmiyor” dediler.

Prof. Dr. Suat Kıyak ise kendisini, “Plaj kıyafeti diyebileceğimiz kıyafetlerle geliyorlar. İnsanların dikkati dağılıyor. Sınava alırım, ben yalnızca uyarıyorum” diyerek savundu.

Derse almam diye öğrencileri tehdit etti
Prof. Kıyak'ın ilk derste kimseyi dersten çıkarmadığını ancak “Haftaya da böyle gelirseniz derse de sınavlara da almam” şeklinde tehdit ettiğini söyleyen öğrenciler, erkeklerin de bermuda şortla derse gelmelerinin yasak olduğunu belirterek, “Bu hocanın böyle bir efsanesi vardı. Kışın sorun olmamıştı ancak yaz okulunun başlamasıyla sorun da başladı” dediler.

Öte yandan aynı hocanın normalde 13.00 olan ders saatini, Cuma namazı nedeniyle 13.45’e aldığını söyleyen öğrenciler, “Hocanın dersleri öğrencilerin onayı alınmadan 7 haftadan 4 haftaya düşürüldü” diye konuştular.

Prof. Kıyak: "İnsanın dikkati dağılıyor"
Prof. Dr. Kıyak ise öğrencilerin kendisine yönelttiği suçlamalar için, “Derse almama durumu değil, ikâz durumu var. Çünkü plaj kıyafeti diyebileceğimiz kıyafetlerle okula giriyorlar. Dolayısıyla insanların dikkatileri dağılıyor. Ben söyledim, bundan sonra nasıl gelirlerse gelsinler, sınava neden almayayım ki, sadece uyardım, o kadar” diye konuştu.

Tarih: 13 Temmuz 2012
Link: http://www.muhalifgazete.com/42751-univ ... siyeti.htm

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir