Türk Ateistlerine Kullanım Kılavuzu

Tüm dinlerin masaya yatırıldığı ve geniş kapsamda incelendiği bölüm. Dikkat! Bu bölüm dini inancınızı zedeleyebilir ve direncinizi kırabilir.
Kullanıcı avatarı
hakdogan
Üyeliği Sonlandırılmış
Mesajlar: 17
Kayıt: 09 Ağu 2012, 18:50
Felsefe: İslam

Re: Türk Ateistlerine Kullanım Kılavuzu

Mesaj gönderen hakdogan » 11 Ağu 2012, 20:52

KRALMAS yazdı: Madem demokrasiden dem vuracaksınız, islami forumlarda ki, ateist yazarlara karşı tutumlar konusunda ne düşünüyorsunuz acaba?
Demokrasiden dem vurduğumu hatırlamıyorum. Ben anti-tez'le ilgilenmeyi severim. Bu bağlamda İslami forumlara ilgim, oralarda olan bitene dair bilgim de yok. Şahsi fikrim, küfür&hakaret vs olmadıkça, fikri planda inanır olmayan birisinin de oralarda var olmaya hakkı olduğu yönündedir.
KRALMAS yazdı: Mesela ilk mesajınızın ardından, cevap hakkınızı elinizden alıp, yazılan sonraki yazıyı cevap diye zorla kaktırıp, sizi hakaretler eşliğinde forumdan engellesek/atsak ne düşünürdünüz, o zaman daha demokratik mi olurduk?
Ne alaka çözemedim! Öyle davranmanız niye daha demokratik olsun, ya da öyle davranmamış olmanız şu anki tutumunuzu niye demokrat bulmaya yetsin?

Alakasız şeyler bunlar.
KRALMAS yazdı: Biz inancı değil, inancı kaynaklarını göstere göstere uygulayanların davranışlarını tartışıyoruz.
Burada doğruyu söylemiyorsun. Bence dön, yazdığına tekrar bak, bana hak vereceksin.

Zira siz, uygulamadaki özneden yani Müslümanlardan hareketle düpedüz İslam'ı eleştiriyorsunuz.

Kişi şunun farkında olmalı. Teori ile teoriyi pratike etmeye çalışan arasında bir ayrım vardır. Siz bu ayrıma hiç dikkat etmeden, üstelik çoğu kez pratiği de yamultarak, teoriye saldırıp, onu geçersiz kılmaya çalışıyorsunuz.

Yanlışınız bu.
KRALMAS yazdı: 1-2- Batılı deist, agnostik veya ateistler İslam'ın/hıristiyanlığın/museviliğin vb.. zorbalığından müzdarip durumda değiller.
Batı ve tarihini, bugününü biraz öğrenmenizi tavsiye ederim.

Yüzyıllarca din savaşlarına konu olan medeniyetin, coğrafyanın adıdır batı. Bugün hala, katolik-protestan çelişki ve mücadelesi devam etmektedir. Hala pek çok noktada, bu çelişkinin siyasi ve ekonomik sonuçları gözlemlenmektedir. Katolik/Protestan çelişkisi olmadan İngiltere-Kuzey İrlan'da sorununu, Anglosakson kültürünün neden neşvü nema bulduğunu ve hatta kapitalist ahlakı anlayamazsınız.

Dolayısıyla bugün, bir katolik protestanlıktan, bir protestan da hala katolizm'den muzdariptir.

Fakat bütün bunlara, özellikle kanlı bir mücadele tarihine sahip olmalarına rağmen, bırakın katolik-protestan kitleyi, ateist akımlar dahi batı'da kendilerini ötekine nefret üzerinden var etmek gibi alçaltıcı bir işe tevessül etmemişlerdir.

Batı'da andığım ahvalin aksine, doğu, üzerinde yaşadığımız topraklar ise dün ve bugün hala eşi görülmemiş bir ortak yaşam tecrübesine sahiptir. Pek çok batılı düşünür bunun farkındadır, teslim etmektedir. Ama yurdum ateisti bunu da bilmemektedir. Ve bu ortak yaşam kültürünün asli zemini İslam'a nefret üzerinden kendini ifade etmekte, bir anlamda var kılmaktadır.

Ne kadar alçaltıcı bir hal!
KRALMAS yazdı: Örneğin oruç tutmuyor, içki içiyor diye sopayla, taşla dövülen
Hala bu ucuzculuk devam mı ediyor?

"Mini etekli kızı diri diri yaktılar", "erkek hastasını muayene etmedi", "başı açık kadını taksiye almadı" türü masa başı asparagasları, İslam'a olan kininize kılıf yapmaya hala mı devam ediyorsunuz?

Ucuzculuk bu, yapmayın.
KRALMAS yazdı: Bizim kisi etkiye verilen tepkidir.
Müslümanları düşünün. Onlar, namaz kıldıkları için ordudan atılmalarına, cephede bu ülke için şehit düştükleri, gazi oldukları halde annelerinin garnizonlara sokulmamasına, eşlerinin, kızkardeşlerinin üniversite kapılarında gözyaşlarına boğulmasına bakıp, buradan devşirdikleri meşruiyet(!) ile, üzerlerine bomba sarıp gördükleri ateiste sarılıp havaya mı uçursunlar?

Bunu yapmaya kalksalar, yukarıda sergilediğin mantık gereği mazur mu görülmeliler?

Saçmalık bu.
KRALMAS yazdı: Biz sadece kaynağa değil, kaynağı gösterip de uygulayan çoğunluğun, toplulukların hareketlerine göre yargılama yapıyoruz.
Yukarıda "Biz inancı değil, inancı kaynaklarını göstere göstere uygulayanların davranışlarını tartışıyoruz" diyordun, şimdi "sadece kaynağı değil" diyerek kaynağı da, yani inancı da eleştirdiğinizi, yargıladığınızı söylüyorsun.

Dediğim gibi, burada hem doğru söylemiyorsun hem söylediğin yöntem doğru olan yöntem değil.

Salt uygulayıcı üzerinden, teoriyi mahkum etme gibi bir el çabukluğu, hokkabazlığı var burada. Üstelik "tek kale maç" zihniyetiyle. Oysa önce "yargılıyoruz" diyen sizlerin yargılama ehliyetiniz var mı yok mu, bunu tespit etmeliyiz.
KRALMAS yazdı: Olay sadece Afganistanla veya Türkiye'de bilmem nerde ki imamın yaptıklarıyla sınırlı değil. Bugün İslam kanunlarıyla yönetilen bütün ülkelerde, sübyancılık serbesttir ve uygulanmaktadır
Cahilce sözler bunlar. Mesajın içinde ve öncesinde @Very Self'e yazdığında da bolca "sübyancı" lafı geçiyor ama senin sübyancılıktan haberin var mı yok mu bu meçhul.

Bunu, konu içinde Talak 4 etrafında söylediğin komik sözlerden hareketle söylüyorum.

Saçma sapan çıkarımlarınıza önce kendiniz iman edip, sonra bu iman üzerinden "bu nasıl iş?" diye sormayı meslek edinmişsiniz.

Anladığım kadarıyla, temelde avrupanın kuzeyinde, iklim sebebiyle regl olma yaşının bir hayli ileride olmasından kaynaklanan ve batının bunu bütün dünyaya bir standart olarak pazarlamasından mülhem, 18 yaş(sahi hiç düşündünüz mü? neden 17, 19 değil de 18?) altı her cinsel birlikteliği sübyancılık olarak görüyorsunuz.

Ne kadar garip, ne kadar anti-materyalist bir yaklaşım.

Önce pedofili nedir, cinsel birliktelik için evrensel bir yaş sınırı tayini mümkün müdür vb soruların cevaplarını öğrenin.

Ardından ben size Talak 4'de yaptığınız hokkabazlığı, ilgili yerde detaylı detaylı anlatayım.
KRALMAS yazdı: Çoğunluğu baz alacaksın arkadaşım, bir sürü nüfusunun çoğunluğunu dinsizlerin oluşturduğu ülke var
Birincisi ben ülkemle ilgiliyim. Takip edebildiğim kadarıyla batılı ateistlerde, burada ifade ettiğim türden defolar görmediğimi ifade etmiştim.

İkincisi çoğunluğu bırak, birden fazla kişiyi konu ateizm olduğunda ne Türkiye'de ne Dünya'da baz alamayız, zira ateistler arasında gevşek dahi denebilecek bir ortaklık bağı mevcut değil. Bu yüzden ateist sayısınca ateizm algısı bizi karşılıyor ve özellikle Türkiye'de bir ateistle tartıştığınızda konu mutlaka "meseleyi kişiselleştiriyorsun"a geliyor.

Bu bağlamda karşınıza alıp tartıştığınız ateist, kendisini kollektif bir bütünün parçası değil, salt bir birey olarak ifade ettiği halde, duruma dair eleştirilerinizi "kişiselleştirme" olarak yaftalayıp ağlama sızlama faslı geçebiliyor.

Yüzlerce tecrübe ile sabittir bu ve işin doğası(kolektivizm sorunuz) açısından da öngörülebilirdir.
KRALMAS yazdı: Kaynak için yapılan tespitler doğru ise, gerçeği yansıtıyor ise, bu referansın ilk kaynağının nereden alındığının, ne önemi var?
Önem 2 noktada toplanıyor.

1- Sizin orjinal tek bir eleştiri getiremediğinizi göstermek.
2- 5. kol faaliyetleriyle maruf oryantalist hareketin gönüllü ajanlığına soyunduğunuzu tesçillemek.

KRALMAS yazdı: Yazıyı okusaydın, bu konuda verilen cevapları da görürdün. Okumadan okudum diyip, konuya bodoslama dalınca böyle oluyor işte, al arkadaşım tekrar edeyim ahlakımın kaynağı "kendinize yapılmasını istemediğiniz şeylerin, başkasına yapılmamasıdır.", yani öz eleştiri ve objektif bakış açısıyla olayları ele almaktır.
Okumadan ahkam kesmek benim değil, ezberci yerli! ateistlerimizin işi.

Sorununuz, soruyu anlamamak, bu sebeple de soruya cevap verdiğinizi sanmak.

Ahlakını "kendinize yapılmasını istemediğiniz şeylerin, başkasına yapılmaması" mottosuna bağlamışsın ya, ben bunun kaynağını soruyorum. Nedir bunun kaynağı?

Mesela materyalizm mi? Kemalizm mi? Yoksa paşa gönlün mü?

Bu formülasyonla ifade edilen tutumlar bütünü neye refere ediyor?

Cevabı aranan soru bu.
KRALMAS yazdı: Yüzüne ahlaki kaynağım dediği kitaptan sübyancılığa ehliyet veren ayeti çarptığımız halde
O noktada yaptığınız, 4 işlem bilgisine bile tam sahip olmadan "Kur'an'da matematik hatası var" saçmalığına benzer bir saçmalık.

Dolayısıyla, yüze çarpılan bahsettiğiniz türden bir ehliyet ile değil, yine yeniden İslam'a fransızlardan daha fransız yerli! ateistimizin bir çarpıtmasıyla karşı karşıyayız...
Fezada boşluk işgal etmenin bir bedeli var...

Kullanıcı avatarı
Very Self
Üyeliği Sonlandırılmış
Mesajlar: 23
Kayıt: 24 Tem 2012, 00:11
Felsefe: Diğer

Re: Türk Ateistlerine Kullanım Kılavuzu

Mesaj gönderen Very Self » 11 Ağu 2012, 22:21

KRALMAS yazdı:Eğer "Türk" kelimesini, T.C. vatandaşlığı olarak değilde, ırk anlamında alıyorsanız ve karşınızda illede "safkan Türk" ırkından birilerinin yorum yazmasını istiyorsanız zaten yanlış yerdesiniz demektir. Zira bu forumda ırkçı yaklaşımlarla konular değerlendirilmez, türkçü ülkücü veya arapçı islami forumlarla karıştırdınız galiba? Arz/Talep mevzusu için, arz edilen, talep edilen şey "islami" konular olduğu için, onunla ilgili konular açıp, tartışıyoruz, bunun nesini anlamadın diyeceğim de, sana karşı mantıksız bir soru olacak.
Hayır Türk kelimesini bu topraklarda yaşayan tüm insanları kapsayan bir entite olarak kullanıyorum. Türk kelimesine özel bir kinim asla sözkonusu olamaz. Her ne kadar eleştirirken kullanıyorsam da, gururlandığımda da kullanmaktan asla çekince göstermem.

Aslında bu noktada doğru yaptığımı düşünmüyorum. Çünkü bu ülkede kendini Türk olarak görmeyen insanlar da var ve tüm aidiyetleri tek bir yerde yazmaya üşendiğimden (Türk/Kürt/Laz/Çerkez/Arap/Gürcü Ateistlerine Kullanım Kılavuzu) bu ülkede yaşayan herkesi kastedercesine "Türk" kelimesini kullanıyorum. Ama belki de "Türkiyeli" ifadesini denemeliyim.


KRALMAS yazdı:Hakaretler sadece sokak ağzı ile oluşturulan kelimelerden ibaret değildir. Üstü kapalı imalarda, eğer gerçekleri yansıtmayan aşağılamalar yönündeyse hakaret olarak algılanır. Örneğin biz "islam dini sübyancılığı teşvik ediyor" derken, hakaret etmiyor, tespit yapıyoruz, tespitide çoğunluğun yapıp ettiklerine, müslüman toplumlarındaki kanunlara ve kanunların uygulanış şekillerine ve bunları kuran ve hadislerdeki yerlerine, yani bizzat islamın kaynaklarındaki yerine göre değerlendiriyoruz. Sen ise ateistleri ahlaksızlıkla, ar damarı olmamakla vb.. dolayısıyla sübyancılık, ensest gibi olaylara normal bakmakla itham edip suçlarken, bunu hayallerin dışında hiç bir ıspata dayandırmıyorsun. Dolayısıyla hakaret ettin ve bunu utanmaz bir şekilde sürdürüyorsun.


Bak Kralmas... Şu psikolojik tahliller ve ana konudan bizi savuran her ne ise geride bırakalım. Ben buraya birbirimize laf sokmaya gelmedim. Amacım benim gibi düşünmeyen insanlarla fikri bir tartışma yapmak... Evet ateistleri bir bütün olarak acımasızca eleştiriyorum ve eleştirirm de... Ama şimdiye kadar herhangi bir foruma üye olurken hiç bir üyeye özel olarak niyetlenmişliğim yoktur...

Ben sizi asla ensestle ya da enseste normal bakmakla suçlamadım. Burada bana haksızlık yapıyorsunuz. Aksine sizin de ensestten iğrendiğinizi, ateistlerin de ahlakı olduğunu vurgulayan benim. Zaten benim sizi bu noktadan eleştirebilmem için sizin de ensestten iğreniyor olmanız ve bir ahlakınızın olması gerekir. Şu an ekran üzerinde yazı yazıyor olmasaydım, geri dönüş yapıp ilgili cümleyi bulup çıkartırdım.

Peki siz benim size ensest ya da ahlak dışılık isnat ettiğimi hangi cümleme dayanarak söylüyorsunuz? Lütfen bundan böyle kargaşa olmaması için kaynaklar üzerinden konuşalım. Eğer iddia ettiğiniz gibi size ensest ya da ahlak dışılık isnat etmişsem, söz veriyorum özür dileyeceğim.

Ama siz bizi açıkça sübyancı olmakla suçluyorsunuz. Ve dilerseniz ilgili yeri buraya kopyalayabilirim. Peki siz de özür dileyecek misiniz?


KRALMAS yazdı:Bunlar senin hakaretlerinin üstüne, yüzüne dinin gerçekleri çarpıldıktan sonra;
1- "bende senin ..." deme hakkıdır. Sen karşındakine üstü kapalı olsa da hakaret edersen, karşındaki kişi sana saygı beslemez. Tabii ki hakaret edip, saygı beklemek de sıradan bir müslüman davranışıdır.
2- Yazılarına bakılarak, şahsınla ilgili yapılmış tespitlerdir. Verilen cevapları görmezden gelip, "cevap verilmedi" demek, sunulan ıspatları beğenmeyip, yerine hiç bir "ıspat getirmemeden yazışmayı sürdürmek" gibi tutumları, normal zeka seviyesindeki insandan beklemiyor olmamız kafanı karıştırdı galiba?


Hakaret nedir? Bir insana "köpek, şerefsiz, yavşak, pislik, geri zekalı" tarzı hiçbir düşünsel zorlayıcılığı olmayan sadece hakaretin yöneltildiği kişiyi sinirlendirmeyi amaçlayan sözcük ya da söz gruplarına hakaret denir. Pekiyi üstü kapalı hakaret nedir? İddi ettiğiniz "ateistler ensestçidir" "ateistler ahlaksızdır" sözlerini söylemediğimi yukarıda yeterince açık ettiğimi sanıyorum. Pekiyi bunun dışında ne hakaret etmişim? Hakaret etmediğimi gibi bana edilmiş hakaretler için de tek bir rapor sunmamışım.

O halde şu hakaret bahsini komple geçelim. İşimize bakalım...


KRALMAS yazdı:Bu soruya da cevap vermiştim, ne kadar saygı yoksunu (tespittir ha hakaret değil, acıtasyona girme hiç, cümlenin sonunda sebebi yazıyor) bir insan çıktın sen yahu, insanda azıcık utanma olur da cevabı verilmiş konuları ısıtıp ısıtıp getirmez. Ben "ateistler maddeci değildir" mi dedim, veya "maddecilik ile suçluyorsun" mu dedim, hayır ama sen cümlemi yine çarpıtıp, istediğin gibi anladın veya salak numarasına yattın, artık her neyse. Benim sözüm açık ve net, "maddeci olmakla itham ederek suçlamaya çalışmak" bu cümle elbette senin gibi bir şakirt için çok karışık görünüyor olabilir, hal bu ki ortalama bir zekaya sahip olsan, cümlenin son kısmını gördüğünde şıp diye orada, "suçlamaya çalışmak" yazdığını görecektin. Maddeciliğin suçlanabilir herhangi bir yönü yoktur, zira evrendeki hissedilen, gözlemlenen her şey maddeseldir, bunun aksini varsa kanıtın buyur ıspat et.


İstersen bu kısmı da geçelim, çünkü fikri ilerleyişimize katkı sunacak gibi görünmüyor. Ama lütfen bunu cevap verememezlik olarak görme, Sadece bunu bir iyi niyet göstergesi olarak söylüyorum.

KRALMAS yazdı:Sana verilen ayetlere ve gerçek hayattan örneklere cevap bile vermiyorsun, zira işine gelmiyor.


İşime gelmeyen ayetleri ne zaman görmezden gelmişim? Sen ne zaman ayet yazdın da ben görmezden geldim? Kaynak?


KRALMAS yazdı:Bu arkadaşın yaşadığı asıl ilizyon, gerçek islamın izindeki müslümanların iyi ve kötü olabileceklerini düşünüyor olmasıdır. Bu zannediyor ki, kendisi ve çevresinde yaşayan bi kaç insan, hayalinde oluşturudğu "sözde gerçek" islamı yaşıyor, ama azınlık olduğunu unutu veriyor hemen. Neymiş "bizim verdiğimiz örnekler kötü müslümanlarınmış", "müslümanların kötü olan azınlığına bakıp tümünü yargılayamazmışız" vb.. vb.. "peki tamam biz yanlış yapanları getiriyoruz madem, sen gel bize gerçek islamı senin hayalindeki şekliyle uygulayabilmiş, sadece bir tane topluma örnek göster" diyoruz adam kaçacak delik arıyor. Yahu diyorsunya "İslam ile sübyanclığın bir alakası yok", madem hayalindeki şekliyle islamı uygulayan bir topluluk yok, "buyur islam kanunlarıyla yönetilip de, içlerinde sübyancılığın kanunen yasak olduğu bir ülke getir bari" diyoruz onuda yapamıyor. Sebebi belli elbette, zira öyle bir toplum yok, İslam müslümanları sadece tek bir yola sürüklüyor ve bugün müslüman toplumların tamamı ve müslüman nufusunun yaklaşık %95'i bu yolda ilerlemekte ve bizde bu gerçek çoğunluğa göre yorum yapmaktayız. Bu arkadaş istiyor ki çoğunluğun yapıp ettiklerine gözlerimizi kapayalım, laikliği, demokrasiyi, insan haklarını islamdan geldi sanan, daha Kuran'ı bile okumamış, kendi kafasına göre din oluşturup adına İslam demiş olan 3-5 safın yaşamına göre islamı ve müslümanlığı yargılayalım. "Hadi ordan!" diyorum sadece.


Yine amacımın başka birşey değil sadece tartışmak olduğunu teyit için teferruat noktalara (içinde hakaretler var) girmeyeceğim bile. Yine amacımın tartışmak olduğunu vurgularcasına kaçtığım iddia edilen tüm yerleri tartışmaya açmak istiyorum. Buyur İslam'la ilgili sana tuhaf gelen her ne varsa, sun tezini...

KRALMAS yazdı:Konuyu bitirip, bizi mat etmek, ateizmin insanları ahlaksızlığa teşvik ettiğini, islamın ise ahlak timsali insanlar oluşturduğunu ıspat etmek mi istiyorsun? Şu sorulara adam gibi net ve yalın cevap ver, bu kadar laf salatasına, acıtasyona, kıvırmaya gerek yok. Sırf bizi kolayca mat et diye, ülke isimlerinden de sadece bir tane diyorum ha, çoğunluk falan hepsini rafa kaldırdık. Hadi bakalım aslanım, mat et bizi.


tekrardan...

Ateizmin insnalrı ahlaksızlığa teşvik ettiğini hiç bir yerde söylemedim. Bilmem kaçıncı kere söylediğim şudur...

Ateist de diğer insanlar gibi ensestten iğrenir ve diğer insanlar gibi ahlak sahibidir. Onun açısından paradoks olan ve beni bunları yazdıran şey ahlakının kaynağını bilmemeleridir

Bu iddiayı destekler mahiyette sizin ekol olarak maddeci olduğunuzu maddecilerin (materyalistlerin) evreni oluşturan bütünün maddelerin toplamından mürekkep olduğundan hareketle, neden masadaki maddelerin atomlarıyla Hz Peygamber'in cinsel organındaki atomları aynı kefeye koymadıklarını, bu aynı kefeye koymayışın hangi bilimsel olgu ile ilgili olduğunu, bazı maddelerin nasıl olupta madde dışı bir takım hususiyetler atfedilerek (ar, edep, utanmazlık, hayasızlık, iffet, pedofili) değerlendirildiğini sormuştum. Şimdi bunun nersinde ahlaksızlık ithamı var?

KRALMAS yazdı:1- Eğer İslam konusunda bizim verdiğimiz "ıspatlı, canlı-kanlı" örnekler yanlış ise, senin "hayalindeki şekliyle" İslam'ı uygulamış, islam kanunlarıyla yönetilen bir ülke göster.
2- Eğer İslam sübyancılığı teşvik etmiyor ise, kanunlarında sübyancılığın yasak olduğu, İslam kanunlarıyla yönetilen bir ülke göster.
3- Eğer ateizm insanları ahlaksızlığa teşvik ediyorsa, kanunlarında sübyancılığın yasak olmadığı, ateist çoğunluğa sahip bir ülke göster.


Kralmas, bak bunu daha öncede yazmıştın ve ben bu konuyu son defa yazıp nihayetlendirmek istiyorum.

Şu ülkeyi göster, sen gösteremezsin ben gösteririm anlayışı ikimizi de verimsiz bir sidik yarışının içine sürükler ve sidik yarışının kazanıldığı görülmemiştir. Üstümüze bulaşan sidik de cabası...

Bir teorinin (Kuran) içindeki şey pratikerlerinin (Müslümanlar) eylemlerinden dolayı her şart ve durumda suçlanamaz. Bugün hiç bir teori gösteremezsin ki, pratikerlerinden bir bölümü ölçüyü aşmış olmasın. Ama pratikerleri yüzünden teoriyi suçlamak aydınca bir tutum değildir. Şimdi ben bir kimseye şöyle desem:

"Adam ol baban gibi, eşek olma..."

O da cümleyi,

"Adam ol, baban gibi eşek olma..."

anlasa suç benim mi yanlış anlayanın mı? Ama sen teoride de sorun var diyorsan, sorunlu gördüğün kısmı şu an itibariyle paylaşalım. Hangi ayetse, hangi hadisse belirt başlayalım. Senin her ne kadar zaman zaman hakaretlere başvursan da, tartışmaya açık ve alakasız zamanlarda şoke edici küfürler savurup herşeyi berbat eden bir yapıda olmadığını düşünüyorum.
Şeytanın yaptığı en büyük kurnazlık bütün dünyayı yaşamadığına inandırmaktır.

"The Usual Suspects" filminden

Kullanıcı avatarı
Q_continuum
Admin
Mesajlar: 588
Kayıt: 16 Ağu 2011, 10:03
Felsefe: Ateizm

Re: Türk Ateistlerine Kullanım Kılavuzu

Mesaj gönderen Q_continuum » 12 Ağu 2012, 06:37

Bu Very Self ve hakdogan kesin paralı motor veya troll, Ramazan ayında ekstra bonuslu sevap da kazanırız ayaklarına ilahlarına yaltaklaniyorlar. Ya da oruç tutmaktan beyinleri gıda almayı artık unutmuş, cennette huri vaatli şizofren delüzyonları hat safhaya varmış, şuursuz kürek çekiyorlar.
"Bağnazın zihni gözbebeği gibidir. İçine ne kadar çok ışık tuttarsanız o kadar çok daralır", Oliver Wendell Holmes, [1841-1935].

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 930
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Türk Ateistlerine Kullanım Kılavuzu

Mesaj gönderen KRALMAS » 12 Ağu 2012, 12:38

hakdogan yazdı:Demokrasiden dem vurduğumu hatırlamıyorum. Ben anti-tez'le ilgilenmeyi severim. Bu bağlamda İslami forumlara ilgim, oralarda olan bitene dair bilgim de yok. Şahsi fikrim, küfür&hakaret vs olmadıkça, fikri planda inanır olmayan birisinin de oralarda var olmaya hakkı olduğu yönündedir.
Sebepsiz yasaklama konusunu, "demokratik olmayan" ortamla bağdaştırmak için "Einstein" seviyesinde olmanız gerekmiyor.
hakdogan yazdı:Ne alaka çözemedim! Öyle davranmanız niye daha demokratik olsun, ya da öyle davranmamış olmanız şu anki tutumunuzu niye demokrat bulmaya yetsin?
"Mesela ilk mesajınızın ardından, cevap hakkınızı elinizden alıp, yazılan sonraki yazıyı cevap diye zorla kaktırıp, sizi hakaretler eşliğinde forumdan engellesek/atsak ne düşünürdünüz, o zaman daha demokratik mi olurduk?" cümlesi,
"İslami forumlarda ki Ateistlere karşı uygulanan tutumu, size uygulasak, daha mı demokratik olurduk" cümlesinin, açılmış halidir, ateistlere ithaf ettiğiniz yasaklama iddianızla oldukça tutarlı bir anlatımdı. Ama gerçekten de islami forumlarda bulunmadı iseniz, anlamamış olmanız normal sayılabilir.
hakdogan yazdı:Burada doğruyu söylemiyorsun. Bence dön, yazdığına tekrar bak, bana hak vereceksin.
Zira siz, uygulamadaki özneden yani Müslümanlardan hareketle düpedüz İslam'ı eleştiriyorsunuz.
Kişi şunun farkında olmalı. Teori ile teoriyi pratike etmeye çalışan arasında bir ayrım vardır.
Siz bu ayrıma hiç dikkat etmeden, üstelik çoğu kez pratiği de yamultarak, teoriye saldırıp, onu geçersiz kılmaya çalışıyorsunuz.
"Biz inancı değil, inancı kaynaklarını göstere göstere uygulayanların davranışlarını tartışıyoruz." yazıma ithafen bunu söylemişsin. Cümleleri kısa kesince anlama sıkıntısı çekiyorsunuz belli oldu zaten, o sebeple biraz açayım senin için konuyu. Biz sizlerin iddia ettiği gibi, insanların kişisel inançlarını yargılamıyoruz, kişisel inanç ve din tamamen farklı konulardır. İnancın herhangi bir kaynağı olabilirde, olmayabilirde, bu kişinin ne düşündüğüne göre değişiklik gösterebilir. Örneğin, iki Türk müslümanı, İslam inancını paylaştığını iddia ederken, birisi diğerinin kabul ettiği hadisleri reddediyor olabilir. Biz bu kişilerin, kişisel dünyalarındaki, inançlarına (bize etki etmiyorsa) karışmayız. Ancak konu eğer, belirli kaynaklara dayandırılan ve kanunlaştırılan din ise durum değişir. Çünkü din belirli kaynaklara sahiptir, bu kaynakların günlük yaşamda faşist yöntemlerle uygulanmasını, kanunlaştırılmasını emreder, onu uygulayanlar bu kaynaklara bağlı olarak bir eylem yaptıklarında ise, din'de en az onu uygulayan bu insanlar kadar, bu uygulamadan sorumludur. Yani iddia ettiğinizin aksine, teori ve pratik aynı hizadaya geliyor ise, teorininde hatalı olduğunu kabul etmek gerekir.

Buna anti-tez örneği olarak "nazar boncuğu" verilebilir. Nazar boncuğu, İslam dininin herhangi bir kaynağında geçmez, ama çevremizde ki, pek çok müslüman bunu şeytandan korunmak için hala kullanmaktadır. Bu insanların, kaynaklarda geçmeyen, bu "nazar boncuğu" nu kullanmalarından ötürü, "İslam'da nazar boncuğu puttur" dersek, o zaman teoriyi haksız yere yargılamış oluruz. Ama kaynaklarında, "henüz adet görmeyen eşlerden", "kadını dayakla itaate zorlamaktan", "çok eşlilikten" vb.. bahseden bir dinin, bunu göstererek pratikte sübyancılığı, kadın dövmeyi, çok eşliliği vb.. uygulayan insanlar olmasına rağmen, sorumlu tutulamayacağını söyleyemezsiniz.
hakdogan yazdı:Batı ve tarihini, bugününü biraz öğrenmenizi tavsiye ederim.

Yüzyıllarca din savaşlarına konu olan medeniyetin, coğrafyanın adıdır batı. Bugün hala, katolik-protestan çelişki ve mücadelesi devam etmektedir. Hala pek çok noktada, bu çelişkinin siyasi ve ekonomik sonuçları gözlemlenmektedir. Katolik/Protestan çelişkisi olmadan İngiltere-Kuzey İrlan'da sorununu, Anglosakson kültürünün neden neşvü nema bulduğunu ve hatta kapitalist ahlakı anlayamazsınız.

Dolayısıyla bugün, bir katolik protestanlıktan, bir protestan da hala katolizm'den muzdariptir.

Fakat bütün bunlara, özellikle kanlı bir mücadele tarihine sahip olmalarına rağmen, bırakın katolik-protestan kitleyi, ateist akımlar dahi batı'da kendilerini ötekine nefret üzerinden var etmek gibi alçaltıcı bir işe tevessül etmemişlerdir.

Batı'da andığım ahvalin aksine, doğu, üzerinde yaşadığımız topraklar ise dün ve bugün hala eşi görülmemiş bir ortak yaşam tecrübesine sahiptir. Pek çok batılı düşünür bunun farkındadır, teslim etmektedir. Ama yurdum ateisti bunu da bilmemektedir. Ve bu ortak yaşam kültürünün asli zemini İslam'a nefret üzerinden kendini ifade etmekte, bir anlamda var kılmaktadır.

Ne kadar alçaltıcı bir hal!
Siz istediğiniz kadar zorlayın, bu insanlar yüzlerce yıl önceki olaylardan, bizim günümüzde hala yaşamakta olduğumuz olaylar kadar etkilenemezler. Onlar için bu olaylar tarihin pis ve kirli raflarında yer alan, geçmişte kalmış yazılardan ibaret. Bizim için ise faşizm canlı-kanlı karşınızda yaşanmaya devam ediyor, taş-sopa yaraları cildinizde yer ediyor, unutmanızı engelliyor.

hakdogan yazdı:Hala bu ucuzculuk devam mı ediyor?

"Mini etekli kızı diri diri yaktılar", "erkek hastasını muayene etmedi", "başı açık kadını taksiye almadı" türü masa başı asparagasları, İslam'a olan kininize kılıf yapmaya hala mı devam ediyorsunuz?

Ucuzculuk bu, yapmayın.
Taşlanan binaların birinin içinde, bizzat bulunmuş biri olarak söylüyorum, ucuzlukmuş/asparagasmış HADİ ORDAN! İşinize gelmeyen, dininizin gerçeklerini yüzünüze çarpan her şey size asparagastır zaten. Ama yok bilmemne efendi, şeyh, cart, curt havada durdu, yok testi kendi kendine su döktü, yok efendi muhammed ile, allah ile konuştu vb.. dendiğinde, asparagas/ucuzluk aklınızın ucundan bile geçmez.
hakdogan yazdı:Müslümanları düşünün. Onlar, namaz kıldıkları için ordudan atılmalarına, cephede bu ülke için şehit düştükleri, gazi oldukları halde annelerinin garnizonlara sokulmamasına, eşlerinin, kızkardeşlerinin üniversite kapılarında gözyaşlarına boğulmasına bakıp, buradan devşirdikleri meşruiyet(!) ile, üzerlerine bomba sarıp gördükleri ateiste sarılıp havaya mı uçursunlar?

Bunu yapmaya kalksalar, yukarıda sergilediğin mantık gereği mazur mu görülmeliler?

Saçmalık bu.
Ucuzluk diyordun ya, tam olarak tarif etmişsin işte, türbana/çarşafa girip de, şeriat isteyen bir kadının, şeriatın sonunda kadınların okuma şansı olmayacağını da bilmesi lazım. Zira ergenliğe adımını atar atmaz, bazende daha atmadan, çoktan ücret (mehir) karşılığı birine satılmış olacaktır. Ha birde bu provakasyonla hareket edenlerin çocukları ne hikmetse bakıyoruz müslüman ülkeler yerine, Amerika'lara, Almanya'lara gönderiliyor okusunlar diye, bu da işin ironisi olsa gerek. Birde bu şehit-gazi yakınlarının afedersin garnizonda ne işleri var? Bilmiyorsun heralde, cenaze/yaralı garnizonda tutulmuyor, hastaneye/morga gönderiliyor, tabii amaç provakasyonsa, gidip denerler girmeyi. Hakketnde saçmalık bunlar yani. Bunlar bahane, asıl amaç şeriat ile gelen sübyancılığı özgürce yaşayabilme, çok eşlilikten özgürce faydalanabilme, kadınları özgürce dövebilme vb..
hakdogan yazdı:Yukarıda "Biz inancı değil, inancı kaynaklarını göstere göstere uygulayanların davranışlarını tartışıyoruz" diyordun, şimdi "sadece kaynağı değil" diyerek kaynağı da, yani inancı da eleştirdiğinizi, yargıladığınızı söylüyorsun.

Dediğim gibi, burada hem doğru söylemiyorsun hem söylediğin yöntem doğru olan yöntem değil.

Salt uygulayıcı üzerinden, teoriyi mahkum etme gibi bir el çabukluğu, hokkabazlığı var burada. Üstelik "tek kale maç" zihniyetiyle. Oysa önce "yargılıyoruz" diyen sizlerin yargılama ehliyetiniz var mı yok mu, bunu tespit etmeliyiz.
Buna yukarıda cevap verdim.
hakdogan yazdı:Cahilce sözler bunlar. Mesajın içinde ve öncesinde @Very Self'e yazdığında da bolca "sübyancı" lafı geçiyor ama senin sübyancılıktan haberin var mı yok mu bu meçhul.

Bunu, konu içinde Talak 4 etrafında söylediğin komik sözlerden hareketle söylüyorum.

Saçma sapan çıkarımlarınıza önce kendiniz iman edip, sonra bu iman üzerinden "bu nasıl iş?" diye sormayı meslek edinmişsiniz.
Gerizekalı taklidi yapıyorsun heralde? Bu ayeti göstererek sübyancılığı uygulayan ateistler mi, yoksa İslam dünyası mı, iyice bir düşün bence. Biz onların gösterip de "İslam da ahanda burada yeri var" diyerek uygulamalarını dayandırdıklarını gösteriyoruz size, ister beğenin, ister beğenmeyin, bu bizim sorunumuz değil. Onların bu uygulamaları konusunda biriniz olsun çıkıp bir şey yapmıyorsunuz ama biz konuyu dile getirince, kalkıp bize kızmaktan da geri durmuyorsunuz ne hikmetse.
hakdogan yazdı:Anladığım kadarıyla, temelde avrupanın kuzeyinde, iklim sebebiyle regl olma yaşının bir hayli ileride olmasından kaynaklanan ve batının bunu bütün dünyaya bir standart olarak pazarlamasından mülhem, 18 yaş(sahi hiç düşündünüz mü? neden 17, 19 değil de 18?) altı her cinsel birlikteliği sübyancılık olarak görüyorsunuz.
Bu yazından şunu mu anlamalıyım, sana göre "eğer çocuk regl olmuşsa, hayatının büyük bölümünü birlikte yaşayacağı, hiç tanımadığı, kendinden yaşça çok büyük olan bir adamla, evlilik bağı kurup, yatağa girmeye hazırdır"? @Very Self bundan iğrendiğini açıklamıştı mesela sen ne düşünüyorsun bu konuda? Örneğin 11 yaşında bir kızın ve kardeşin olsa, 40-50 yaşında biri gelip, "ben sizin ufaklığa karşı bazı şeyler hissediyorum" diyip ücretini (mehir) ödeyip kızını/kardeşini istese, ona satabilir misin? Veya tam tersi, küçük kızlara karşı herhangi bir ilgi duyuyor musun, 11 yaşında bir kız görünce, yahu bunu alayımda yatağa atayım mı diyorsun veya peygamberinin sünneti gereği 11 çok mu büyük diyorsun?

16-18 yaş sınırının amacı, bu yaşa gelen geçlerin, artık eğitimini almış, ergenlik dönemini/sorunlarını geride bırakmış, kendi fikirlerini yürütüp, kendi kararlarını verebilecek, dolayısıyla kendi ayakları üzerinde durabilecek olduğu kanaat edilerek kararlaştırılmıştır. Bu sayede bu yaşa gelen genç, evlenmek isteyip istemediğine, istiyorsa bunu kiminle gerçekleştireceğine, kendisi karar verebilir. Ama aynı şeyi 11 yaşında bir kız çocuğu için söylemek ne kadar mümkün olabilir?
hakdogan yazdı:Ne kadar garip, ne kadar anti-materyalist bir yaklaşım.
Materyalizm'i hayvansal zekaya indirgeseydik, haklı olabilirdiniz.
hakdogan yazdı:Önce pedofili nedir, cinsel birliktelik için evrensel bir yaş sınırı tayini mümkün müdür vb soruların cevaplarını öğrenin.
Pedofili tam olarak henüz kendi kararlarını veremeyen bir çocuğun, kendinden yaşça büyük ve karşı çıkmasının imkansız olduğu bir yetişkinle birlikte olmasıdır. Örneğin 11 yaşındaki bir kız çocuğunun, 18+ yaşında bir adamla ilişkiye girmesi açık ve net pedofilidir. Var mı bir itirazın? Bugün İslam kanunlarıyla yönetilen ülkelerde bu evlilik alenen, hatta bizimki gibi ülkelerdede gizli olarak uygulanmaktadır, ona söyleyecek bir şeyin var mı?
hakdogan yazdı:Ardından ben size Talak 4'de yaptığınız hokkabazlığı, ilgili yerde detaylı detaylı anlatayım.
Ben sana daha önceki bir yazımdan alıntı yapayım da öğren bari neymiş.
KRALMAS yazdı:Verdiğim talak-4 ayetinin ilgili metinlerinin, boşanma durumundaki bekleme süresi haricinde önceki ayetlerle herhangi bir ilişkisi yoktur, bizi de zaten orada ki boşanma durumunda ki bekleme süresi değil çocukla yapılmış evliliğin sonlandırılmasından bahsediyor olması ilgilendirmektedir, lgili olmadığı içinde ayetleri getirmeye lüzum görmüyorum. Gelelim orada çocuklardan bahsedilmiyor şeklinde ki boş iddialarına. Verdiğim ayet bizzat diyanet çevirisidir ki, o çevirinin üst üste kaç kontrolden geçtiğini tahmin ediyorsundur heralde, yine de oldu ya hata yaptılar diyelim, aynı hatayı kaç tane çevirmen daha üst üste yapmış olabilir sence? Bir mi, iki mi, üç mü hayır hayır aşağıda ki linkte metnin arapçası ve türkçe çevirileri mevcut ve oradaki çevirmen sayısına bakacak olursak bu sayı on yedidir ki orada olmayan çevirmenleri hesaba bile katmadık henüz;

http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilast ... =65&ayet=4

Hadi bu yıllarca islam tarihi ve arapça üzerine tahsil yapmış, hayatını buna adamış bu adamların hepsi salaktı, aynı hatayı yaptılar diyelim, elin tahsilli arabı hem de yaşadığı ülkede oldukça söz sahibi olan birileri çıkıyor, kendi dilinde okuduğu Kuran ve hadislerden sübyancılığa dem vurup, evlilik yaşının düşürülmesi gerektiğini savunuyor, bu adamda mı kendi dilinde okuduğu Kuran'ı ve hadisleri yanlış çevirmiş(!)? Sana kalsa bir milyar arabada dinlerini bilmediklerini söyleyecek, çıkıp Türkiye'de Allah'ın kanunlarını bile uygulamayan bu laik-demokratik ülkede yaşayan, otuz-kırk milyoncuk belkide daha az insanın doğru islamı uyguladığını söyleyeceksin bizlere.

Araplarda, bizde ne okuduysak onu anlıyoruz, aramızda ki fark ise şu, arap toplumunda sübyancılık gayet normal bir durum, adamlar bunu uygularken ahlaki açıdan herhangi bir rahatsızlık duymuyorlar, o yüzden de kolayca benimsiyorlar ayet ve hadisleri, ben ve sen ise yaşadığımız toplumda sübyancılığın ahlaksız ve iğrenç bir davranış türü sayılmasından ötürü, okuduklarımızdan memnun değiliz, ikimizin arasında ki farkı oluşturan şey ise, ben inancımı sorgulayıp, böyle din olmaz diyorum ve ondan uzaklaşıyorum, sen ise dinini sorgulayamayacak kadar korkak olduğundan, yazılanları değiştirip-çarpıtarak yumuşatma yoluna gidiyorsun, böylece onu kendin için daha tahamül edilir hale getirdiğini sanıyorsun, ama bunu yaptığında gerçek islamı yaşıyan bir milyar insanın, Kuranı ve hadisleri göstererek canlı-kanlı söylemleri ve eylemleri ile gerçekleri ortaya koymasına engel olamıyorsun. Zira islamı yanlış anlayan onlar değil, yanlış anlayan kişi okuduğunu beğenmediği için değiştirip-çarpıtma yoluna gidendir, bu da sen ve senin gibiler oluyor.

Ha diyeceksen ki "illede tefsir (yani şu beğenmediğin çevirmenler gibi bir kişinin kişisel yorumu) üzerinden Kuranı değerlendireceğm", o zaman konuyla ilgili talak-4 de ki sübyancılığı destekleyen tefsirleri getireyim sana birde.
Mevdudi, Tefhimu'l Kuran, Talak/4'ün tefsiri

Büluğa ermediği için hayız görmeyen veya bazı nedenler dolayısıyla geç hayız gören ya da çok büyük bir istisna olup da hiç hayız görmeyen kadınlar, hayızdan kesilmiş kadınlar gibi talaktan sonra 3 ay iddet beklerler.
Kur'an'ın bu açıklamasına göre, burada "Mudhale" (kocasıyla gerdeğe girmiş) bir kadının sözkonusu olduğuna dikkat edilmelidir. Çünkü mübaşeret olmasaydı eğer, iddet sözkonusu olmazdı. (Bkz. Ahzab: 49) Bu yüzden, henüz hayız görmeye başlamamış kızların, iddetinin beyan edilmesinden anlaşıldığına göre, bu yaştaki kızlarla evlenmek ve kocalarının kendileriyle cinsel ilişkide bulunması caizdir. Dolayısıyla Kur'an'ın caiz gördüğü bir davranışı hiçbir Müslümanın yasaklamaya hakkı yoktur.
.
Seyyid Kutub, Fizilal'il Kuran, Talak/4-5'in tefsiri

Boşanma sonrası bekleme döneminin süresine ilişkin bu sınırlandırma hayız görmeyen, bir de hamile olmayan kadınlar içindir. Hayız görmeme durumu hem hayızdan kesilmiş kocamış kadınlar hem de yaşının küçüklüğünden veya bir hastalıktan dolayı henüz hayız görmeyen kadınları kapsıyor.
Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran Tefsiri, Talak/4'ün tefsiri

Ve o kadınlar ki, altmış veya elli beş yaşında oldukları için hayzdan kesilmişler veya pek genç oldukları için henüz hayz görmeğe başlamamışlardır, eğer bunların boşandıkları vakit iddetleri hususunda şüpheye düşmüş iseniz biliniz ki: onların iddetleri üç aydır. Bu kadar müddet bekleyince kendilerini boşamış olan kocaları ile bağları tamam kesilmiş olur, artık başkaları ile evlenebilirler.
Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini - Kuran Dili, Talak/4'ün tefsiri

Bunlar gerek on yedi yaşından küçük olup henüz büluğa ermemiş olduklarından dolayı hayız görmemiş olanları ve gerek büluğ yaşının en üst sınırı olan on yedi yaşını geçmiş, binaenaleyh yaş itibariyle büluğa ermiş oldukları halde âdet görmeyenleri kapsamaktadır.
Alıntı: http://ateistplatform.org/forum/viewtopic.php?f=5&t=201
hakdogan yazdı:Birincisi ben ülkemle ilgiliyim. Takip edebildiğim kadarıyla batılı ateistlerde, burada ifade ettiğim türden defolar görmediğimi ifade etmiştim.

İkincisi çoğunluğu bırak, birden fazla kişiyi konu ateizm olduğunda ne Türkiye'de ne Dünya'da baz alamayız, zira ateistler arasında gevşek dahi denebilecek bir ortaklık bağı mevcut değil. Bu yüzden ateist sayısınca ateizm algısı bizi karşılıyor ve özellikle Türkiye'de bir ateistle tartıştığınızda konu mutlaka "meseleyi kişiselleştiriyorsun"a geliyor.

Bu bağlamda karşınıza alıp tartıştığınız ateist, kendisini kollektif bir bütünün parçası değil, salt bir birey olarak ifade ettiği halde, duruma dair eleştirilerinizi "kişiselleştirme" olarak yaftalayıp ağlama sızlama faslı geçebiliyor.

Yüzlerce tecrübe ile sabittir bu ve işin doğası(kolektivizm sorunuz) açısından da öngörülebilirdir.
Sonuçlara çoğunluğun davranışları etki etmeyecekse, ne edecek, sadece işinize gelen kısımları kabul ederek, ne kadar objektif yaklaşımlarda bulunabilirsiniz ki?
hakdogan yazdı:Önem 2 noktada toplanıyor.

1- Sizin orjinal tek bir eleştiri getiremediğinizi göstermek.
2- 5. kol faaliyetleriyle maruf oryantalist hareketin gönüllü ajanlığına soyunduğunuzu tesçillemek.
1- Tek bir konudan, bizim hiç bir konuda orjinal eleştiri getiremediğimiz sonucuna mı ulaşıyorsunuz, tebrikler.
2- Estağfurullah Sizden ala oryantal olmaz. Gerçekleri reddetmek için yaptığınız kıvırmalarla, Asena bile yanınızda çömez kalır.
hakdogan yazdı:Okumadan ahkam kesmek benim değil, ezberci yerli! ateistlerimizin işi.

Sorununuz, soruyu anlamamak, bu sebeple de soruya cevap verdiğinizi sanmak.

Ahlakını "kendinize yapılmasını istemediğiniz şeylerin, başkasına yapılmaması" mottosuna bağlamışsın ya, ben bunun kaynağını soruyorum. Nedir bunun kaynağı?

Mesela materyalizm mi? Kemalizm mi? Yoksa paşa gönlün mü?

Bu formülasyonla ifade edilen tutumlar bütünü neye refere ediyor?
İroni.
hakdogan yazdı:Cevabı aranan soru bu.
KRALMAS yazdı: Yüzüne ahlaki kaynağım dediği kitaptan sübyancılığa ehliyet veren ayeti çarptığımız halde
O noktada yaptığınız, 4 işlem bilgisine bile tam sahip olmadan "Kur'an'da matematik hatası var" saçmalığına benzer bir saçmalık.

Dolayısıyla, yüze çarpılan bahsettiğiniz türden bir ehliyet ile değil, yine yeniden İslam'a fransızlardan daha fransız yerli! ateistimizin bir çarpıtmasıyla karşı karşıyayız...
Aksine siz yalama olmuşsunuz, sıkıyoruz, bastırıyoruz, ama hala dönüp duruyorsunuz olduğunuz yerde. Şahsen bir gün gerçekleri görebileceğinizden de şüpheliyim.

Kullanıcı avatarı
hakdogan
Üyeliği Sonlandırılmış
Mesajlar: 17
Kayıt: 09 Ağu 2012, 18:50
Felsefe: İslam

Re: Türk Ateistlerine Kullanım Kılavuzu

Mesaj gönderen hakdogan » 12 Ağu 2012, 18:22

KRALMAS yazdı: Cümleleri kısa kesince anlama sıkıntısı çekiyorsunuz belli oldu zaten, o sebeple biraz açayım senin için konuyu. Biz sizlerin iddia ettiği gibi, insanların kişisel inançlarını yargılamıyoruz, kişisel inanç ve din tamamen farklı konulardır.
Uzun ya da kısa farketmez, mantıklı her cümleyi, yazıldığı/söylendiği dile vakıf isem anlarım.

Ama sizin gibi, 1 önceki posta söylediğini sonrakinde çeviren, revize eden olmadı tamamen unutanları anlamak ne mümkün. Ben sana "Müslümanlardan hareketle düpedüz İslam'ı eleştiriyorsunuz" diyorum, buna kısa bir "evet" itirafıyla mukabele edeceğine "iddia ettiğin gibi, kişisel inançları yargılamıyoruz, dini yargılıyoruz" diyorsun.

E ben ne diyorum?

Türkçe konusunda sıkıntı var anlaşılan.

KRALMAS yazdı: Ancak konu eğer, belirli kaynaklara dayandırılan ve kanunlaştırılan din ise durum değişir. Çünkü din belirli kaynaklara sahiptir, bu kaynakların günlük yaşamda faşist yöntemlerle uygulanmasını, kanunlaştırılmasını emreder, onu uygulayanlar bu kaynaklara bağlı olarak bir eylem yaptıklarında ise, din'de en az onu uygulayan bu insanlar kadar, bu uygulamadan sorumludur.
Sadece Türkçe sıkıntısı değil, mantık denen nimetten de nasibiniz yok.

Söylenen şey "teorinin pratikte yanlış implementasyonundan teori nasıl mesul tutulur?"

Cevap: "Teoriye %100 uyumlu uygulama teoriyi bağlar!"

Hiç mantık dersi almadınız mı?
KRALMAS yazdı: Buna anti-tez örneği olarak "nazar boncuğu" verilebilir. Nazar boncuğu, İslam dininin herhangi bir kaynağında geçmez, ama çevremizde ki, pek çok müslüman bunu şeytandan korunmak için hala kullanmaktadır.
Deme :shock:

Nazar boncuğu nazardan(hasetli bakış diye oku bunu) sakınmak adına kullanılan, batıl bir şeydir. Şeytanla konunun bir ilgisi yok. Yaşadığınız topluma fransız kalmayın.
KRALMAS yazdı: Siz istediğiniz kadar zorlayın, bu insanlar yüzlerce yıl önceki olaylardan, bizim günümüzde hala yaşamakta olduğumuz olaylar kadar etkilenemezler.
Öyle mi?

O vakit Kuzey İrlanda'da her yol "Orange günü yürüşü" vesilesiyle, Protestanlarla Katolikler yeşillik olsun diye birbirlerine giriyor!

Sadece Türkiye'ye değil, Dünya'ya da fransızsınız.
KRALMAS yazdı: HADİ ORDAN!
Saydığım 3 olay da meşhur asparagaslardandır. Birincisinin dolaşıma sokucusu çok sevdiğinizi tahmin ettiğim Özdemir İnce ağabeyinizdir.

O bakımdan "hadi oradan"ını al, git biraz necip türk basınının asparagaslar tarihine zoom yap. Bari bu konuya fransız kalma.
KRALMAS yazdı: Ucuzluk diyordun ya, tam olarak tarif etmişsin işte, türbana/çarşafa girip de, şeriat isteyen bir kadının, şeriatın sonunda kadınların okuma şansı olmayacağını da bilmesi lazım.
Bu cehaletiniz beni öldürecek.

Yahu bir tarafınızdan bir şeyler uydurup, sonra buna iman edip sonra da bu iman üzerinden nasıl ahkam kesebiliyorsunuz. Bari bunu bana karşı yapmayın ki sizi mahcubiyet gayyalarına yuvarlamayayım.

İslam'da kadın erkek, her Mü'min'e ilim farzdır. Farz-ı ayn'dır.
KRALMAS yazdı: Ha birde bu provakasyonla hareket edenlerin çocukları ne hikmetse bakıyoruz müslüman ülkeler yerine, Amerika'lara, Almanya'lara gönderiliyor okusunlar diye
Ha yani tesettürlü kadın oğlunu güle oynaya, davulla zurnayla askere yollarken provokasyoncu olmuyor da, mesela yemin törenini izlemek istediği anda birden provokatör oluyor hemi?

Yesinler sizin böyle çürük hükümler veren o zihin yapınızı, sevsinler sizin sahte özgürlükçülüğünüzü.

Bu İnsanlar çocuklarını nerede okutacaklarını size mi soracaklar? Bu ülkede okuma imkanı buldular da, keyiften mi Amerika'ya, Almanya'ya gönderiyorlar çocuklarını? "Amerika'da, Almanya'da vb ülkelerde ülke İnsanım okumakta sıkıntı yaşamıyor da, memleketim de neden yaşıyor?" diye düşüneceğine "ne hikmetse" diye, kapasiteni aşan çözümleme faaliyetlerine giriyorsun.

Garip.
KRALMAS yazdı: Birde bu şehit-gazi yakınlarının afedersin garnizonda ne işleri var? Bilmiyorsun heralde, cenaze/yaralı garnizonda tutulmuyor, hastaneye/morga gönderiliyor
Allah'ım sana geliyorum :D

Ya siz hakikaten zır cahil misiniz, yoksa zır cahil taklidi mi yapıyorsunuz?

Cenaze için bu İnsanların garnizonlara, askeri tesis ve mekanlara alınmadığını mı ifade ettim? Cenaze için değil ama bak saydığın hastane için dahi bu sıkıntı yaşandı. Askeri hastahanelere de bir dönem alınmadı bu İnsanlar.

Kimler?

Çocuklarını ateş hattına, bu ülkeyi savunsunlar diyen gönderen İnsanlar.

Bu İnsanlara karşı sergilenen bu ayrımcı tutumu savunmaya utanmıyor musunuz?
KRALMAS yazdı: Buna yukarıda cevap verdim.
Cevap sandığın şeyin çelişkisini sana gösterdim, göreceğine zerre ihtimal vermeyerek.
KRALMAS yazdı: Bu yazından şunu mu anlamalıyım, sana göre "eğer çocuk regl olmuşsa, hayatının büyük bölümünü birlikte yaşayacağı, hiç tanımadığı, kendinden yaşça çok büyük olan bir adamla, evlilik bağı kurup, yatağa girmeye hazırdır"?
Fantazilerini bir elbise olarak dikip, bana giydirmeye çalışıp, daha da komik olma. Talak 4 bahsinde yaptığınız üçkağıtçılığa değineceğim, merak etme. Bana göre değil, İslam'a göre olan nedir onu söyleyeceğim.
KRALMAS yazdı: 16-18 yaş sınırının amacı, bu yaşa gelen geçlerin, artık eğitimini almış, ergenlik dönemini/sorunlarını geride bırakmış, kendi fikirlerini yürütüp, kendi kararlarını verebilecek, dolayısıyla kendi ayakları üzerinde durabilecek olduğu kanaat edilerek kararlaştırılmıştır.
Sana "neden 17 ya da 19 değil de 18" diye sordum. Hiç düşündün mü? Kim belirlemiş bu standardı ve en önemlisi istisnasız her bir birey için bunlar geçerli olabilir mi? Yani yeryüzünde 16, 17 ya da 18 yaşına gelen herkes, istisnasız iyiyi kötüyü birbirinden ayrıt edebilme kabiliyetine sahip olup, evlilik yapabilir mi?

Bu ne saçma ve anti-evrensel bir kabul.

İnsan fıtratına ters ve zamanla değişmeye de mahkum olduğu için, ülkeler bu noktada mevzuatlarını değiştirme ihtiyacı hissediyorlar. Mesela yakınlarda Ukrayna reşit olma yaşını 17'den 18'e çekti. Avrupada birbirlerine ülkelerde, birinde yaş sınır 17, birinde 18.

Bir standart yok, olamaz da.

Bazen 20 ve üzeri bir yaşta dahi reşitlik şartları teşekkül etmemiş olabilir, bazen 18'den küçük bir yaşta dahi bu şartlar yerine gelmiş olabilir.

Dolayısıyla evrensel olma iddiasındaki bir hukuk sistemi, burada zaman(coğrafya ve beslenme alışkanlıklarından kaynaklı, son 150 senede avrupa'da bu konuda yapılan değişiklikleri inceleyin) ve mekana göre değişmesi mukadder bir yaş sınırı yerine, zaman ve mekanla değişmeyecek evrensel ölçüyü vaaz etmelidir.

İslam'da bunu yapmıştır.

Evlilik için akıl baliğ olma ve denklik ilkelerini getirmiştir.

Cinsel birliktelik içinde erkek kadın, tarafların akıl baliğ olması, cinsel ilişkinin tarafların ruh ve beden sağlığına zarar vermemesini şart koşmuştur.

İşte her zaman ve her devirde uygulayabileceğiniz evrensel bir norm.
KRALMAS yazdı: Materyalizm'i hayvansal zekaya indirgeseydik, haklı olabilirdiniz.
Materyalizm, İnsan için "konuşan hayvan" deme mektebi olduğu için, siz farkında olsanız da olmasanız da zaten indirgediğiniz yer o noktadır. Tabi burada hazin olan, yaşadığınız toplum, onun hakim inancı İslam ve diğer pek çok mevzu kadar, materyalizme de fransız kalmanız.
KRALMAS yazdı: Ben sana daha önceki bir yazımdan alıntı yapayım da öğren bari neymiş.
Benim sizden, cehaletinizin boyutu dışında öğrenecek bir şeyim yok maalesef. Kopyala yapıştır yaptığın şeyi ve içinde yaptığınız hileleri defalarca çürütmüş, ücretsiz terbiye seansları düzenlemiş birisiyim ben.

Evvela Talak 4'le ilgili şunu söyleyelim: Ayet metninde "henüz" kelimesi yoktur. Orjinal ifade "lem yehidne" dır, tam çevirisi hayız görmeyenlerdir. Bazı meallerde "henüz" ifadesinin yer almasını ancak meal tekniği ile açıklayabiliriz, zira bu ifade henüz hayız görmeyenleri de kapsadığından, meallere bu ifade geçirilmiştir. Ancak orjinal metinde olmadığının bilinmesi önemlidir.

Hayız görmeyenler kimlerdir?

-Adet gördükleri halde sonradan adetten kesilenler
-Ergenlik çağına geldiği halde regl olmayanlar
-Çeşitli problemler sebebiyle hiç hayız görmemiş olanlar.
-Ve son olarak henüz hayız görmemişlerdir.


Ayet, bu durumda olanların iddet sürelerini açıklıyor.

Şimdi soruyorum.

Bu ayetten yaş çıkarımını nasıl yapıyorsunuz?

Ayet metninde yer almayan "henüz" ifadesinden mi?

"Ayet metninde yer almasa da ayet o gurubu da kapsıyor?" diyenlere soruyorum, o gurup yani "henüz hayız görmeyenler"in, küçücük çocuklar olduğunu nereden çıkarıyorsunuz?

Kur'an, Nisa suresi 6. ayetinde evlilik için buluğ ve rüşd şartını ortaya koymuştur.

"Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin."-Nisa 6

Mealde evlenme çağı olarak çevrilen yerde orjinal ifade "beleğun nikah"tır. بَلَغُواْ النِّكَاحَ

Basit ilmihal bilgisine sahip herkesin bileceği bir şeyi söylüyorum size, İslam'da evlilik için bu iki şart, olmazsa olmazdır.

Bir diğer nokta, burada iddet'in hikmeti ile ilgilidir. İddet, bekleme süresi genelde gebelik(halvet ile ilgili olduğunda da zaten ortada cinsel ilişki yoktur) ile ilgilidir. Nesebin korunması için koyulmuş bir tedbirdir. Bu ayet, iddet süresini ifade ettiğine, iddet de genelde gebelik ile ilgili olduğuna göre şu soruyu yöneltmek lazım: Regl olmamış dişi, gebe kalabilir mi?

El-Cevap: Kalamaz!

O vakit, regl olmayan gebe kalamıyorsa, iddette genelde gebelik ile alakalı ise, halvet ile ilgili iddette zaten cinsel ilişki söz konusu değil ise ayetteki hayız görmeyenlerden maksat, buluğa ermeden evlenmiş ve cinsel ilişkiye girilmiş kızlar olamaz!

NOKTA

KRALMAS yazdı: Sonuçlara çoğunluğun davranışları etki etmeyecekse, ne edecek, sadece işinize gelen kısımları kabul ederek, ne kadar objektif yaklaşımlarda bulunabilirsiniz ki?
Söyleneni anlamamışsın, ya da anlamamaktan gelmek işine gelmiş.

Ben diyorum ki "konu ateist olunca, x konuda çoğunluk diye bir kollektiviteden söz edemiyoruz, zira x mevzuda x sayıda ateist kadar görüş, davranış var!"

Çaktın mı?
KRALMAS yazdı: 1- Tek bir konudan, bizim hiç bir konuda orjinal eleştiri getiremediğimiz sonucuna mı ulaşıyorsunuz, tebrikler.
Yıllara dayanan gözlemle bu sonuca varıyorum. Aksini ispat etmek çok kolay. Bana orijinal, patenti size ait, "din eleştirisi" olarak ifade edilebilecek kalitede tek bir eleştirinizi gösterin. Sitenize özel konuşmuyorum, topyekun yurdum ateisti adına bir örnek talep ediyorum.
KRALMAS yazdı: 2- Estağfurullah Sizden ala oryantal olmaz. Gerçekleri reddetmek için yaptığınız kıvırmalarla, Asena bile yanınızda çömez kalır.
Hahahaha :D

Allah'ım sana geliyorum :D

Eleman "oryantalizmi" dansözlük olarak anlamış.

Neden?

Çünkü oryantalizm nedir bilmiyor da ondan.

Yahu siz buralarda, hiçbir şey bilmediğiniz konularda ahkam keseyim derken komik duruma düşeceğinize, biraz okuyun, araştırın, eksiğinizi gediğinizi kapatınsana.

@Very Self'in "maddecisiniz" eleştirisine cevaben "siz de seccade kullanıyorsunuz, seccade maddedir, Kabe'ye yöneliyorsunuz Kabe maddedir" sığlığı gaf top 10 listende 1. sıradan 2. sıraya indi, yerine oryantalizm'le ilgili yukarıdaki sözün yerleşti.

Bu konuya dair çevir yazı yanmasın türü mesaj atmadan önce göz atman için, çoğu konuda tek kaynağınız wiki'den bir bağlantı paylaşıyorum.

Bu kıyağımı unutma.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Oryantalizm
KRALMAS yazdı: İroni.
Yanlış cevap.

"Ben kendimize yapılmasını istemediğim şeylerin, başkasına da yapılmaması ahlaki ilkesine bağlıyım ama, bu ilkeyi hangi referansa bağlayacağımı bilmiyorum" ise doğru cevap.

Biliyorum bunu itiraf etmek zor ama, o referans yaşadığınız toplum ve ondaki hakim inanç, İslam.

"Kul kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe iman hakikatine ulaşamaz" düsturunun sendeki tezahürü.

Aksi olsaydı "Bu formülasyonla ifade edilen tutumlar bütünü neye refere ediyor?" sorusunun cevabı verilebilirdi.

Ahlak ve kaynağı bahsi, en cahil olduğunuz alan.

Kaynağını bilmediğiniz davranışların failisiniz. Bulunduğunuz, İnsan için ne kötü bir pozisyon.
KRALMAS yazdı: Aksine siz yalama olmuşsunuz
Bu sözlerin bana kavgada dayağı yiyip, muhatabına fiziksel zarar veremeyeceğini anladığında onu psikolojik olarak rahatsız etmeye çalışan çaresiz çocuğun "acımadı ki acımadı ki" sözlerini hatrılattı...
Fezada boşluk işgal etmenin bir bedeli var...

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 930
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Türk Ateistlerine Kullanım Kılavuzu

Mesaj gönderen KRALMAS » 12 Ağu 2012, 20:13

hakdogan yazdı:Benim sizden, cehaletinizin boyutu dışında öğrenecek bir şeyim yok maalesef. Kopyala yapıştır yaptığın şeyi ve içinde yaptığınız hileleri defalarca çürütmüş, ücretsiz terbiye seansları düzenlemiş birisiyim ben.
Sen neymiş be ya, ömrünü İslam'a adamış onlarca çevirmenin çevirisini, bu kitabı kendi dilinde okuyan insanların uygulamalarını vb.. beğenmediğine göre, Allah dediğin Arap putundan bile daha iyi Arapça bilgin olsa gerek. Kopyala yapıştır yaptığım şey kendi yazımdır, orada benim yazım haricinde onlarca çevirmenden ayetin çevirisi olan bir link ve bazılarının tefsirleri de yer alıyor onları da okumamışsın belli ki. Sana da diğer arkadaş gibi diyecek bir sözüm yok zira, size kendi kitabınızın ayetlerini bile beğendiremiyoruz, buda ortada tartışılabilecek bir şey yok demektir.

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 930
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Türk Ateistlerine Kullanım Kılavuzu

Mesaj gönderen KRALMAS » 12 Ağu 2012, 21:14

hakdogan yazdı:Kur'an, Nisa suresi 6. ayetinde evlilik için buluğ ve rüşd şartını ortaya koymuştur.
http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilast ... e=4&ayet=6

Dansözden de betersiniz siz yahu, hayatınız yalan olmuş, ilgili ayet evlilik yaşını kısıtlamaz, yetim çocukları için evlenecek yaşa geldiklerinde mallarının verilmesi ile ilgilidir. Evlilik yaşını kısıtlayan, ergenlikten önce/sonra vb.. hiç bir ayet yoktur. Evliliğin ise ergenlikten önce gerçekleşebileceği Talak-4 ayetinde açıkca belirtilmiştir.

Adamlara ayet beğendiremiyoruz yahu, bunlar nasıl müslüman böyle? :)

Kullanıcı avatarı
hakdogan
Üyeliği Sonlandırılmış
Mesajlar: 17
Kayıt: 09 Ağu 2012, 18:50
Felsefe: İslam

Re: Türk Ateistlerine Kullanım Kılavuzu

Mesaj gönderen hakdogan » 12 Ağu 2012, 22:36

KRALMAS yazdı: Sen neymiş be ya
Hala öğrenemediysen de öğrenceksin, rahat ol.
KRALMAS yazdı: ömrünü İslam'a adamış onlarca çevirmenin çevirisini, bu kitabı kendi dilinde okuyan insanların uygulamalarını vb.. beğenmediğine göre
Şimdi primitifliğe gerek yok diyeceğim ama, primitifizm sizin genetik kodunuzda var.

Bak Talak 4'ün orjinal metni:

وَاللَّائِي يَئِسْنَ مِنَ الْمَحِيضِ مِن نِّسَائِكُمْ إِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَاثَةُ أَشْهُرٍ وَاللَّائِي لَمْ يَحِضْنَ وَأُوْلَاتُ الْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَن يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَل لَّهُ مِنْ أَمْرِهِ يُسْرًا

Arapça biliyorsan bana burada "henüz" ifadesinin hangisi olduğunu göster. Bilmiyorsan, bir bilene sor. Onu da yapamıyorsan hakdogan abini dinle ve daha fazla madara olma.
KRALMAS yazdı: Dansözden de betersiniz siz yahu
Dansöz derken?

Oryantalistleri mi kastediyorsun?

Hani "oryantalist" derken şarkiyatçıları değil, dansözleri algılayan bir beyne ve bilgi birikimine sahipsin ya, burada da "dansöz" derken belki şarkiyatçıları kastetmiş olabilirsin :D
KRALMAS yazdı: ilgili ayet evlilik yaşını kısıtlamaz, yetim çocukları için evlenecek yaşa geldiklerinde mallarının verilmesi ile ilgilidir.
Koçum, boyunuzdan büyük laflar etmeyin.

Bu forumdaki ilk mesajlarımda belirttim, burun kıllarınızı yolmak için kullandığınız cımbızla cerrahlık taslamayın.

Açıyorsun meali "yetim" ifadesini görüyorsun sonra bir naneden çakarmış gibi "ilgili ayet evlilik yaşını kısıtlamaz" diye işkembeden sallıyorsun.

Bak bilmemek değil, öğrenmemek ayıp.

Çok basit bir şey söylüyorum. Al eline bir ilmihal, evlilik bahsini aç. Akıl baliğ olma konusunu oku ve bak bakalım akıl baliğ olma nikahta bir şart mıdır değil midir?

Şart ise bu şart hangi nass'a dayanıyormuş.

Tekrar ediyorum: Bak bilmemek değil, öğrenmemek ayıp...
Fezada boşluk işgal etmenin bir bedeli var...

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 930
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Türk Ateistlerine Kullanım Kılavuzu

Mesaj gönderen KRALMAS » 13 Ağu 2012, 00:09

hakdogan yazdı:Bak Talak 4'ün orjinal metni:

وَاللَّائِي يَئِسْنَ مِنَ الْمَحِيضِ مِن نِّسَائِكُمْ إِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَاثَةُ أَشْهُرٍ وَاللَّائِي لَمْ يَحِضْنَ وَأُوْلَاتُ الْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَن يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَل لَّهُ مِنْ أَمْرِهِ يُسْرًا

Arapça biliyorsan bana burada "henüz" ifadesinin hangisi olduğunu göster. Bilmiyorsan, bir bilene sor. Onu da yapamıyorsan hakdogan abini dinle ve daha fazla madara olma.
İşiniz gücünüz dansözlük. "Henüz" kelimesi direk olarak yok haklısın, ama lem kipinden gelen "geçmişte yaşanmamış ve şuanda da yaşanmayan" anlamı gelmektedir, buda "henüz gerçekleşmedi" ile aynı anlamı taşımaktadır zaten. Sonuç itibariyle, anlamda değişen bir şey var mı? Yok. Neyi tartışıyoruz o zaman?

Anlamadığın nokta şu;
1- Onlarca birbiri ile alakasız çevirmen, ki bunların bir çoğu bu işe onlarca yılını vermiş, Arapça'yı senden-benden bin kat iyi biliyor, bu ayetten aynı anlamı çıkarıyor. Ne tesadüf değil mi?
2- Hadi çevirmenler hata yapıyor diyelim, oldu ya çevrilemiyor diyelim, Suudi Arabistan'da veya diğer Arap ülkelerinde, bu ayeti kendi dilinde okuyanlar bile, ayetin küçük yaşta evliliğe izin verdiğini söylüyorlar buna ne diyorsun?
3- Ezici çoğunluğun, bu kaynağı göstererek uyguladıkları, canlı uygulamalara mı bakacağız, yoksa sizin ortaya attığınız, bol kıvırtmalı ama ne hikmetse, sizden başka hiç bir müslümanın takmadığı ve uygulamadığı, boş lakırdılara mı?

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 930
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Türk Ateistlerine Kullanım Kılavuzu

Mesaj gönderen KRALMAS » 13 Ağu 2012, 00:24

hakdogan yazdı:Açıyorsun meali "yetim" ifadesini görüyorsun sonra bir naneden çakarmış gibi "ilgili ayet evlilik yaşını kısıtlamaz" diye işkembeden sallıyorsun.

Bak bilmemek değil, öğrenmemek ayıp.

Çok basit bir şey söylüyorum. Al eline bir ilmihal, evlilik bahsini aç. Akıl baliğ olma konusunu oku ve bak bakalım akıl baliğ olma nikahta bir şart mıdır değil midir?

Şart ise bu şart hangi nass'a dayanıyormuş.

Tekrar ediyorum: Bak bilmemek değil, öğrenmemek ayıp...
Şu yazıda boş lakırdıdan başka bir şey yok, zira sizin inandığınız şekliyle, hayal dünyanızdaki İslam'ı uygulayan müslümanlar yok ortada, masal aleminde yaşıyorsunuz. Siz istediğiniz kadar ayetleri çarpıtın, anlamını değiştirin, "yok efendim orda öyle yazsa da aslında böyle diyor" demeye devam edin, bir kez İslam kanunları yönetime geldi mi, bu boş lakırdıların esamesi bile okunmaz. Bu sayfada defalarca kez sordum, gayet basit bir soru, 2+2=4 gibi aynı, sana tekrar sorayım istersen.

İslam kanunlarıyla yönetilen ve sübyancılığın kanunlarında yasak olduğu, bir tane ülke var mı?
Gayet basit bir soru, şurada sayfalarca yapılan polemiğin gayet net ve açık cevabı aynı zamanda.

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Bing [Bot] ve 1 misafir