Müslümanlar neden yalancıdır?

Tüm dinlerin masaya yatırıldığı ve geniş kapsamda incelendiği bölüm. Dikkat! Bu bölüm dini inancınızı zedeleyebilir ve direncinizi kırabilir.
promete
Üye
Mesajlar: 53
Kayıt: 28 Mar 2012, 18:27
Felsefe: Agnostizm

Müslümanlar neden yalancıdır?

Mesaj gönderen promete » 14 Ağu 2012, 20:33

Müslümanların yalancılığı, Allah emri değildir. Hem bunu onlara Allah'ın emrettiğini zannederler, hem de yalancı olduklarının farkında değildirler. Oysa hakkını yemeyelim, tanrıları Allah'ın onlardan böyle bir yalan talebi olmamıştır. Müslümanlar bunu kendi kendilerine icat edip uygulayagelmişlerdir.

Bilindiği üzere, İslâm’ın beş şartı olduğu söylenir. Bu beş şartı kimin sayıp da koyduğu bilinmez. Kuran, özellikle böyle bir sayılı şarttan bahsetmez. Ayrıca Kuran’ın insanlara emrettiği şeyler beş tane değildir. Çok daha fazladır. Bu beşinin en önemlisi olduğuna kim karar vermiştir? Bu kararı veren, kesinlikle müslümanların tanrısı Allah değildir.

Bu beş şart, sırasıyla şunlardır:

1- Şehadet
2- Namaz kılmak
3- Zekat vermek
4- Oruç tutmak
5- Hacca gitmek

Şehadet dışındaki şartlar, inançsal değil, davranışsal (tapınsal) şartlardır. İnançsal olan şart, ilkidir. Yani müslüman olmak, müslüman kabul edilmek için ilk ve tek şart, Şehadettir. Diğer dört şart, bir müslüman olarak yerine getirmekle yükümlü olunan ama yerine getirilmediği takdirde dinden çıkılmayan, sadece günahkar ve eksikli olmak anlamına gelen şartlardır.

İşin daha ilginç yanı, ilk şartın Kuran’da emredilmemiş, diğer dördünün Kuran’da emredilmiş olmasıdır. Buna rağmen insanı müslüman yapan şart Kuran’da böyle bir şart koşulmamış olmasına rağmen şarttır, diğerleri ise farz olmalarına rağmen, yapılmadıkları takdirde insanın müslüman olmasına engel olmayan şartlardandır.

Birinci şart olan Şehadet’in başka bir özelliği daha vardır. Bu, islamın ilk şartı olan, adına “Kelime-i Şehadet” denen bu cümleyi söylemeyen hiç kimsenin müslümanlığına sahih olarak bakılmayan bu şart, içinde korkunç bir gerçeği barındırır.

Kelime-i şehadet’in açılımı Arapça okunuşu şudur: “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhü ve rasûlüh”. Türkçesi; “Şahitlik ederim ki; Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederim ki; Muhammet onun kulu ve elçisidir”.

Bu cümlede bir tuhaflık sezdiniz mi? Dünyada hiç bir insan, Muhammet devrinden başlamak üzere bu güne kadar ve bundan sonra da sonsuza kadar, hiç bir insan bu cümleyi kuramaz. Tabi, “ahlaklı ve aklı çalışan hiç bir insan” demek lazım. Yoksa bu cümleyi o kadar çok insan kuruyor ki, ben de bir zamanlar o kadar çok kurdum ki...

Şahit olmak, yalnızca duyu organları vasıtasıyla bizzat algılamış olmak demektir. Yani bir şeye şahitseniz, o şeyi ya kendi gözlerinizle görmüş, ya da kendi kulaklarınızla duymuşsunuz demektir. Birinin size anlattıklarıyla, o anlatılanlara şahit olunmaz. Şahitlik, çok önemli, değerli bir durumdur. Mahkemelerde de şahitler, söyleyeceklerine şahit olduklarına, yani gözleriyle gördüklerine ve/veya kulaklarıyla duyduklarına dair namus ve şerefleri üzerine yemin ederler. Bir şeye şahit olmadan, yani onu görmeden ya da duymadan “şahit olduğunu” söyleyenlere “yalancı şahit” denir ve yalancı şahitlik, yüz kızartıcı (utanç verici, ahlak dışı, aşağılık) bir suçtur.

Şimdi İsl’am’ın ilk ve en önemli şartına bakalım, ne diyor;

“Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur”. Muhammet’in kendisi bile bunu söyleyemez. Çünkü iddiasına göre, ona bunu Allah söylemiştir. Yani, kendisinden başka ilah olmadığını Allah ona söylemiştir. Bunu Muhammet’e göstermiş veya kanıtlamış mıdır? Hayır, sadece öyle olduğunu söylemiştir. Yani, Muhammet bile Allah’tan başka ilah olup olmadığını gözleriyle görmemiştir. Bunun böyle olduğu kendisine gösterilmiş, kanıtlanmış değildir. Muhammet bile bunu söyleyemeyecek durumdaysa, herhangi bir insan nasıl olup da “ben Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlik ederim” diyebilir? Eğer derse, “yalancı şahit” olur.

Yine “şahitlik ederim ki; Muhammet onun kulu ve elçidir” demek de mümkün değildir. Böyle bir şeye şahit olan var mıdır? Allah’ın Muhammetle konuştuğuna ve onu elçisi tayin ettiğine kulaklarıyla şahit olan var mıdır? Hatta, Muhammet’in, Allah isimli tanrının kulu olduğuna kim şahitlik edebilir? Eğer Allah’ın tek tanrı olduğuna şahitlik edemiyorsak, elbette Muhammet’in de onun kulu olduğuna şahitlik etmemiz mümkün değildir. Eğer Muhammet bir tanrının kulu ise bile, Allah’ın kulu olduğunun şahiti var mıdır? Yani hiç kimse; “ben Muhammet’in Allahın kulu olduğuna, üstelik onun peygamberi olduğuna şahitlik ederim” diyemez. Derse, “yalancı şahit” olur.

Peki, müslümanlar inançlarını ifade etmeye çalıştıkları bu cümle yerine ne demelidirler? Eğer böyle bir ihtiyaç içindelerse, ahlaklı ve dürüst olanı, şahiti olmadıkları olaylara şahitlik etmek değil; “Ben inanıyorum ki, Allah’tan başka ilah yoktur ve yine inanıyorum ki; Muhammet onun kulu ve peygamberidir” diyerek hiç kimsenin itiraz etmeyeceği, saygıyla karşılayacağı ve “yalancı şahitlik” gibi bir ahlaksızlığa düşmeyeceği cümleyi kurmaktır.

Evet, günümüz müslümanları maalesef birer yalancı şahit. Bu ahlaksızca ve yüz kızartıcı bir durum. Onlardan yalan söylemelerini, şahit olduklarını ifade etmelerini kim istiyor? Bilinmez. Allah’ın böyle bir şey istemediği bir gerçek. Kim bilir hangi din uleması geçinen salyangoz ilerisini gerisini düşünmeden İslâm’ın ilk şartı olarak yalancılığı koymuş, o gün bu gündür tüm müslümanlar her gün onurlarını ayaklar altına alan bu tuhaflığı tekrarlayıp duruyorlar.

İşte zaman zaman bunun için “müslümanlar yalancıdır”, “İslâm’ın ilk şartı yalancılıktır”, “yalancılık, müslümanın birinci görevidir” gibi cümleler kuruyoruz, bunu okuyan müslümanlar da ilerisini gerisini bilmeden, aslında düşünmeden bize kızıyorlar, onlara küfür ettiğimizi zannediyorlar. Oysa onlar kendilerine küfür ediyorlar, kendilerine hakaret ediyorlar. Biz sadece uyarmaya çalışıyoruz.
En son KRALMAS tarafından 18 Ağu 2012, 03:11 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Sebep: konu sabitlendi.

kemalistcan
Admin
Mesajlar: 1058
Kayıt: 12 Ağu 2011, 22:34

Re: Müslümanlar neden yalancıdır?

Mesaj gönderen kemalistcan » 14 Ağu 2012, 23:10

"İnanç gerçeği bilmek istememektir." Nietzsche

Hatırlarsan Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışmasında ilizyon dalında yarışan İran kökenli Aref diye biri vardı. Çoğu kişi onun bu işi cinlerin yardımıyla yaptığını söyledi; aralarında öğretmen olanlar bile vardı. Yani insanlar bu tür şeylere inanmaya eğilimli; gerçek yalın olduğu için onlara oldukça baya ve sıkıcı geliyor olmalı.

http://videonuz.ensonhaber.com/izle/yet ... ri-ilizyon
"Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerinin cehaletinden faydalanarak, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur."
Kamal ATATÜRK

DreiMalAli
Üye
Mesajlar: 38
Kayıt: 17 Eki 2011, 22:34
Felsefe: Ateizm

Re: Müslümanlar neden yalancıdır?

Mesaj gönderen DreiMalAli » 17 Ağu 2012, 23:03

Sevgili promete.

Yalancılık konusunda müslümanların eline kimse su dökemez.
Kelime-i şehadet konusunda bunu gayet güzel açıklamaışsın.
Biraz daha ileri gidersek, Muhammed'de müslümanların uydurduğu bir yalan.
Çünkü Muhammed isimli birisi hakkında tek bir tane dahi tarihi belge bulunmamaktadır.

Müslümanların yalancılığına hac eylemini de katabiliriz:
İslamın beş şartı olan "hac" şartının Kuran'daki yerine bir ara iyice baktım. Surenin ismi dahi "Hac Suresi". Ama Hac Suresini bağımsız bir dözle okuyunca bu sureden günümüzde anlaşıldığı anlamda bir "hac yapma" anlamı çıkarmak mümkün değil: Mekke'ye gitmek, Kabe etrafına dolanmak vs. gibi eylemelerden bahsetmiyor Kuran. Eğer müslümanların hac yapma geleneğini bilmesek, Hac Suersinden hacca gitme şartını anlamak imkansız. Durum bu şekilde olduğundan dolayı Kuran tercümanları surnin içinde kendilerinden eklemeler yapıyorlar. Bazan alenen, bazan parantez içinde.

Sevgiler

promete
Üye
Mesajlar: 53
Kayıt: 28 Mar 2012, 18:27
Felsefe: Agnostizm

Re: Müslümanlar neden yalancıdır?

Mesaj gönderen promete » 18 Ağu 2012, 22:30

DreiMalAli yazdı: ...Biraz daha ileri gidersek, Muhammed'de müslümanların uydurduğu bir yalan.
Çünkü Muhammed isimli birisi hakkında tek bir tane dahi tarihi belge bulunmamaktadır.
Bu çok doğru ve önemli bir konu. Muhammet'in yaşadığına dair islami kaynaklardan (kuran, hadisler, islam tarihi) başka bir kaynak yoktur. Bunlara da ne kadar "kaynak" denebilir acaba?

Muhammet'in yaşadığı devirdeki çağdaşı devletlerin tarihlerinde "Muhammet" diye birisinin adı geçmez. Oysa -güya- Arap yarımadasında birliği sağlamış, insanları islam bayrağı altında toplayarak bir devlet oluşturmuş, diğer komşu devletlerle anlaşmalar yapmış (tehdit etmiş), onlara saldırmış, savaşmış, haraca bağlamış, ganimet yağmalamış, velhasıl yaşadığı coğrafyayı ve çevresini derinden etkileyerek değiştirmiş, yepyeni bir din ve devlet kurmuş, deprem gibi bir peygamber/devlet başkanı nasıl olur da onca çevre devletin tarihinde hiç mi hiç yer almaz?

Miladi 571 ile 632 yılları arasında yaşayan Muhammet'in çağdaşı devletler Bizans imparatorluğu, Göktürk Kağanlığı, Çin İmparatorluğu, Sasaniler, İranlılar, Hindistan ve daha nicelerinin, ne Muhammet'ten, ne de onun getirdiği dinden, kurduğu devletten haberi vardır. Muhammet, doğduğu ve öldüğü iddia edilen yıllar arasında, aslında dünya kayıtlarında yoktur!

Muhammet'in, Hristiyanların İsa'sı gibi, aslında hiç yaşamamış, efsanevi bir masal kahramanı olma olasılığı çok, çok yüksektir. Nasıl ki Superman bir masal kahramanıdır ve dolayısıyla hiçbir tarihsel kaynak ve kayıtta görülmez ama bazıları onun varlığına ve yaşadığına inanırlarsa, İsa ve Muhammetle ilgili durum da bundan hiç farklı değildir.

Aslında bu konu çok önemli ve ilginç bir konudur ve eminim ki Sevgili DreiMalAli bu konuda çok daha fazla bilgi sahibdir. Umarım bu konuda bir başlık açar ve bizleri bilgilendirir, tartıştrır.

Murad
Üye
Mesajlar: 71
Kayıt: 16 Eyl 2011, 19:27
Felsefe: Ateizm

Re: Müslümanlar neden yalancıdır?

Mesaj gönderen Murad » 23 Ağu 2012, 19:20

bu mevzular 3 yil once pergelden gelmisti.
ASLINDA HERKES ATEISTTIR.CUNKU TANRI YOKTUR

kemalistcan
Admin
Mesajlar: 1058
Kayıt: 12 Ağu 2011, 22:34

Re: Müslümanlar neden yalancıdır?

Mesaj gönderen kemalistcan » 05 Eyl 2012, 11:50

Nedenini bilmiyorum ama gerçekten yalancılar. Hem de dindaşlarını da kandırmaktan geri durmuyorlar deniz feneri, bosna hersek, kurban, parti vs adı altında hiç edilen paranın haddi hesabı yok. Yalancı olmakla kalsalar yine iyi; hem iftiracı hem de terbiyesizler. Nasıl mı; buyrun:
Yeni Akit'ten bu kez 5,5 yaş küfürü!
ResimYeni Akit gazetesi 4+4+4 eğitim sistemi ve 5,5 yaşındaki çocukların okula başlamasına ilişkin yalan haberlerini daha da çirkinleşerek sürdürüyor. Gazete bugün manşet olarak şu ifadeyi kullandı: "Batıcı laiklerin gözüne girsin"

Yeni Akit gazetesi 4+4+4 konusunda ne yalan haberlerden ne de iğrenç ifadeler kullanarak yaptığı saldırılardan vazgeçmiyor. Gazetenin son manşeti ve yanında kullandığı karikatür, gerici gazetenin ne kadar çirkinleşebildiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Hollanda’da 48 ay, İngiltere’de 60 ay, Almanya’da ise 64 aylık çocukların ilkokula başladığını öne süren gazete, bu ayların aslında okul öncesi eğitime başlama yaşı olduğunu açıklamazken, "habercilik" anlayışını da bir kez daha gösterdi.

Akit'in bu "haberine" seçtiği başlık ise provokatörlük konusunda rakip tanımadığını gösterdi: “Batıcı laiklerin gözüne girsin” Akit, açık bir biçimde küfür içeren başlığı atamamasına karşın haberin yanında kullanılan karikatürle atmak istediği esas başlığın ne olduğunu da ortaya koydu.

Gazetenin bu çirkin manşetiyle duyurduğu habere ilişkin görüşlerini aldığımız Eğitim-Sen Eğitim Uzmanı Erkan Aydoğanoğlu, Akit'in okula başlama yaşı olarak verdiği rakamların açık bir çarpıtma olduğunu söyledi.

Verilen rakamların okul öncesi eğitime başlama yaşı olduğunu belirten Aydoğanoğlu, MEB yandaşları okul öncesi ile ilkokulu karıştırarak haber yapıyor. Papua Yeni Gine’de de İngiltere’de de ilkokula bu yaşta başlanmaz.

Eğitimde gericiliğin ve ucuz iş gücünün önünü açacak değişikliğe ilişkin kritik bir bilgi de veren Aydoğanoğlu, dünyada çocukların 9 yaşında ilkokulu bitireceği tek ülkenin Türkiye olacağını söyledi.

(soL - Haber Merkezi)
http://haber.sol.org.tr/medya/yeni-akit ... beri-59215
"Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerinin cehaletinden faydalanarak, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur."
Kamal ATATÜRK

kemalistcan
Admin
Mesajlar: 1058
Kayıt: 12 Ağu 2011, 22:34

Re: Müslümanlar neden yalancıdır?

Mesaj gönderen kemalistcan » 05 Eyl 2012, 12:25

Biri bitmeden biri başlıyor; buyrun:
Dinçer: “66 aylık çocukların eğitimine karşı çıkanlarının KCK ile bağlantısı var”
Resim
NTV’de katıldığı bir programda açıklamalar yapan Milli Eğitim Bakanı Dinçer, 66 aylık çocukların okula başlamasına karşı çıkanlara saldırmayı sürdürürken öğretmen ve öğrenciler arasında ayrım yapmadıklarını ve objektif olduklarını iddia etse de yaşanan olaylar Dinçer’in samimiyetini sorgulatıyor.

Ömer Dinçer NTV’de bugün katıldığı bir programda eğitim konusunda kimi açıklamalarda bulundu. 66 aylık çocukların okula gönderilmesine karşı çıkanlara suçlamalarını devam ettiren Dinçer’in açıklamamaları yine şaşırtmadı.

4+4+4’e karşı çıkan Dinçer’e göre KCK’li
Milli Eğitim Bakanı Dinçer Akşam Gazetesi’ne verdiği röportajda 66 aylık çocukların okula gönderilmesine karşı çıkanların “PKK ve laikçiler olduğu” yönündeki sözleriyle ilgili konuştu. Açıklamasının farklı yansıtıldığını iddia eden Dinçer, 66 aylık çocukların okula gönderilmesine karşı çıkan sendikanın KCK ile bağlantılı olduğunu iddia ederek, sendikanın gösterdiği tavrın ideolojik olduğunu söyledi.

İtirazların önemli bir kısmı ideolojik kaynaklı olduğunu söyledim. Bir sendika, - KCK’yla bağlantısı olduğu biliniyor- 'ya okula göndermeyin ya da rapor alın' dedi. Bu ideolojik bir tavırdır.”

Dinçer’in kastettiği sendikanın 4+4+4’e başından beri karşı çıkan Eğitim Sen olması ve bu sendikanın KCK ile bağlantılı olduğunu iddia etmesi, AKP iktidarının eğitim alanında attığı gerici adımlara karşı gösterilen direnci “KCK tepkisi” olarak değerlendirerek bastırmak istediğini ortaya koyuyor.

Dinçer’in objektiflik anlayışı?
Öğretmen atamalarına da değinen Dinçer, aldıkları tedbirlerin öğretmen olmayı ya da öğretmen kadrosuna geçmeyi zorlaştırmadığını ve bu tedbirlerin daha objektif bir seçme sürecini öngören teklifler olduğunu iddia etti:

Bizim aldığımız tedbirler öğretmen olmayı veya öğretmenlik kadrosuna geçmeyi zorlaştıran tedbirler değil. Bizim aldığımız tedbirler öğretmenlerimizin yetişmesini, daha objektif bir seçme sürecini oluşturmayı ve nihayet öğretmenken de öğretmenlik mesleğini geliştirmeyi öngören tedbirler. Bu açıdan bakıldığında bunun süreçleri zorlaştıran bir tasarım olduğunu düşünmek yerine, aslında öğretmenlik mesleğini hak ettiği yere taşımaya, öğretmenlerimizin istihdam ve çalışma şartlarını iyileştirmeye, mesleki kariyerlerini geliştirmeye dair yeni tedbirler olarak düşünmekte bence yarar var.”

Konuşmasında öğretmenlere karşı “objektif” olma iddiasında bulunan Dinçer’in geçtiğimiz günlerde hatırlı yakınları bulunan 48 kişiyi Ankara’da görevlendirmesi, Dinçer’in “objektiflik” anlayışına ilişkin soru işaretleri yarattı.

Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, ve AKP Muş Milletvekili Faruk Işık gibi kişilerin yakını olan 48 kişinin Ankara’nın çeşitli okullarında görevlendirildikleri ortaya çıkmıştı. Oysa Milli Eğitim Bakanı Dinçer koltuğuna oturduktan sonra görevlendirmelere sıcak bakmadığını belirtmiş ve tüm görevlendirmeleri iptal ederek geçici görevle çalışan öğretmenleri okullarına döndürmüştü.

Dinçer ayrım yapmıyor mu?[/b
]Dinçer konuşmasında imam hatip okulları ile diğer okullar arasında ayrım yapmadıklarını ise şu sözlerle ifade etti:

Toplum bilmeli ki, MEB’in gözünde imam hatip okulu öğrencisi ile normal bir ortaokul öğrencisi arasında, Anadolu lisesi öğrencisi ile meslek lisesi öğrencisi ayrımı asla söz konusu olamaz. Bütün çocuklar bizim çocuklarımızdır. Bütün çocukların her türlü talebini, ihtiyacını karşılamak Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevidir

Dinçer ayrım yapmadıklarını iddia ederken, imam hatip okullarının öğrenci toplamak için başlattıkları kampanyalarda kayıt yaptıranların yemek ve taşıma masraflarının devlet tarafından karşılanacağını belirtmesi, Bakan’ın samimiyetini gözler önüne serdi.

“Bazı seçmeli dersler açılmayabilir, mazur görün”
Bazı seçmeli ders taleplerinde sıkıntı yaşayabileceklerini dile getiren Dinçer, Kürtçe ve bazı dersler için öğretmen bulunamaması nedeniyle ders açamamaları durumunda velilerden anlayış beklediğini şu sözlerle ifade etti:

Kürtçe dersiyle ilgili birtakım tahminler yaptık, hazırlıkları yürütüyoruz. Çok sayıda talep gelebilir, biz de yeteri kadar öğretmen bulamayabiliriz. O yüzden öğretmen bulamadığımız için ders açamayacak olursak, yine kamuoyundan bu konuda mazur görülmemizi bekleriz. Sadece bu Kürtçe dersi için değil, başka dersler içinde çünkü biz bu sene bir değişiklik yapıyoruz sistemimizde, ilk defa kapsamlı bir seçimlik ders uygulamasına geçiyoruz.”

Din dersleri için sıkıntı söz konusu değil
Değişiklikler nedeniyle bazı seçmeli derslerde aksama olabileceği daha şimdiden dile getirilirken bu aksamaların dini içerikli derslerde olması beklenmiyor. MEB Haziran ayında 4+4+4’le ilgili hazırladığı kitapçıkta açılacak seçmeli derslere değinirken sadece “Kur’an-ı Kerim” ve “Hz. Peygamberin Hayatı” derslere değinmiş, diğer seçmeli derslerin ise Talim ve Terbiye Kurulu tarafından belirleneceğini belirtmekle yetinmişti. Bunun dışında atamalarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi hocalarına önemli yer ayrılırken bunun da yetmemesi olasılığına karşın yetkililer, din dersi öğretmenlerine imamlarla takviye yapılabileceğini belirtmişti.

Dinçer, bir soru üzerine Kur’an-ı Kerim dersinde öğrencilerin abdest alıp, alması konusunda şunları söyledi:

Müfredatımızda ilk seviyedeki çocuklarımız mushaf (Kur'an'ın kitap halindeki şekli) olmaksızın da Kur’an-ı Kerim okumaya yönelik bir eğitimi alabilecekler. Bu açıdan bakıldığında mushaf yoksa abdest alma zorunluluğu yok. Ancak şayet Kur’an-ı Kerim biliyorsa, daha ileriki seviyelerde bir Kur’an eğitimi talep etmişse Mushaf getirmesi gerekiyorsa tabii ki abdest alması gerekecek. Çünkü Kur’an-ı Kerim okumanın da kendi adabı vardır. Hatta mushaf getirmediği halde abdest almak istiyorsa bizce hiçbir mahsuru yok.”

“Öğrenci başını örtmek istiyorsa itiraz etmeyeceğiz”
Daha önce kamuoyunda sıkça tartışılan Kur’an derslerinde türban takılıp takılmayacağı meselesine de değinen Dinçer şunları kaydetti:

Başörtüsü ile ilgili yine Kur’an-ı Kerim okuyan çocuklarımız eğer mushaf getirmemişse başörtüsü örtmek zarureti yok. Çocuklarımızın zaten başlarını örtmeleri diye bir zorunluluk da yok. Ama çocuğumuz başını örtmek istiyorsa Kur’an-ı Kerim dersinde biz ona da itiraz etmeyeceğiz. Sonrası içinde genel kuralımız hukuk neyi emrediyorsa odur. Biz herkesin dine ne kadar saygı gösteriyorsa devletin hukukuna da o kadar saygı gösterilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”

"Çocuğumuz başını örtmek istiyorsa Kur’an-ı Kerim dersinde biz ona da itiraz etmeyeceğiz" diyen Dinçer'in orta okul çağındaki çocukların aileleri tarafından uğrayabilecekleri baskıya değinmeyerek olayı "çocuğun isteği"nden ibaret görmesi şaşırtıcı olmadı.

(soL - Haber Merkezi)

http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyas ... antisi-var
"Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerinin cehaletinden faydalanarak, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur."
Kamal ATATÜRK

DreiMalAli
Üye
Mesajlar: 38
Kayıt: 17 Eki 2011, 22:34
Felsefe: Ateizm

Re: Müslümanlar neden yalancıdır?

Mesaj gönderen DreiMalAli » 07 Eki 2012, 22:42

promete yazdı:
DreiMalAli yazdı: ...Biraz daha ileri gidersek, Muhammed'de müslümanların uydurduğu bir yalan.
Çünkü Muhammed isimli birisi hakkında tek bir tane dahi tarihi belge bulunmamaktadır.
Bu çok doğru ve önemli bir konu. Muhammet'in yaşadığına dair islami kaynaklardan (kuran, hadisler, islam tarihi) başka bir kaynak yoktur. Bunlara da ne kadar "kaynak" denebilir acaba?

Muhammet'in yaşadığı devirdeki çağdaşı devletlerin tarihlerinde "Muhammet" diye birisinin adı geçmez. Oysa -güya- Arap yarımadasında birliği sağlamış, insanları islam bayrağı altında toplayarak bir devlet oluşturmuş, diğer komşu devletlerle anlaşmalar yapmış (tehdit etmiş), onlara saldırmış, savaşmış, haraca bağlamış, ganimet yağmalamış, velhasıl yaşadığı coğrafyayı ve çevresini derinden etkileyerek değiştirmiş, yepyeni bir din ve devlet kurmuş, deprem gibi bir peygamber/devlet başkanı nasıl olur da onca çevre devletin tarihinde hiç mi hiç yer almaz?

Miladi 571 ile 632 yılları arasında yaşayan Muhammet'in çağdaşı devletler Bizans imparatorluğu, Göktürk Kağanlığı, Çin İmparatorluğu, Sasaniler, İranlılar, Hindistan ve daha nicelerinin, ne Muhammet'ten, ne de onun getirdiği dinden, kurduğu devletten haberi vardır. Muhammet, doğduğu ve öldüğü iddia edilen yıllar arasında, aslında dünya kayıtlarında yoktur!

Muhammet'in, Hristiyanların İsa'sı gibi, aslında hiç yaşamamış, efsanevi bir masal kahramanı olma olasılığı çok, çok yüksektir. Nasıl ki Superman bir masal kahramanıdır ve dolayısıyla hiçbir tarihsel kaynak ve kayıtta görülmez ama bazıları onun varlığına ve yaşadığına inanırlarsa, İsa ve Muhammetle ilgili durum da bundan hiç farklı değildir.

Aslında bu konu çok önemli ve ilginç bir konudur ve eminim ki Sevgili DreiMalAli bu konuda çok daha fazla bilgi sahibdir. Umarım bu konuda bir başlık açar ve bizleri bilgilendirir, tartıştrır.
Sevgili promete.

Konuyu o zamanlar bu forumda da açmıştım ve hazırladığım makaleyi burada da yayınlamıştım fakat ilgi görmemişti. Yanılmıyorsam daha sonra konu yine açılda ama yine ilgi görmedi.
Bu yüzden... Zorlamaya gere yok.

Sevgiler

demirefe
Üye
Mesajlar: 28
Kayıt: 25 Eyl 2012, 18:39
Felsefe: Diğer

Re: Müslümanlar neden yalancıdır?

Mesaj gönderen demirefe » 09 Eki 2012, 09:20

Muhammedin hiç yaşamamış olduğu güçlü bir tezdir. Bu olasılık kuvvetle var. Nedeni de işte kısaca arkadaşların açıkladığı gibi, tarihte hiç bir kayıtta yer almaması, hiç bir eserinin kalmamış olması, kaldığı iddia edilen nesnelerin uyduruk olması. Muhammedin saçı sakalı diye il il dolaştırılan saçmalıkların uyduruk olduğu bence kesin. Yok uyduruk değil diye iddia ediyorlarsa bir tanesine bilimsel testler uygulanmasına izin versinler de halep nerde arşın nerde anlarız. Mezarı olduğunu iddia ettikleri yerin açılıp incelenmesine izin versinler bakalım! Veremezler.

Eğer yaşadıysa da Rett sendromu gibi genetik bir hastalıktan muzdarip biri ve dönemin Mekke muhalefetinin iktidarı ele geçirmek için kullandığı zavallı bir adamdır. Bu da yaşamamış olmasıyla pek farklı bir şey değil. Asla Kuranı filan yazmamış, devlet filan yönetmemiştir. Devleti yöneten, yahudileri yağmalayıp soykırıma uğratan, yarımadayı zorla araplaştıran, iktidarı ele geçiren yeni Mekke yönetimi. Kuran, yağma ve soykırım için ihtiyaç duyulan ayetlerin bu yeni iktidar tarafından yazılması, eski metinlerin kullanılması şeklinde derlenmiş bir karmakarışık çorbadır. Bunu bir kişi filan oturup asla yazmamıştır. Muhammed eğer yaşadıysa bir şey yazdıracak, bir şey dikte ettirecek kapasitede biri olduğunu hiç düşünmüyorum.

Bu Mekke muhalefetinin amacı iktidarı devralıp tek tanrıya tapmayı emrederek dağınık kabileleri bir araya toplamak ve topladıkları güç ile zengin yahudileri yağmalayıp yok etmek, yarımadayı araplaştırmak idi. Yahudilerin servetlerinde gözleri vardı. Araplar kumda yatarken yahudilerin muhkem şehirleri vardı.

Bu yağma ve soykırım için de bir peygamberin tek tanrıdan vahiy alması gerekiyordu, Muhammed diye zavallı, dışlanmış, bir yaşlı dulun hizmetini gören, onun hizmetinden arta kalan zamanlarını dağlarda mağaralarda geçiren bir çobanı gözlerine kestirdiler. Bu adamdaki hastalık sendromlarını kutsal biri olduğu yönünde lanse ettiler. Ki bunun tarihte örnekleri çoktur. Kutsal olduğuna inanılan kişiler ya şizofren, ya otistik, ya da başka bir hastalıktan muzdarip kişilerdir.
"Rastlantının nedenleri vardır." Petronius

Kullanıcı avatarı
Engse Hohol
Üye
Mesajlar: 258
Kayıt: 15 Ağu 2011, 23:13
Felsefe: Ateizm

Re: Müslümanlar neden yalancıdır?

Mesaj gönderen Engse Hohol » 28 Eki 2012, 09:57

demirefe yazdı:Mezarı olduğunu iddia ettikleri yerin açılıp incelenmesine izin versinler bakalım! Veremezler.
Muhammet'in mezarı çörümez kabul edilir, açılması yanlısıyım ben de.
demirefe yazdı:Asla Kuranı filan yazmamış, devlet filan yönetmemiştir. Devleti yöneten, yahudileri yağmalayıp soykırıma uğratan, yarımadayı zorla araplaştıran, iktidarı ele geçiren yeni Mekke yönetimi. Kuran, yağma ve soykırım için ihtiyaç duyulan ayetlerin bu yeni iktidar tarafından yazılması, eski metinlerin kullanılması şeklinde derlenmiş bir karmakarışık çorbadır. Bu Mekke muhalefetinin amacı iktidarı devralıp tek tanrıya tapmayı emrederek dağınık kabileleri bir araya toplamak ve topladıkları güç ile zengin yahudileri yağmalayıp yok etmek, yarımadayı araplaştırmak idi. Yahudilerin servetlerinde gözleri vardı. Kutsal olduğuna inanılan kişiler ya şizofren, ya otistik, ya da başka bir hastalıktan muzdarip kişilerdir.
Muhammet'in kervan yolculuklarında tanığı kentlerin, müzelerin, rahip bahira, selman farisi gibi kitap ehli ve bilgin kişilerin kur'an'a hizmetleri yadsınamaz. (yadsıdığınız anlamında söylemiyorum). Muhammet'in ilk gördüğü yabancı kentler bugünkü suriye'de dir; bosra, palmira ve şam'dır. bu kentlerin bugünkü durumu ve edebiyat açısından nüfusu, muhammetin yaşadığı çağdan çok daha geridedir. Büyük iskender'in hindistana uzanan belgeselini defalarca yaptılar ama muhammetin ortadoğuda kervancılığı sırasında uğrak yerlerini gösteren, anlatan bir belgesel yapmadılar. bence bu kervan yolculuklarında uğradığı kentlerin, o kentlerdeki müze ve kütüphanelerin kur'an oluşumunda büyük etkisi var.
ResimResim
En yoğun materyalist din islamdır; Sünneti seniyye, Hacerul esvet, Tabiin, Kabe, Kurban

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir