İNANCA BİLİMSEL, TOPLUMBİLİMSEL BAKIŞ

Tüm dinlerin masaya yatırıldığı ve geniş kapsamda incelendiği bölüm. Dikkat! Bu bölüm dini inancınızı zedeleyebilir ve direncinizi kırabilir.
Cevapla
kemalistcan
Admin
Mesajlar: 1058
Kayıt: 12 Ağu 2011, 22:34

İNANCA BİLİMSEL, TOPLUMBİLİMSEL BAKIŞ

Mesaj gönderen kemalistcan » 21 Kas 2012, 00:40

SOSYAL ETKİ ve UYMA
Prof. Dr. Niyazi USTA

SOSYAL ETKİ VE UYMA
Etrafımızdaki insanlara baktığımızda, insanların hem birbirine benzediklerini hem
de çok farklı olduklarını görürüz. Kişisel farklıklara rağmen benzer davranışları çoğu kez
birbirine benzerdir. Olaylara benzer tepkiler verirler. Çünkü aynı kültürün etkisi altındadırlar.
Birey içinde yaşadığı toplumun düşünüş, hissediş ve davranış kalıplarını aile, okul, iş çevresi
vs. içinde yaşayarak öğrenir. Bilindiği gibi bu sürece sosyalizasyon/toplumsallaşma diyoruz.
Kültürün çevremizdeki insanların bizim üzerimizdeki etkisine de sosyal etki diyoruz. Sosyal
etkinin kaynağı, beklendik yöndeki davranışa verilen ödül, baskı, uzmanlık, bilgi, referans
kaynağı ve yasal otoritedir.

Sosyal etki sayesinde içinde yaşanılan gruba uyma davranışı kişilerin benzerliğini ve
dolayısıyla davranış düzenliliğini yaratır. Nitekim toplum bunu sağlamak için çeşitli normlar
geliştirir. Hangi davranışları gerçekleştirebileceğiniz hangi davranışları yapamayacağınızı
belirleyen sınırlara “davranış düzlemi” ifadesi kullanılır Böylece kimin hangi durumda nasıl
davranacağını az çok tahmin etmek suretiyle birlikte yaşama kolaylaştırılmış olur. Aksi takdirde
kimin nasıl davranacağını bilmemek, önceden kestirememek dayanılmaz bir endişe ortamı
oluşturur. Ancak zorunluluk olmadığı durumlarda da uyma davranışı sergilenebilir. Mesela
çok bilindik bir örnek, sokakta birkaç kişinin aynı anda havaya doğru bakmaları esnasında
oradan geçen birisi de havaya bakar. Sosyal etki ve uyma davranışının nasıl gerçekleştiğini
anlama açısından Muzaffer Sherif’in “ grup normunun oluşması” deneyi, Asch’ın “uyma”
deneyi ve Milgram’ın “iteat” deneyine kısaca değinelim.

Üç Sosyal Etki Araştırmasının Tanıtımı

Sherif’in “Grup normunun Oluşması Deneyi”
Klasik olarak kabul edilen bu araştırmasında otokinetik etki diye bilinen bir görsel algı
yanılsamasından yararlanmıştır. Tamamen karartılmış bir odada hareketsiz duran bir ışık
noktasına bir süre gözü kaydırmadan dikkatle bakıldığında ışık aslında yerinde durduğu
halde hareket ediyormuş gibi görünür.

Araştırmada birbirini hiç tanımayan daha önce hiç birlikte olmamış kişiler kullanılmış. Bu
kişiler teker teker laboratuvara alınmışlar ve tamamen karartılmış odadaki ışık kısa aralıklarla
kendilerine gösterilmiş ve ışığın hangi yönde ne kadar hareket ettiği sorulmuş. Her bir denek
birbirini tutmayan sayılar söylemiş ancak dokuzuncu defa gösterilişinde 7cm civarında bir
uzunluk söylemiştir. Bundan sonraki her gösterilişinde 6-8 cm arasında kalmıştır. Gerçekte
hareket etmeyen ışık hakkında her denek kendince bir standart geliştirmiştir. Örneğin
ilk denek 7cm civarında bir standart geliştirmiştir. Gruplar halinde laboratuvara alınan
deneklerden kanaatlerini yüksek sesle söylemeleri istenmiştir. Birbirinden farklı standart
geliştirmiş deneklerin kendi standartlarından vaz geçerek ortak bir standart oluşturdukları
görülmüştür. Denekleri teker teker laboratuvara alma yerine doğrudan laboratuvara alarak
yaptığı deneyde grubun çok çabuk şekilde bir standart geliştirdiği görülmüştür. Gurup artık
bu standartı kullanmıştır. Aynı deneklerle yıllar sonra deney teker teker tekrarlandığında bile
önceki standartı kullandıkları görülmüştür.

Asch’in “uyma” Deneyi
İnsan doğru bildiği bir şeyin tersini iddia eden bir grupla karşılaşırsa ne yapar? Diyelim
ki bir masa etrafında oturan bir kişisiniz. İki çizgi gösteriliyor ve hangisinin daha uzun olduğu
soruluyor. Sizden önce cevap veren dört kişiden hepsi size yanlış gelen cevabı veriyor. Sıra
size geldiğinde ne yaparsınız? Asch’in deneyi işte bu durumu anlatıyor. İki karttan birinde üç
çizgi var diğer kartta tek çizgi var. Deneklere tek çizginin diğer karttaki üç çizgiden hangisine
benzediği yakın olduğu soruluyor. Aslında deneklerden sadece biri gerçek denek diğer üçü
araştırmacının asistanlarıdır ve her defasında ne cevap verecekleri önceden belirlenmiştir.
Araştırmada pek çok kart kullanılmıştır. Denek rolü yapan asistanlar başlangıçta doğru
cevap vererek gerçek deneğin güvenini kazanmışlar daha sonra görünen fiziki gerçeğin
aksine cevaplar vermişlerdir. Yanlış cevap verdiklerini düşünen gerçek denek sıra kendisine
gelince o da öncekilerin yanlış cevabını vermiştir. Birçok denek üzerinde yapılan araştırmada
deneklerin % 35inin yanlış cevabı tekrarladığı görülmüştür.
Sherif’in araştırmasında birey grubun fikrine muhtaçtır ve doğru olduğu düşüncesiyle
uyar. Ash’in deneyinde ise denek yanlış olmasına rağmen grup kararına uymuştur.

Milgram’ın “iteat” Deneyi
Sosyal itaat etme veya başkaldırma nasıl oluşur?
Bu sorulara cevap arayan Milgram , tanımadığı birine zarar verme, işkence etme emri
alan bir kişinin bu emre uyup uymayacağını ya da ne derece uyacağını laboratuvar ortamında 5

Sosyal Etki ve Uyma
incelemiştir. Bir saatlık psikoloji deneyi için dolgun ücret verildiği ilanını görenler tanınmış
bir üniversitenin laboratuvarında deneye katılmaya geliyor. Tek tek deneye alınıyorlar.
Araştırmacı sizi karşılıyor. Yanındaki yardımcısını da sizden az önce gelmiş bir denek olduğunu
söylüyor. Deneyin öğrenme- ceza ilişkisi üzerine olduğunu anlatıyor. Kelime çiftlerinden
her birini ezberlemesi, öğrenmesi gereken öğrencinin yanlış cevap vermesi halinde 15
volttan başlayan elektrik şoku ile cezalandırılacağı her yanlış cevapta cezanın artırılacağı
anlatılıyor.kura çekiliyor ve gerçek deneğe öğretmen rolü çıkıyor. Aslında araştırmacı
kura kâğıtlarının her ikisine de öğretmen yazıp sizin öğretmen rolünde olmanızı sağlıyor.
Asistanına öğrenci rolü düşüyor. Laboratuvardaki odada öğretmen rolündeki gerçek denek
öğrenciyi görmeyeceği bir konumda. Büyük şok jeneratörü korkunç görüntüde ve üzerinde
15 volttan 450 voltta kadar düğmeler var. 300 voltluk düğme üzerinde “çok kuvvetli şok”. 450
volt üzerinde ise “tehlike aşırı şok” yazmaktadır. Orta yaşlı “öğrenci” (araştırmacının asistanı)
kalbinden rahatsız olduğunu şokun kalbine zarara verip vermeyeceğini araştırmacıya sorar,
araştırmacı bir zararının olmadığını söyler. Şok hakkında fikir sahibi olması için gerçek
deneğe hafif bir şok verilir ve kaç voltluk olabileceği tahmini sorulur, 75 voltluk olduğunu
söyler ama araştırmacı bunun 45 volt olduğunu ifade eder. Bitişik odaya götürülen öğrenci/
asistanın parmak uçlarına elektrotlar bağlanır. Şok jeneratörü gerçek değildir. Yani öğrenci
konumundaki asistana gerçekten elektrik verilmez. Elektrik verilmiş gibi inilti ağlama sesleri
bir teypten gelmektedir. Her şey çok inandırıcıdır. ABD’de Yale Üniversitesinde yapılmış
olan bu deneyde çeşitli yaş ve meslekten 40 kişiden hiç biri 300 volttan önce durmamış
şok vermeye devam etmiştir.5 denek 300 volttan sonra, 4 denek 315 volttan sonra diğer
bir 5 denekte seride daha sonra durarak araştırmaya devam etmeyi ret etmiş, geriye kalan
26 denek yani bütün deneklerin %65’i sonuna kadar devam ederek 450 voltu da öğrenciye
vermişlerdir. .Suçsuz bir insana emre itaat sonucu zarar veren bu 26 deneğin sadist ya da
saldırgan olduğunu düşünebilirsiniz fakat çok küçük değişiklerle araştırma bine yakın
denekte tekrarlanmış ve önceki deneydeki sonuçlar elde edilmiştir. .(Çiğdem Kağıtçıbaşı,
Günümüzde İnsan ve İnsanlar. s.74 evrim yay. ist.2010)
Bu ve diğer araştırmaların sonucuna göre sosyal etki ve uyma davranışları hakkında
şunlar söylenebilir. Güç, yakınlık ve sayı, sosyal etkinin tesirinde kalmayı artırır. Örneğin
sosyal etki mesafe ile ters orantılıdır.

Eğer sosyal etki kaynağı:
Hedef kişiye göre yetkili, önemli veya otoriter ise
Hedefteki kişiye fiziki olarak yakınsa
Sayıca çok ise özellikle bir grup olarak baskı oluşturuyor ise etki en yüksek derecede
olur.

Eğer sosyal etki kaynağı:
Hedef kişiye göre yetkisiz ve önemsiz
Fiziki olarak uzak ise
Grup söz birliğinde değilse, sosyal etkiye direnç en yüksek seviyede olur.

UYMA DAVRANIŞI
Toplumun ya da grubun bireyin tutum ve davranışına etki etmesidir. Kişinin kendi
görüş ve düşüncesini grubun görüş ve düşüncesi doğrultusunda değiştirmesidir.

Uyma Davranışını Etkileyen Ortamsal Etkenler
1. Grubun büyüklüğünün etkisi
2. Grubun söz birliğinin etkisi
3. Grubun uzmanlık derecesi
4. Mevkinin saygınlığın etkisi
5. Yüz yüze olmanın etkisi uyma davranışını artırır.
6. Özdeşleşme, bağlanma
7. GrubaTers düşme korkusu
8. Belirsizlik durumunda uyma artar
9. Cinsiyet; kadınların sosyal cinsiyet diye ifade edilen nedenden dolayı daha çok uyma
davranışı gösterdikleri söylenir.
10. Kişiliğin kaybolması; kendi kişiliğini yitirip grup normlarına daha sıkı uyabilme

Uyma Davranışını Olumsuz Etkileyen (azaltan) Etkenler
1. Azınlık oluşması durumunda uyma davranışı azalır
2. Sosyal kaytarma ( nasıl olsa biri yapar veya başkaları yapsın anlayışı ) uymayı azaltır.
3. Bireyin kendine güveni
4. Kişisel kontrol arzusu
Grup bazen kendini oluşturan parçalardan daha fazla bir şey, bazen daha az bir şeydir.
Birey (aidiyetinin olduğu, gönüllü olarak katıldığı)iç grupta daha etkin ve çok çalışır, dış
grupta daha az çalışır.

Uyma Davranışına Kültürün Etkisi
Toplulukçu kültürlerde (örneğin Türk Toplumunda) uyma davranışı yüksek, bireyci
kültürlerde (Amerikan Kültüründe) ise düşüktür.
Netice itibariyle uyma davranışının gerçekleşme nedenleri itaat, özdeşleşme ve
benimseme biçiminde sınıflandırılabilir.

Biraz vakit ayırır okursanız dinin, dinsel bilginin, dinsel yaşayışın ve her türlü sağduyudan, mantıktan uzak şeyin toplumda nasıl tutunduğuna, değer oluşturduğuna dair düşünce sahibi olacaksınız. Dikkat ettiyseniz paylaştığım yazıda bir kez bile din vb birşey geçmemektedir; ancak toplumsal ve kişisel süreçler, değerler, toplumsal davranışlar söz konusu olduğunda bir ayrıma gitmeye gerek yok. O yüzden tümden gelim yöntemiyle kıssadan hissenizi alabilrisiniz. İşin ilginç yanı yazarın Türk-islam sentezcisi bir amcamız olmasıdır; acaba kendisi bunu görebiliyor mu, yoksa bir çeşit papağan mı?
"Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerinin cehaletinden faydalanarak, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur."
Kamal ATATÜRK

kemalistcan
Admin
Mesajlar: 1058
Kayıt: 12 Ağu 2011, 22:34

Re: İNANCA BİLİMSEL, TOPLUMBİLİMSEL BAKIŞ

Mesaj gönderen kemalistcan » 23 Kas 2012, 21:13

Diğer bir konu ise ahlaka dini bir köken addetmek ve ahlakı dinle bir tutmak; dolayısıyla dinsizliği ahlaksızlık olarak görme hatasıdır.
Ahlak "nasıl yaşamamız gerekir" sorusuna verilecek cevapları araştıran bir felsefe disiplinidir. Ahlak, hukuk, din, acı çekme, fedakarlık, ve basiret gibi kavramlarla aynı şey değildir. Ahlak genellikle bunlarla karıştırılmaktadır. Ahlakın çıkış noktası insan eylemlerinin toplumsal hayata zarar vermeden düzenlenmesi gibi pratik bir nedenden kaynaklanmaktadır.
Din ya da gelenekler ahlakın esas çıkış noktaları değildir. Yani din ya da gelenekler var olmasaydı da ahlak var olmak zorundaydı. Ahlak dinden ayrı bir kavramdır fakat sık sık bu ikisi birbirleriyle karıştırılır.

Dinler pek çok ahlaki ilkeyi içerdiği gibi, ahlak da dinlerden bazı ahlaki standartlar almıştır. Ama yine de din ve ahlak aynı şey değildir. Din, insan ve doğa üstü arasındaki ilişkileri temel alır ve buna uygun olarak bir ahlak sistemi önerir ya da
buyurur.

Oysa ahlak sadece dünyevi ilişkileri düzenler. Ahlakın temelinde insanların eylemleriyle birbirlerine zarar vermemeleri ya da olası en az zararı vermeleri yatar.
Prof. Dr. Mahmut AYDIN
"Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerinin cehaletinden faydalanarak, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur."
Kamal ATATÜRK

Kullanıcı avatarı
Engse Hohol
Üye
Mesajlar: 258
Kayıt: 15 Ağu 2011, 23:13
Felsefe: Ateizm

Re: İNANCA BİLİMSEL, TOPLUMBİLİMSEL BAKIŞ

Mesaj gönderen Engse Hohol » 06 May 2016, 09:00

Teatral ayet Şura 32-33 : Denizde yüksek dağlar gibi yüzen gemiler, Allah’ın varlığının ayetlerindendir.
Eğer Allah dilerse rüzgarı durdurur ve gemiler denizde hareketsiz kalakalırlar.

Gün gelecek denizlerde, rüzgarla itilen yelkenli gemilerin yerini, motorla tahriklenen pervanelerin alacağını allah nasıl bilebilirdi? Allahın tek öğreteni muhammed idi ve muhammed öldükten sonra allahın yaşadığına dair veri alınamıyor.

Resim
ResimResim
En yoğun materyalist din islamdır; Sünneti seniyye, Hacerul esvet, Tabiin, Kabe, Kurban

Kullanıcı avatarı
Tumagü
Üye
Mesajlar: 83
Kayıt: 05 Kas 2011, 13:17

Re: İNANCA BİLİMSEL, TOPLUMBİLİMSEL BAKIŞ

Mesaj gönderen Tumagü » 26 Tem 2016, 23:34

"Ay'ın yarılmış olduğu gerçeği var ama birçok ilahiyatçı arkadaşımız ayetle açıkça ifade edilen bu mucizeyi inkar ediyorlardı, tevil etmeye çalışıyorlardı utançlarından..."

Youtube: Nihat Hatipoğlu'nun Asparagas NASA Haberini Gerçek Sanıp Televizyonda Anlatmasına dayanır üstteki açıklama!

Nihat Hatipoğlu utanmasın diye NASA açıklama yaptı; "ayın yüzeyinde derinlemesine bir yarık var ve ayın ikiye bölündüğünü tespit ettik. bu bölünme bir meteor, bir gök cisminin çarpmasıyla oluşan bir bölünme değil. eğer öyle olmuş olsaydı parçalanma şeklinde olurdu. çok nizami olarak sanki özellikle ay ikiye bölünmüş gibi kesilmiş... diyorlar" nasa aerospace engineering.

Ey müslümanlar, bu adam henüz 1 hafta önceki gırgır bir haberi çarpık anlatıyorken, 1420 yıl önceki olayların haberlerini hangi doğrulukta size anlatmasını umuyor sunuz?
Resim
What makes islam so different?

Kullanıcı avatarı
Engse Hohol
Üye
Mesajlar: 258
Kayıt: 15 Ağu 2011, 23:13
Felsefe: Ateizm

Re: İNANCA BİLİMSEL, TOPLUMBİLİMSEL BAKIŞ

Mesaj gönderen Engse Hohol » 19 Şub 2017, 18:45

İngiltere'de ancient light, ışık alma hakkı olarak bilinen ve uzun yıllardır uygulanan bir yasa. Londra'da eğer bir pencereden 20 sene boyunca güneş ışığı geliyorsa, sonsuza kadar ışık alma hakkı bulunuyor. Yanındaki arsa satılırsa, oraya senin ışığını kapatacak hiç bir şey yapamıyorlar. Bu yasa Türkiye'de uygulanacak olsa, mimaride herşeyi yeniden yapmamız gerekir. Allah islam dinini 1400 yıl önce vahyederken, muhammed'e inen özel ayetlerin muhammed'in ölümü ile heba edeceğine, evrensel bir kitap olma iddiası taşıyan kur'an'a ancient light, ışık alma hakkı ayeti koysaydı birkaç tane, islam ülkelerinde varoş ve çarpık mimari önlenebilirdi.

IQ ölçeğine göre %60 yetersiz bir zekaya sahip olduğumuz kanıksanmış durumda. Bunun sıkınkısını toplum olarak çekiyoruz. Örnek bir haber; referandumda evet oyu vereceği için kızına evet ismini veren Diyarbakır Ergani'li aile.

3 eşli Baba Mustafa Çelik'in bebeğini ziyaret eden AKP Ergani İlçe Başkanı Şükrü Sayar, bebeğe altın taktı. Bu tür haberler dünyanın başka yerinde yok.

AKP’li vekillerin oylarıyla kabul edilen maddeye göre, yabancılar Türkiye’de konut veya işyeri satın aldıkları takdirde TC vatandaşlarının ödemek zorunda kaldığı %18 KDV'yi ödemeyecekler. Bu yasaları çıkaran ve uygulayan akp'yi 15 yıldır iktidarda tutmakla, toplum olarak iq seviyemizi belirtmiş durumdayız. Ayrı bir test yaptırmaya gerek yok.
ResimResim
En yoğun materyalist din islamdır; Sünneti seniyye, Hacerul esvet, Tabiin, Kabe, Kurban

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir