Neden İnanırlar

Tüm dinlerin masaya yatırıldığı ve geniş kapsamda incelendiği bölüm. Dikkat! Bu bölüm dini inancınızı zedeleyebilir ve direncinizi kırabilir.
Kullanıcı avatarı
pergel
Admin
Mesajlar: 65
Kayıt: 23 Şub 2012, 14:40

Re: Neden İnanırlar

Mesaj gönderen pergel » 02 Mar 2015, 21:11

Başlık "Neden İnanırlar" olduğuna göre, "geleceğe yönelik plan yapabilmek için (Allaha) inanıyor olduğun" gibi bir kanaat edindim. Yoksa demek istediğin; "inandığın için geleceğe yönelik plan yapabildiğin" mi? Demek istediğin hangisi olursa olsun, ciddi biçimde saçmaladığının farkında olmadığın belli.

İnanmayan insanlar da geleceğe yönelik plan yapıyorlar. Ya da tersi, geleceğe yönelik plan yapan insanlardan inanmayanlar da var. Dolayısıyla inanmakla plan yapmak arasında en ufak bir ilgi yok. Neden böyle bir arguman getirdiğini kesinlikle anlayamadım.

Gelelim inanmak ve bilmek meselesine. Müslümanların en çok çuvalladığı kavramlar bu ikisidir. Bu ikisi arasındaki farkı bir türlü anlayamamak nasıl bir eksikliktir bilemiyorum ama daha önce de tartıştığım müslümanların yaklaşık %98'inde bu kusurun bulunduğunu gözlemledim. "Ben Allahın var olduğunu biliyorum" demek, ya açıkça yalan söylemektir, ya da konuştuğun dili bilmemektir. Eğer Allah'ın varlığına inanmayı "bilmek" olarak açıklıyorsan, o zaman her türlü dine ve tanrıya inanan insanlar da kendi tanrılarının var olduğunu biliyorlar demen gerekir. Çünkü müslümanların da, tüm diğer dinlere inananların da, tanrılarıyla ilgili verileri, kanıtları tam olarak birbirlerininkiyle aynı niteliktedir. Eğer "ben Allah'ın varlığını biliyorum" diyorsan, tüm diğer dinlere inanırlar da aynısını söyleyebileceklerine göre, "bilmek" kavramını diğer tanrılar için de kabul etmen gerekir. Yani diğer tanrıların da bilinebileceğini kabul etmen gerekir. Oysa "inanmak" fiilini kullansan -ki doğru olan budur- o zaman kimsenin tanrısıyla işin olmaz, sen de herkes gibi bir tanrıya inandığın konusunda tartışılmaz bir konumda olursun.

Bilmek, çeşitli kanıtlar vasıtasıyla bir durumun bilincinde olmak demektir. TDK sözlüğünde bilmek kelimesinin karşılıklarından birisi "inanmak" olarak verilmiştir. Bu, neredeyse birbirinin zıddı iki kavramı eş anlamlı gibi vererek cehalet beyanında bulunmaktan başka bir şey değildir. Bunun gibi başka örnekler de vardır. Bunlar, Türkçemizi geliştirmek için Atatürk tarafından kurularak görevlendirilen TDK'nun bugün nasıl bir halde olduğunun acıklı göstergesidir. Sizler belki de acınacak hale düşmüş bu kurumun güncel sözlüklerine bakarak bu hatalara düşüyorsunuzdur. Ne olursa olsun, bu konu din tartışmasının ötesinde, bir dil (lisan) sorunudur. Türkçemizi iyi bilmek ve doğru konuşmak, kavramları doğru öğrenmek ve bilmek, bu dille anlaşan herkesin en önemli görevlerinden biridir. Eğer konuştuğumuz ortak dille anlaşamaz hale düşersek, kendi dilini konuşamayan insanların başına gelebilecek her türlü melaneti de haketmiş oluruz.

Bunun inançlı olmak veya olmamakla bir ilgisi yoktur. Adam olup olmamakla, insan yerine konulmayı hakedip haketmemekle ilgisi vardır.

Cevapla