Esra Elönü: Türküm diyemem [Haber]

red ediyorum
Üyeliği Sonlandırılmış
Mesajlar: 28
Kayıt: 06 Haz 2012, 08:27
Felsefe: İslam

Re: Esra Elönü: Türküm diyemem [Haber]

Mesaj gönderen red ediyorum » 22 Ağu 2012, 21:19

Dediklerime bir yanıt yok hala. Buyurun çürütün beni, yok öyle değilin altını doldurun bakalım. Bu yaptığınız asıl Türk kimliği gerçeğini yadsımak. Ne Türktür ne Kürttür, diyerek işin içinden çıkacaksınız aklınızca. Türkçe konuşan, Türkçe üreten, Türk geleneklerini-değerlerini yaşayan ve yaşatan insanlar neden Türk olmuyormuş? ABD ile bizim durumumuz çok ayrı; onlar harbiden toplama bir yap; ki onlar bile bunu başardıysa bizim yapmamamız işin bir neden yok.
Türk kimliği sadece Türk ırkına aittir; Kürt'e, Laz'a, Çerkez'e değil. Türkçe konuşan, Türkçe üreten, Türk geleneklerini-değerlerini yaşayan bir Kürt, Türk değildir. Çünkü Türk kanı taşımıyor. En fazla Türkiye vatandaşı olabilir ancak etnik olarak Türk değildir, ki etnik kökeni Türk bile olsa Türkçe konuşmak, üretmek ve yaşamak zorunda değildir.
Yukarda söylediğim gibi orada yapay bir oluşum var, işgal-soykırım-asimilasyon var, kolonizasyon var. Bizim değerlerimi bizi kucaklıyor, kapsıyor.


Kürt ırkını Türkleştirmek asimilasyon olmuyor ancak her eyalette farklı farklı resmi dillerin olması asimilasyon oluyor, öyle mi? Buna kapsama denebilir ancak kucaklama denemez, kuşatma denir.
Ümmet bir olgu değildir; gökten indiği sanılan bir kitabın bağlayıcılığı daha doğrusu zorlayıcılığı dışında hiçbir ortak noktaları yoktur, ümmet denen şeyi oluşturan yapılar arasında organik bir bağ ya da geçmiş yoktur. Yapılan şey gökten indiği sanılan bir kitab'ı dayatmaktır; ki bu Arap toplumunun ve sami toplumlarının bir değeridir, bizi bağlamaz. Kurandaki tehditkar ifadeler bunun için yeterli kanıttır; binlerce katliam ise bunun somutlaşmış örnekleridir. Oysa Türkçe bizim için gerçekten bir değerdir; aynı biçimde türküler, bağlama ve diğer çalgılar, kitaplar, halı-kilim-giysi gibi şeyler ve onların motifleri, gelenekler, birlikte yaşam bir değer ve gerçekliktir.
Ümmetin birlikte olması için herhangi bir organik bağa ve geçmişe ihtiyacı yoktur.
Tıpkı, aynı dünyayı paylaşabilmek için organik bir bağa ve geçmişe ihtiyacın olmaması gibi.
Ulusalcılık, gökten inmediği bilinen kitapları bireysel özgürlüklerin önüne geçirip dayatmaktır.
Bireysel özgürlüklerin önüne geçmesi açısından ümmetçilikten bir farkı yoktur.
Türk dili/kitabı/değeri, Türk ırkına ve Türki ırklara aittir, Kürdü bağlamaz.
Nutuk'ta yapılan hakaretler, bunun için yeterli kanıttır. Dersim ve İstiklal Mahkemeleri ise bunun somutlaşmış örnekleridir.
Yine okumama alışkanlığının bir göstergesi olarak yazdıklarımdan bağımsız ve ilgisiz şeyler yazıyorsunuz. Ulusalcılık bireyi yadsıyan, onun özgürlüklerini kısıtlayan bir şey değildir; ulusalcığın en önemli değeri aydınlanma, laikliktir. Bunun dışında kimi örnekler vermişsiniz; bunlar doğrudur ve onaylıyacak değilim. Ben ulusu Jan Jak Russo'dan, Voltaire'den, Marks'dan, Lenin'den, Atatürk'den öğrenirim; onların da yanlış derim.Başka örnekler beni bağlamaz.
Yoo, yazdıklarınıza bağlı ve ilgili şeyler yazıyorum. Aşağıdaki ifadeler bana ait değil;
Doğal olmayan karışma yöntemi olabilir ancak; çocuğun yaşına ve hazır bulunuşluğuna uygun, geleceğe ve yaşadığı ortama hazırlayıcı, baskıcı ve dayatmacı değil özgürlüklük ve yaratıcı eğitim, salt bilgi yükleyici değil bilgiye ulaşmayı öğretici, bireyci değil toplumcu, sıkıcı değil oyun tadında, eğilimlerine ve isteklerine göre olmalıdır bu.
Gelelim şu varlık konusuna. Birey hiçbir anda toplumdan yadsınamaz; bireyi var eden ve var etmeyi sürdüren toplumdur(aynı biçimde toplumu var eden ve var etmeyi sürdüren bireydir). Bitki ile toprak ilişkisindeki gibi. Ancak toplum yalnızca bu yüzden kendinde bireyden herşeyi istemeyi hak göremez. Yine de birlikte yaşamnın gerekleri ve kuralları olmalıdır. Kendini var eden topluma yani toplumun gelenekselleşmiş adı olan ulusa varlığımızı borçlu(Kullandığımız dilden, giyim-kuşamımıza, yaşam biçimize, özgür oluşumuza kadar)olduğumuz ve bu borç ve birlikte yaşamanın gereği nedeniyle katkı sunmamız gerektiği ortadadır. Örneğin tarih öğretimi bir gerekliliktir belli bir düzeyde; şövenist ve tek yanlı olmadığı sürece. Diğer türlüsü çok bencilcedir. Armağan etmek ille de canını vermek olarak ya da bütün yaşamını kendini düşünmeden geçirmek olarak düşünülmemelidir. Ayarı iyi tutturmak gerekir sonuç olarak.

red ediyorum
Üyeliği Sonlandırılmış
Mesajlar: 28
Kayıt: 06 Haz 2012, 08:27
Felsefe: İslam

Re: Esra Elönü: Türküm diyemem [Haber]

Mesaj gönderen red ediyorum » 22 Ağu 2012, 21:38

Ayet ve hadisleri buraya taşıyarak boşuna zahmet etmişsiniz. Zira, iddianızı çürütmek için tek bir ayet bile yeterli olacaktır;

"Araplar inkarcılıkta ve ikiyüzlülükte en aşırıdırlar. ALLAH'ın elçisine indirdiğini tanımamaya da en yakındırlar. ALLAH Bilendir, Bilgedir."

Bitmedi. Üstelik, Kur'an diğer ırkları da tanır;

"Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. ALLAH yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. ALLAH Bilendir, Haberdardır."

Ayetin sonuna dikkatinizi çekerim;

"ALLAH yanında sizin en değerliniz en Arap olanınızdır." denmemiş,

"ALLAH yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır." denmiştir.

kemalistcan
Admin
Mesajlar: 1058
Kayıt: 12 Ağu 2011, 22:34

Re: Esra Elönü: Türküm diyemem [Haber]

Mesaj gönderen kemalistcan » 22 Ağu 2012, 23:27

red ediyorum yazdı:Ayet ve hadisleri buraya taşıyarak boşuna zahmet etmişsiniz. Zira, iddianızı çürütmek için tek bir ayet bile yeterli olacaktır;

"Araplar inkarcılıkta ve ikiyüzlülükte en aşırıdırlar. ALLAH'ın elçisine indirdiğini tanımamaya da en yakındırlar. ALLAH Bilendir, Bilgedir."

Bitmedi. Üstelik, Kur'an diğer ırkları da tanır;

"Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. ALLAH yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. ALLAH Bilendir, Haberdardır."

Ayetin sonuna dikkatinizi çekerim;

"ALLAH yanında sizin en değerliniz en Arap olanınızdır." denmemiş,

"ALLAH yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır." denmiştir.
Yani? :lol: Çok eğlencelisin ya! Ama uyanıklığı, yalanı, çarpıtmayı sürdürüyorsun; onun için haddini bildirmekte yarar var.
İmam İskender Ali Mihr : Bedevî Araplar, küfür (inkâr) ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Allah'ın Resûl'üne indirdiği şeylerin sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Ve Allah; Alîm (en iyi bilen)'dir, Hakîm (hikmet sahibi, hüküm sahibi)'dir.
Diyanet İşleri : Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah’ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Abdulbaki Gölpınarlı : Bedevîler, kâfirlik ve münâfıklık bakımından şehirlilerden beterdir ve Allah'ın, Peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını daha ziyâde bilmezler, buna daha fazla onlar lâyıktır ve Allah, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
Adem Uğur : Bedevîler, kâfirlik ve münafıklık bakımından hem daha beter, hem de Allah'ın Resûlüne indirdiği kanunları tanımamaya daha yatkındır. Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.
Ahmed Hulusi : Bedevîler, küfür ve nifak itibarıyla daha şiddetlidirler. . . Allâh'ın, Rasûlüne inzâl ettiğinin inceliklerini anlamamaya daha yatkındırlar. . . Allâh Aliym'dir, Hakiym'dir.
Ahmet Tekin : Bedevî Araplar, kültür ve medeniyetten uzak, baskın ve yağmacılıkla geçinen kavimler, küfürde, inkârda, nifakta ve iki yüzlülükte başkalarından daha aşırı, azgın davranışlar sergilerler. Allah’ın, Rasûlüne indirdiği kuralları, kanunları, cezaları tanımamaya da daha yatkındırlar. Allah her şeyi bilir, hikmet sahibi ve hükümrandır.
Ahmet Varol : Bedeviler küfürde ve nifakta daha katıdırlar ve Allah'ın Peygamberine indirdiğini bilmemeye daha yatkındırlar. Allah bilendir, hakimdir.
Ali Bulaç : Bedeviler inkâr ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Allah'ın elçisine indirdiği sınırları bilmemeye de onlar daha 'yatkın ve elverişlidir.' Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ali Fikri Yavuz : Bedevî’ler, küfür ve nifak bakımından daha şiddetlidirler. Bununla beraber, Allah’ın, Rasûlüne indirdiği hükümlerin sınırını bilmemeye daha lâyıktırlar. Allah her şeyi kemaliyle bilicidir, hükmünde hikmet sahibidir.
Bekir Sadak : Bedevilerin kufur ve nifaklari her yonden, daha ileridir. Allah'in, peygamberine indirdiginin sinirlarini bilmemek, onlara daha layiktir. Allah bilendir, hakimdir.
Celal Yıldırım : Bedeviler küfür ve nifak bakımından daha şiddetlidirler ve Allah'ın Peygamberine indirdiği (dini hükümlerin) sınırlarını bilmemeye, tanımamaya daha yatkın ve uyumludurlar. Allah her şeyi bilen, her şeyi hikmetle yürütendir.
Diyanet İşleri (eski) : Bedevilerin küfür ve nifakları her yönden, daha ileridir. Allah'ın, Peygamberine indirdiğinin sınırlarını bilmemek, onlara daha layıktır. Allah bilendir, hakimdir.
Diyanet Vakfi : Bedevîler, kâfirlik ve münafıklık bakımından hem daha beter, hem de Allah'ın Resûlüne indirdiği kanunları tanımamaya daha yatkındır. Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.
Edip Yüksel : Araplar inkarcılıkta ve ikiyüzlülükte en aşırıdırlar. ALLAH'ın elçisine indirdiğini tanımamaya da en yakındırlar. ALLAH Bilendir, Bilgedir.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ârâbîler küfürce ve nifakça daha şiddetlidirler, bununla beraber Allahın Resulüne indirdiği ahkâmın hududunu bilmemiye daha lâyıktırlar, Allah alîmdir, hakîmdir
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bedeviler küfür ve nifak bakımından daha beterdirler; bununla beraber Allah'ın Resulüne indirdiği hükümlerin sınırlarını bilmemeye daha layıktırlar; Allah, bilendir, hikmet sahibidir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Bedeviler inkâr ve münafıklık bakımından daha beterdirler. Bununla beraber Allah'ın, Resulüne indirdiği (hükümlerin) sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Allah alîmdir, hakîmdir,
Fizilal-il Kuran : Bedevi Araplar kâfirlikte ve münafıklıkta daha aşırı; Allah'ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını bilmemeye daha yatkın kimselerdir. Allah her şeyi bilir ve her yaptığı yerindedir.
Gültekin Onan : Bedeviler küfür ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Tanrı'nın elçisine indirdiği sınırları bilmemeye de onlar daha 'yatkın ve elverişlidir.' Tanrı bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Hasan Basri Çantay : Bedeviler küfür ve nifak bakımından (şehirlilerden) daha beterdir. Allahın, Resulü üzerine indirdiği (hükümler) in sınırlarını bilmemeleri de daha çok onlara lâyıkdır. Allah kemâliyle bilendir, tam bir hüküm ve hikmet saahibidir.
Hayrat Neşriyat : (Arabların göçebe kısmı olan) bedevîler, küfür ve nifak cihetiyle (şehirdekilerden)daha şiddetli ve Allah’ın, Resûlüne indirdiği şeylerin (o hükümlerin) hudûdunu bilmemeye daha lâyıktırlar. Allah ise, Alîm (hakkıyla bilen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.
İbni Kesir : Bedeviler; küfür ve nifak bakımından daha yaman ve Allah'ın peygamberine indirdiğinin hududunu bilmemeye daha müsaittirler. Ve Allah; Alim'dir, Hakim'dir.
Muhammed Esed : Bedeviler (arasındaki ikiyüzlüler) hakkı tanımaktan kaçınma tavırlarında ve ikiyüzlü davranışlarında (yerleşik insanlardan) daha ısrarlıdırlar; ve Allahın, Elçisine indirdiği öğretinin sınırlarını görmezden gelmek, (başkalarına göre) onlardan daha çok beklenen bir haldir. (Allah böyle diyorsa, bu böyledir) çünkü Allah her hükmünde ince, derin bir gerçeğe işaret eden mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir.
Ömer Nasuhi Bilmen : Bedeviler, küfürce ve nifakça daha galizdirler. Ve Allah Teâlâ'nın Resûlüne indirmiş olduğu şeyin hududunu bilmemeğe daha layıktırlar. Allah Teâlâ ise alîmdir, hakîmdir.
Ömer Öngüt : Bedevîler küfür ve nifak bakımından daha beterdir ve Allah'ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamak ancak onlara yakışan bir tutumdur. Allah bilendir ve hikmet sahibidir.
Şaban Piriş : Bedevilerin küfür ve nifakları daha ileridir. Allah’ın Resulüne indirdiğinin sınırlarını bilmemek onlara daha uygundur. Allah alimdir, hakimdir.
Suat Yıldırım : Bedevîler inkâr ve münafıklıkta şehirlilerden daha şiddetli;Allah’ın, Resulüne indirdiği hükümleri tanımamaya daha yatkındırlar. Allah her şeyi bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.
Süleyman Ateş : Bedevi Araplar, küfür ve iki yüzlülükçe daha yaman ve Allâh'ın, Elçisine indirdiği şeylerin sınırlarını tanımamağa daha müsâittirler. Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
Tefhim-ul Kuran : Bedeviler, küfür ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Allah'ın Resulüne indirdiği sınırları bilmemeye de onlar daha 'yatkın ve elverişlidir.' Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.
Ümit Şimşek : Bedevîler inkârda ve münafıklıkta daha şiddetli ve Allah'ın Resulüne indirdiği hükümleri bilmemeye daha yatkındırlar. Allah ise herşeyi bilir, her işi hikmetle yapar.
Yaşar Nuri Öztürk : Çöl Arapları; küfür, parçalanma/ikiyüzlülük yönünden daha şiddetli; Allah'ın resulüne indirdiği şeylerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.
Yeter mi kandırıkçı, üç kağıtçı seni!

Bak aynı surenin bir ayetinde ne diyor: “Haram aylar çıkınca artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve her gözetleme yerinde oturup onları bekleyin. Eğer tövbe eder, namazı dosdoğru kılar ve zekâtı verirlerse, artık yollarını serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” (Tevbe Suresi, 9/5)

Yani açık bir biçimde senin verdiğin ayet arapları ikiye ayırıyor; bedevi araplar ve diğerleri diye. İşte yukardaki ayetteki müşrikler bir türlü müslümanlığa sıcak bakmayan, müslüman olmaktansa ölmeyi göze almış bedevi araplardır, mekkelilerdir. Çünkü surenin çoğu medine dönemine aittir. Namaz kılmamayı, oruç tutmamayı da ölüm nedeni saymaları da çok öğretici hani. :lol:

Senin gökten indiği sanılan kitabın bak ne diyor:
NAHL 75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.

''Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür).'' (Bakara/178)

Nisa Suresi(4)11. Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli (miras vermenizi) emreder.

Erkeklerinizden de iki şahid tutun; eğer iki erkek yoksa, şahidlerden rıza göstereceğiniz bir erkek ve biri şaşırdığında öbürü ona hatırlatacak iki kadın (da olur). (Bakara Suresi, 282)

Haklıymışsın ya önemli olan erdemli olmakmış :lol:

Yine de senin ayete bir göz atalım.
İmam İskender Ali Mihr : Ey insanlar! Muhakkak ki Biz, sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi (soyunuzu, babalarınızı) tanıyasınız. Muhakkak ki Allah'ın indinde en çok kerim olanınız (ikram olunanınız, en şerefli olanınız), (ırk ya da soy olarak değil) en çok takva sahibi olanınızdır. Muhakkak ki Allah, en iyi bilen ve haberdar olandır.
Diyanet İşleri : Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ey insanlar, şüphe yok ki biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve sizi, aşîretler ve kabîleler haline getirdik tanışın diye; şüphe yok ki Allah katında sevâbı en çok ve derecesi en yüce olanınız, en fazla çekineninizdir; şüphe yok ki Allah, her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.
Adem Uğur : Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.
Ahmed Hulusi : Ey insanlar. . . Muhakkak ki biz sizi (hep aynı şekilde) bir erkek ile bir dişiden yarattık (Âdem hariç kaydı yok bu bildirimde); tearuf (tanışıp birbirinizden farklı özellikleri, kemâlâtı elde) edesiniz diye sizi ırklar - türler ve toplumlar olarak oluşturduk. . . Muhakkak ki Allâh indînde sizin en ekreminiz (en şerefliniz), sizin en muttaki (hakikate uygun şekilde) yaşayanınızdır! Muhakkak ki Allâh Aliym'dir, Habiyr'dir.
Ahmet Tekin : Ey iman edenler, biz sizi bir erkekle bir kadından, bir asıldan yarattık. Birbirinizle tanışmanız, işlerinizi tedbirle idâre etmeniz, karşılıklı olarak, İslâmî kurallarla örtüşen milletlerarası teamüllere uymanız, yardımlaşmanız, kültür ve medeniyet alışverişinde bulunmanız, birbirinize iyiliği tavsiye etmeniz için, sizi milletler ve kabileler haline getirdik. Allah yanında en değerliniz, en üstününüz, takva esaslarını-Kur’ân esaslarını iyice benimseyerek tavizsiz hayata geçireniniz, en çok günahlardan arınıp azaptan korunanız, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrananınız, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olanınızdır. Allah her şeyi bilir, gizli-açık her şeyden haberdardır.
Ahmet Varol : Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi soylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en üstününüz en çok takva sahibi olanınızdır. Allah bilendir, (her şeyden) haberdar olandır.
Ali Bulaç : Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.
Ali Fikri Yavuz : Ey insanlar! Sizi, bir erkekle bir dişiden (Âdem ile Havva’dan) yarattık. Hem de sizi soylara ve kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız, (kim olduğunuz sorulunca, bağlı bulunduğunuz soy veya milletinizin adını söyleyesiniz). Biliniz ki, Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır. (Şeref, soy ve neseble değildir). Şüphe yok ki Allah Alîm’dir= her şeyi bilendir, Habîr’dir = her şeyden haberdardır.
Bekir Sadak : Ey insanlar! Dogrusu Biz sizleri bir erkekle bir disiden yarattik. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca taniyasiniz. suphesiz, Allah katinda en degerliniz, O'na karsi gelmekten en cok sakinanizdir. Allah bilendir, haberdardir.
Celal Yıldırım : Ey insanlar! Hakikat biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki, sizin Allah yanında en şerefli ve itibarlınız, (O'ndan saygı ila en çok) korkup (fenalıklardan) sakınanızdır. Muhakkak Allah bilir ve haberlidir.
Diyanet İşleri (eski) : Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır.
Diyanet Vakfi : Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.
Edip Yüksel : Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. ALLAH yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. ALLAH Bilendir, Haberdardır.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ey o bütün insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık, hem de sizi şaab şaab, kabîle kabîle yaptık ki tanışasınız, haberiniz olsun ki Allah yanında ekreminiz en takvalınızdır, her halde Allah alîmdir, habîrdir
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere, kabilelere ayırdık. Haberiniz olsun ki, Allah katında en şerefliniz, en takvalınızdır. Muhakkak ki, Allah, bilendir, herşeyden haberdardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdar olandır.
Fizilal-il Kuran : Ey insanlar, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en üstün olanınız Allah'tan en çok korkanınızdır. Allah bilendir, haber alandır.
Gültekin Onan : Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Tanrı katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Tanrı, bilendir, haber alandır.
Hasan Basri Çantay : Ey insanlar, hakıykat biz sizi bir erkekle bir dişiden yaratdık. Sizi, (sırf) birbirinizle tanışmanız için büyük büyük cem'iyyetiere, küçük küçük kabilelere ayırdık. Şübhesiz ki sizin Allah nezdinde en şerefliniz takvaca en ileride olanınızdır. Hakıykaten Allah her şey'i bilen, her şeyden haberdâr olandır.
Hayrat Neşriyat : Ey insanlar! Şübhesiz ki biz, sizi bir erkek ve bir dişiden (Âdem ile Havvâ’dan)yarattık. Birbirinizi tanımanız için de sizi, milletler ve kabîleler kıldık. Doğrusu Allah katında sizin en üstün olanınız, en takvâlı olanınızdır. Muhakkak ki Allah, Alîm (herşeyi hakkıyla bilen)dir, Habîr (herşeyden haberdâr olan)dır.
İbni Kesir : Ey insanlar; doğrusu Biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Gerçekten Allah katında en değerliniz; O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz ki Allah; Alim'dir, Habir'dir.
Muhammed Esed : Ey insanlar! Bakın, Biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve sizi kavimler ve kabileler haline getirdik ki birbirinizi tanıyabilesiniz. Şüphesiz, Allah katında en üstün olanınız, O'na karşı derin bir sorumluluk bilincine sahip olanınızdır. Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdar olandır.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ey insanlar! Muhakkak ki, Biz sizi bir erkek ile dişiden yarattık ve sizleri şubelere ve kabilelere ayırdık ki birbirinizi tanıyasınız. Şüphe yok ki, sizin ind-i ilâhide en mükerrem olanınız en ziyâde müttakî olanınızdır. Muhakkak ki Allah Teâlâ alîmdir, habîrdir.
Ömer Öngüt : Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık ve sizi tanışasınız diye milletlere, kabilelere ayırdık. Çünkü Allah katında en üstün olanınız, Allah'tan en çok korkanınızdır. Şüphe yok ki Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.
Şaban Piriş : -Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sizi tanışasınız diye kollara ve kabilelere ayırdık. Allah, katında en şerefliniz, ondan en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah, alimdir, haberdardır.
Suat Yıldırım : Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizi tanıyıp sahip çıkmanız için milletlere, sülâlelere ayırdık. Şunu unutmayın ki Allah’ın nazarında en değerli, en üstün olanınız, takvâda (Allah’ı sayıp haramlardan sakınmada) en ileri olandır. Muhakkak ki Allah her şeyi mükemmelen bilir, her şeyden hakkıyla haberdardır.
Süleyman Ateş : Ey insanlar, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allâh yanında en üstün olanınız, (günâhlardan) en çok korunanınızdır. Allâh bilendir, haber alandır.
Tefhim-ul Kuran : Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Hiç şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, takvaca en ileride olanınızdır. Hiç şüphe yok Allah, bilendir, haber alandır.
Ümit Şimşek : Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık; sonra da birbirinizi tanıyasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, en ziyade takvâ sahibi olanınızdır. Allah ise herşeyi bilir, herşeyden haberdardır.
Yaşar Nuri Öztürk : Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.
Neresini tutsak elimizde kalıyor yazdıklarının. :lol: Git öğren adam gibi gökten indiği sanılan dinini! Ondan sonra haybeden afra tafra yapma birşey biliyormuş gibi! :lol:

Elinde koca bir sıfır var şimdi. Üstelik benim yazdığım ayetler ve hadisler duruyor ve üzerlerine yenileri eklendi. :lol:

O değil de sen konuyu-başlığı pisletmeyi sürdürüyorsun; yönetim bu arkadaşlar için oyun parkı ya da serbest kürsü yeri açın bir zahmet! Çoluk çocukla, cahil cühela ile bizi muhatap etmeyin... :lol:
"Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerinin cehaletinden faydalanarak, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur."
Kamal ATATÜRK

kemalistcan
Admin
Mesajlar: 1058
Kayıt: 12 Ağu 2011, 22:34

Re: Esra Elönü: Türküm diyemem [Haber]

Mesaj gönderen kemalistcan » 22 Ağu 2012, 23:57

Türklük bir ırk değildir. Bana belge getirir misiniz Türklüğün ırk olduğuna ait. Neymiş Türk olmanın ölçütleri? Ben size getireyim buyrun
Bir topluluğun "ulus" olarak adlandırılabilmesi için:
Toplulukta ortak bir dilin konuşulması,
Topluluğun tarihsel geçmişe sahip olması,
Şimdi bir arada yaşayan bu topluluğun, gelecek için de bir arada yaşama inancında olması,
Topluluktaki bireylerin birlik ve beraberlik içinde, ortak duyguları paylaşması,
Toplulukta kültürel ortaklık bulunması gereklidir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Millet
Atatürk'e göre, Türk milletinin teessüsünde müessir olduğu görülen tabiî ve tarihî vâkıalar şunlardır:[4]
a) Siyasî varlıkta birlik.
b) Dil birliği.
c) Yurt birliği.
d) Irk ve menşe birliği.
e) Tarihî karabet.
f) Ahlâkî karabet.
Altı madde içinde yalnızca bir madde; ki oda menşe ile birlikte verilmiş tamamlayıcı olarak ve birlikte yaşamanın verdiği akrabalıktan başka birşey değil. Azeriler ve Anadolu Türkleri beyaz ırka daha yakınken Türklerin büyük bir kısmı sarı ırktandır. Ancak bilinmeli ki türkler-kürtler-araplar-zazalar-ermeniler için şudur demek çok kolay değildir; çünkü karşılıklı asimilasyonlar sayılmayacak kadar çoktur. Ki Atatürk'ün Türk milleti tanımı: Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir, biçimindedir. Anayasada da aynı biçimdedir.

Marksizme göre: Ulus, tarihi olarak oluşmuş, dil, toprak, iktisadi yaşantı birliği, ve kültür birliğinde ifadesini bulan ruhi şekillenme birliği temelinde oluşmuş istikrarlı bir insan topluluğudur. http://kutuphane.halkcephesi.net/Stalin ... 0sorun.htm

Yani aynı şeyi diyoruz biz de. Bir tek sen kendi kendine konuşuyorsun. :lol:

Ümmetçilikle ilgili sözlerin hala ne bir işe yarıyor ne de benim sözlerime yanıt olabilecek düzeyde. Seninde dediğin gibi gökten indiği sanılan somutlanamayan bir kitabın bağlayıcılığı değil dayatmacılığı olur ancak; ayetler ortadır, akla-bilime-gerçeklere aykırılık ortadır, insan-sınıf-cinsiyet-sınıf ayrımı ortadadır, şiddeti-savaşı-ölüdrmeyi bir zorunluluk yapma emri ortadadır.
"Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerinin cehaletinden faydalanarak, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur."
Kamal ATATÜRK

red ediyorum
Üyeliği Sonlandırılmış
Mesajlar: 28
Kayıt: 06 Haz 2012, 08:27
Felsefe: İslam

Re: Esra Elönü: Türküm diyemem [Haber]

Mesaj gönderen red ediyorum » 25 Ağu 2012, 15:34

Çok eğlencelisin ya! Ama uyanıklığı, yalanı, çarpıtmayı sürdürüyorsun; onun için haddini bildirmekte yarar var.
Bence de, haddini bildirmekte yarar var;

1. el a'râbu : bedevî (göçebe) Araplar
Bak aynı surenin bir ayetinde ne diyor: “Haram aylar çıkınca artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve her gözetleme yerinde oturup onları bekleyin. Eğer tövbe eder, namazı dosdoğru kılar ve zekâtı verirlerse, artık yollarını serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” (Tevbe Suresi, 9/5)
Cımbızcılık yapmak yerine resmin bütününe bakmayı deneseniz de, surenin başından itibaren en az 6. ayetin sonuna kadar buraya bi’ aktarsanız nasıl olur? Bence çok iyi olur.
Yani açık bir biçimde senin verdiğin ayet arapları ikiye ayırıyor; bedevi araplar ve diğerleri diye. İşte yukardaki ayetteki müşrikler bir türlü müslümanlığa sıcak bakmayan, müslüman olmaktansa ölmeyi göze almış bedevi araplardır, mekkelilerdir. Çünkü surenin çoğu medine dönemine aittir. Namaz kılmamayı, oruç tutmamayı da ölüm nedeni saymaları da çok öğretici hani.
“Bedevi” diye bir ifade göremiyorum ayette, sadece “arap (el a'râbu) ifadesini görüyorum ancak sizin de itiraf etmiş bulunduğunuz gibi “ümmetçilik=Arapçılık” değilmiş. Öyle olsaydı, birer Arap olan Ebu Cehil ve Ebu Leheb’in de sevilmesi gerekirdi ancak bilindiği üzere Müslümanların bu iki isme zerre sevgileri bulunmamaktadır.
Senin gökten indiği sanılan kitabın bak ne diyor:
NAHL 75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.

''Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür).'' (Bakara/178)

Nisa Suresi(4)11. Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli (miras vermenizi) emreder.

Erkeklerinizden de iki şahid tutun; eğer iki erkek yoksa, şahidlerden rıza göstereceğiniz bir erkek ve biri şaşırdığında öbürü ona hatırlatacak iki kadın (da olur). (Bakara Suresi, 282)

Haklıymışsın ya önemli olan erdemli olmakmış
Yukarıdaki ayetlerin hangisinde “Allah katında değerli olmanın takvalı olmaktan geçmediği” yazıyor? Hangisinde "en değerli olanın, en Arap olan olduğu" yazıyor?

“Rableri onlara cevap verdi: "Ben sizden, erkek-kadın hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hep birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda işkenceye uğratılanlar, çarpışıp da öldürülenler var ya, onların kötülüklerini yemin olsun örteceğim. Ve yemin olsun ki onları, Allah katından bir karşılık olarak, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım." Allah katındandır karşılıkların en güzeli.”

"Müşrik kadınlarla, onlar iman etmedikçe evlenmeyin. Mümin bir cariye, hoşunuza giden müşrik bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikçe, müşrik erkeklerle mümin kadınları evlendirmeyin. Mümin bir köle, hoşunuza gitse bile müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, ateşe çağırırlar, Allah ise, izniyle, cennete ve mağfirete çağırır ve insanlara düşünüp ibret alsınlar diye ayetlerini açıklar."
Elinde koca bir sıfır var şimdi. Üstelik benim yazdığım ayetler ve hadisler duruyor ve üzerlerine yenileri eklendi.
Elimden ziyade karşımda koca bir sıfır olduğunu düşünüyorum.
Buraya taşıdığınız ayet ve hadislerin size boşa zahmet olduğunu belirtmiş ve az ama öz olan cevabımı vermiştim. Hatırlamıyorsanız, dönüp de maziye şöyle bir bakmanız yeterlidir.
O değil de sen konuyu-başlığı pisletmeyi sürdürüyorsun; yönetim bu arkadaşlar için oyun parkı ya da serbest kürsü yeri açın bir zahmet! Çoluk çocukla, cahil cühela ile bizi muhatap etmeyin...
Klavyesinden alay ve hakaretler saçanı görenler, konuyu-başlığı kirletenin kim olduğunu da göreceklerdir. Bu alaycı ve hakaretamiz kullanıcı, üslubunu düzeltmez ise, muhattap alınmamak suretiyle tarafımdan yaptırıma maruz kalacaktır.

red ediyorum
Üyeliği Sonlandırılmış
Mesajlar: 28
Kayıt: 06 Haz 2012, 08:27
Felsefe: İslam

Re: Esra Elönü: Türküm diyemem [Haber]

Mesaj gönderen red ediyorum » 25 Ağu 2012, 15:45

Türklük bir ırk değildir. Bana belge getirir misiniz Türklüğün ırk olduğuna ait. Neymiş Türk olmanın ölçütleri? Ben size getireyim buyurun
Türk olmanın ölçütü, Türk kanı taşımaktır, Türk genine sahip olmaktır. Sizin bahsettiğin şey biyolojik bir belge midir? Türklük biyolojik bir şey midir yoksa toplumsal bir şey mi? Bir grup insan toplanıp “biz uzaylıyız” deyince, biyolojik olarak uzaylıya dönüşüp “uzaylı” mı oluyorlar?
çünkü karşılıklı asimilasyonlar sayılmayacak kadar çoktur. Ki Atatürk'ün Türk milleti tanımı: Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir, biçimindedir. Anayasada da aynı biçimdedir.
Ben hiç asimile edilmeye, Kürtleştirilmeye çalışılan Türk görmedim ancak tam tersini çokça gördüm, görmekteyim ancak bundan sonra görmek istemiyorum.

Atatürk’ünüz kim ki onun tanımına itibar edilsin? Bu konunun uzmanı mıdır, bu konudaki tahsili nedir?
Ümmetçilikle ilgili sözlerin hala ne bir işe yarıyor ne de benim sözlerime yanıt olabilecek düzeyde. Seninde dediğin gibi gökten indiği sanılan somutlanamayan bir kitabın bağlayıcılığı değil dayatmacılığı olur ancak; ayetler ortadır, akla-bilime-gerçeklere aykırılık ortadır, insan-sınıf-cinsiyet-sınıf ayrımı ortadadır, şiddeti-savaşı-ölüdrmeyi bir zorunluluk yapma emri ortadadır.
Sizin ortaya serebildiğiniz bir şey yok ancak benim var;

"Ümmetin birlikte olması için herhangi bir organik bağa ve geçmişe ihtiyacı yoktur.
Tıpkı, aynı dünyayı paylaşabilmek için organik bir bağa ve geçmişe ihtiyacın olmaması gibi.
Ulusalcılık, gökten inmediği bilinen kitapları bireysel özgürlüklerin önüne geçirip dayatmaktır.
Bireysel özgürlüklerin önüne geçmesi açısından ümmetçilikten bir farkı yoktur.
Türk dili/kitabı/değeri, Türk ırkına ve Türki ırklara aittir, Kürdü bağlamaz.
Nutuk'ta yapılan hakaretler, bunun için yeterli kanıttır. Dersim ve İstiklal Mahkemeleri ise bunun somutlaşmış örnekleridir."

Görüldüğü üzere, öyle hakaret ederek ve bol bol “kahkaha atarak” cevap vermiş olunmuyor.

kemalistcan
Admin
Mesajlar: 1058
Kayıt: 12 Ağu 2011, 22:34

Re: Esra Elönü: Türküm diyemem [Haber]

Mesaj gönderen kemalistcan » 29 Ağu 2012, 07:49

Bu başlıktaki son yazımdır, uğraşamam senle. Papağan aynı şeyleri söylüyorsun benim söylediklerime bakmadan; benim yazdıklarımı alıntılayıp yalnızca baktığın izlenimini veriyorsun.

Sen diyorsun diye doğru olmaz. Sana ulus tanımını, ulus olmanın koşullarını üç değişik kaynaktan verdim hala kan, ırk deyip saçmalamayı sürdürüyorsun. Hani getir bir kaynak bana; bekliyorum. Ulus olmak kan bağından çok ekonomik, siyasi örgütlenme ve birlik ile olur; senin kaz kafan(kuş beyinli demiyorum ilgini çektiyse; çünkü bazı kuşlar şempanzeye denk(ama sen bunu da bilmezsin)), sığ ve bilgisiz halin bunu bir türlü algılamaya, anlamaya yetmiyor. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp, demiş Atatürk. Ama daha iyisini Mevlana söylemiş; söylediklerin karşısındakinin seni anlıyabileceği kadardır. Artık inadı bırakıp araştırsan diyorum ulus olgusunu. Ulus olgusu ulus devletleri ile ortaya çıkmışlardır; ondan öncesi budunlar dönemidir. Ulus devlet Fransız İhtilali'nin bize bir armağanıdır; değerleri ise açıkça ortadadır. Ulus devletler üç sınıfın toplum üzerinde etkisini ortadan kaldırmış halkı kanunlar önünde eşit yurttaşlar yapmıştır. Hala şansın var araştır. Kendini daha çok küçük düşürme; belki de daha da küçülemezsin :lol:

Ayetle ilgili onca çeviri ortadadır. Mekke ve Medinelilerin küçük istisnalarla araplardan oluştuğu ortadır. Muhammeti'in amcaları örneğin de saçma; baştan arapları ikiye ayırdığını söyledim, ayette beni destekliyor. Üstelik senin erdem yerine buz gibi takva yazarken(takva dine bağlılık demekken)ve mos mor olman gerekirken daha neyi savunuyorsun anlamadım.

Neyse sana başarılar. Her geçen gün daha iyi oluyorsun; saçmalamakta. :lol:
"Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerinin cehaletinden faydalanarak, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur."
Kamal ATATÜRK

mercanbal

Re: Esra Elönü: Türküm diyemem [Haber]

Mesaj gönderen mercanbal » 25 Tem 2014, 15:12

ben türküm, soran olursa türk olduğumu söylerim. kimse sormadan da ortaa sebep yokken türk olduğumu söylemem.
fakat türk olmamla guru duymam. benim türk olmamla, türk olmayan birinin de türk olmamsı aynı derecede elzemdir.
türk olmamla gurur duymam çünkü;
türk olmak için hiç bir emek sarfetmedim. bu nedenle türk olup olmamamın benim için ek bir önemi yoktur.
bu "emek" kelimesini ateist solcular çok sever. zannederler ki emek kelimesi sadece ekndileri için vardı. diğerleri amekten anlama, emek sarfetmez, oydaki biz de emeğin kıymetini biliriz. fakat bizim onlardan fakımız biz "ekmeğin" kıymetini de çok iyi biliriz. ateist soncular iin ekmeğin bir kıymeti yoktur.çünkü: türkiye de fakiirler sağcı, zenginler solcudur. yani solcular ekmem bulamadıkları zaman pasta yiyebilirler, biz ise aç kalırız. bundan dolayı bizim için ekmek emekten daha önemlidir önemli olmasına ama, emeğe de en az ateist solcular kadar hatta onlardan da fazla kıymet verir, saygı gösteririz.
ikinci husus:" bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim" prendibi gereği, türk olmama rağmen kürt, laz ve çerkez arkadaşlarım da var. bu durumda ben bu arkadaşlarım karşısında bür üstünlük taslasam arkadaş olmuş olamam. çünkü arkadaşlık eşit seviyedekiler arasında geçerli olur.
üçüncü husus: türk olup olmamayı "seçme" şansım yoktu. türk olduğum gibi olmayabilirdim de.
seçme şansım olmayan, türk olmak iin hiç emek sarfetmediğim bir terminoloji için neden gurur duyayım?
duyanlar neden duyar?

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir