Köşe Yazıları

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 924
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Köşe Yazıları

Mesaj gönderen KRALMAS » 21 Ağu 2011, 18:01

Beğendiğiniz köşe yazılarını buraya asabilirsiniz...

ferda
Yeni Üye
Mesajlar: 12
Kayıt: 20 Ağu 2011, 12:42
Felsefe: Ateizm

Re: Köşe Yazıları

Mesaj gönderen ferda » 24 Ağu 2011, 22:14

Köşe yazısı olmasa da akil adamların bir çagrısını asalım.
http://www.haberturk.com/gundem/haber/6 ... i-ele-aldi
Kürkçü ve Önder açıklamalarının sonunda şu önerileri sıralıyor:

"Eli kalem tutan, dili söz söyleyebilen herkesi, giderek büyük bir toplumsal felakete dönüşme eğilimi gösteren savaşa karşı sesini yükseltmeye çağırıyoruz.

Kullanıcı avatarı
Engse Hohol
Üye
Mesajlar: 243
Kayıt: 15 Ağu 2011, 23:13
Felsefe: Ateizm

Re: Köşe Yazıları

Mesaj gönderen Engse Hohol » 24 Ağu 2011, 23:23

bu bir savaş olsaydı seferberlik çıkardı; savaş değil bu, terör. ilginç olan ordu'nun teröre karşı yapılan eyleminde, budun'u kandırıcı, budun'un teröre öfkesini dindirmek için boşaltılmış sığınak ulay(ve) çadırları, boşuna bombalaması. PKK, Türkiye içerisinde yol kesip haraç topluyorken Türk ordusunun PKK'nın boşalttığı sığınakları bombalaması bana yalnızca gülünç geliyor.
ResimResim
En yoğun materyalist din islamdır; Sünneti seniyye, Hacerul esvet, Tabiin, Kabe, Kurban

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 924
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Köşe Yazıları

Mesaj gönderen KRALMAS » 25 Ağu 2011, 00:04

RTE efendisi ABD'den Irak'tan çekildiklerinde sözde savunma gücü olarak, Irak ve Sureye'ye yerleşme emri aldı, ABD artık sömüreceğini sömürdüğünden, orda asker bulundurunması gereksiz masrafa sebep oluyor, bu masrafları aynı afganistandaki gibi Türkiye üstüne yıkıp siktir olup gidecekler, bu zaten uzun süredir planladıkları bir olaydı, yeni bir şeyde değil. Bu yüzden halkı Irak'a ve sureyeye girme konusunda hazırlamak için pisikolojik hareket düzenliyorlar. Askerlerimizi bile bile öldürtüp,, yıllardır katılmadıkları cenazelere katılıp timsah göz yaşları döküyor, bir yandan da orduyu iyice ezik göstermemek için boşaltılmış pkk kamplarını bombalayıp, 100 tererörist öldürdük diyorlar vb..

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 924
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Köşe Yazıları

Mesaj gönderen KRALMAS » 06 Kas 2011, 13:07

Parçalanmış Cesetler Dosyası
Yazar: Kıymet Nadir BİNDEBİR

Resim

Kök Tengri'nin; sırf denemek için, İbrahim'e rüyasında "Oğlunu kes" dediğine,

onun da oğluna "Allah seni kesmemi istedi ne yapayım?" diye sorduğuna,

oğlunun da "Allahın emriyse kes bari baba!" dediğine,

sonra da Tanrı'nın İbrahim'e "Seni denedim, aferim! Çocuğu bırak, al şu koçu kes" dediğine tartışmasız inanıyorsanız...

Bu tevâtüre inanırken;

Adli tıpta, katillerin bir kısmının "Hayalci katil" kategorisinde incelendiğini,

'Hayalci' (visionary) katillerin fantazisinin ya Tanrı'dan bir ses, ya cennet/cehennemden bir görüntü olduğunu,

İbrahim'in oğlunu kesmeye kalkmasının "şizofren bir proje" olduğunu da aklınızın bir köşesine yazınız.

İşkence ederek boğazlayacağınız elli kiloluk koyunun, şişman gövdenizi sırtında taşıyarak kıldan ince kılıçtan keskince bir köprüden geçirebileceğini aklınız kesiyorsa,

tabii ondan önce, 'sırat köprüsü'nün varlığına inanıyorsanız,

çocuğunuzun alnına sürdüğünüz kurban kanının çocuğunuzun enerjisini arttıracağına, kurbanın gücünün çocuğa geçeceğine,

o kanla Kök Tengri'ye yakınlaşacağınıza,

günahlarınızın affolunacağına iman ettiyseniz...

Elli, yüz kiloluk koca hayvanları boğazlatmak için ya 'eli kesime yatkın biri'ni bulunuz, ya da kendiniz sıvayınız kolları.

Canlıları işkenceyle katlederek bayram kutlamaya kararlıysanız, birkaç hatırlatma daha yapmama da müsaade lütfen.

Adli tıp istatistiklerine göre;

Seri katillerin yüzde 77'si kurbanlarının vücudunu parçalara ayırır.

Seri cinayet işleyenlerin büyük çoğunluğu, çocukluğunda hayvanlara eziyet etmiştir.

Seri katillerin çoğu, geçmişte kasap, avcı, laboratuar görevlisi olarak çalışmıştır.


19ncu yüzyıl İngiliz mahkemelerinde, kasapların 'meslekleri hayvan öldürmek, parçalamak olduğundan acıya karşı duyarsızlaşmışlardır' gerekçesiyle mahkeme jürisinde başkalarını yargılamalarına izin verilmezdi.

Siz kesim için kasap ya da bıçak ararken bunu da bir yol hatırlatayım.

Adli Tıp Uzmanı Dr. Bülent Şam'ın otopsilerden derlediği ''Parçalanmış Cesetler Dosyası"nda;

'Hayvan-insan anatomisi benzediğinden, katillerin disseksiyonu (ölüyü parçalara ayırma), adli tıp uzmanlarını şaşırtacak derecede cerrah titizliğiyle yaptıklarını' yazdığını da biliniz.

Resim

Şüphesiz ki;

Birkaç kişi, kurbanınız olan hayvanı zorla yere yıktığınızda,

Kurbanınız ayaklanıp kaçmaya kalkınca baltayla bacaklarını kırdığınızda,

Çektiği acıdan gözleri yuvalarından fırlamış, inleyen, debelenen hayvanı zaptedebilmek için birkaç kişi hayvanın üstüne oturduğunuzda,

Kurbanın ayaklarını sıkıca bağladığınızda,

Acı çektirerek öldürmeden önce, ağırlığınızla hayvanın nefesini kestiğinizde,

O hayvan gözünüze bir canlı değil, yenecek bilmemkaç kilo et olarak göründüğünde,

Kurbanınızı 'merhamet' gibi insani bir duyguya lâyık bulmaz noktaya geldiğinizde,

herhangi bir seri katilden hiç bir farkınız yoktur.

Seri katil için de kurbanı, "insan" değil, değersiz bir madde, bir parça ettir.

Seri katil, tatmini, kurbanı fethetmek, zûlmetmek, sindirip baskı altına almak ve öldürmekte kişisel tatmin bulur.

Siz de hayvanı fethedebilmek, ona üstünlüğünüzü gösterebilmek, sindirebilmek, dirençsiz bırakabilmek için seri katillerin yöntemini uygulamak zorundasınız. Ayaklarını bağlamalısınız.

Kurbanınız acı içindeyken gözlerini de bağlamanız gerekir.

Seri cinayetlerde de çoğu kez göz bağlama vardır.

Katillerin çoğu, polise verdikleri ifadelerinde; göz bağlama işlemini "kurbanı sindirmek ve korkusunu arttırmak" yaptığını söylerler.

Göz bağlamanın esas nedeninin, "kurbanı kişiliksizleştirmek (depersonalizasyon)" onun canlı bir varlık olduğunu gözardı etmek olduğunu da söyleyelim.

Üstüne oturup nefessiz bıraktığınız, acıdan çıldırmış hayvanın acısını daha da arttırmalı, kurban edebilmek için onu artık bir canlı olarak görmemelisiniz.

Gözündeki acının, yalvarmanın sizi etkilemesine izin vermemelisiniz. Aynen seri cinayet işleyen katillerin yaptığı gibi.

Katillerle ortak noktalarınızdan biri de; acz içindeki kurbanları, 'merhamet gibi insani bir duyguya lâyık' görmemektir.

Kurbanınızı kesmeye başlamadan evvel, yüzünü kıbleye çevirip tekbir de getireceksiniz değil mi?

Bunu yaparken "İbrahim'in zamanında islamiyet mi vardı, kıble mi vardı, allahüekber mi vardı" diye düşünmek aklınıza gelmeyecek.

İçinizdeki kasap ağır basacak. Çalacaksınız kör bıçağı acz içinde, savunmasız bıraktığınız koca hayvanın boğazına.

Önce nefes borusunu, yemek borusunu ve şahdamarını keseceksiniz. Oluk gibi kan fışkıracak.

Hayvan ölmeye henüz başlamışken kafasını geriye doğru kanırtacaksınız. Kanını akıtıp eti 'helâlize' edeceksiniz. Zinâyı, tecavüzü imam nikahıyla, soygunu, hırsızlığı 'zekât' kılıfıyla, faizi 'kâr payı' olarak helalize ettiğiniz gibi...

Siz o kanları akıtırken, din uleması "Bayramlar gönülden gönüle sevgi akıtır" vaazları veriyor olacak. Oluk oluk caddelere, bahçelere akıttığınız kankırmızı sevginizi (!), vahşeti, belkemiğinde cinsel hazlar duyarak seyretmeyi öğrettiğiniz çoluk çocuğun alnına süreceksiniz.

Kurbanınız olan hayvan, daha tam ölmemişken, titrerken, bacağından ters asıp derisini yüzmeye başlayacaksınız.

Bu eziyet ederek öldürme ve parçalama ameliyesinin adına da 'ibadet' diyeceksiniz.

Bir canlıyı parçalamayı; kurbanınız üzerinde hakimiyet kurmak değil de "yiyecek paylaşımı" adına savunacaksınız.

"Cesede uyguladığı aşırı şiddetin, cesedi parçalamanın, seri katile hem cinsel tatmin, hemde egosuna psikolojik doygunluk verdiği"ne de kafayı takmayacağınızdan, kanlı yiyecek paylaşımı harekatınızla "cinsel tatmin"i bağdaştırmayacaksınız.

Oysa, fantazi olmadan şiddetin gerçekleşemeyeceğini içten içe biliyorsunuz değil mi!

Biz de Kurban Bayramı'nı birşeyler keserek geçireceğiz. Potansiyel katillerle 'ilişik' keserek...

Asteğmen Kubilay'ın başını kesenler gibi, seri katillerin çoğu, dindar ve düzenli ibadet eden insanlar olduğunu bilerek ve bu gürûhla ilişik keserek.

***

Bu yazıyı yazdığım 2007 Kanlı Bayram'ından bu yana yüzlerce vatandaşımız boğazı kesilerek, bedeni parçalanarak öldürüldü. Çoğunluğu kadın ve çocuktu. Hamile kadın baltayla parçalanıp denize atıldı, kuyulardan kesik başlar çıkarıldı, sokak ortasında tecavüze direnen genç kızların boğazı kesildi. Parçalara bölünüp torbalarla çöpe atılmış çocuk cesetleri bulundu.

Bu cinayetleri işleyenlerin dindar ve düzenli ibadet eden insanlar olduğundan hiç kuşkum yok. Özellikle Kurban Bayramı kutlamalarına ayrı bir önem atfettiklerini de kuvvetle tahmin ediyorum.



Katillerden yakalanabileni bayramda mapushanede koğuş arkadaşlarıyla bayramlaşacak. Yakalanamayanı, bayram namazını cemaatle kıldıktan sonra, sevabına konu komşunun kurbanını kesecek.

Rivayete göre İbrahim erkek çocuğunu kurban etmek istemiş. 1400 yıl sonra Türkiye'de 'kurban' gibi gırtlağı kesilerek, parçalanarak öldürülenlerin hepsi ya kadın ya çocuk ya travesti. Kadın kasap yoktur. Olsa medyaya haber olur.

Link: http://www.bakiselamlar.com/knb/index.p ... ler-dosyas
Tarih: Perşembe, 03 Kasım 2011 12:26

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 924
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Köşe Yazıları

Mesaj gönderen KRALMAS » 30 Kas 2011, 11:35

Resim

Tahrik...
Bekir ÇOŞKUN

Polis, kadının gözlerini “tahrik edici” buldu...
Eğilip bir daha baktı...
Kadın gözlerini kırpıştırdı...

*

Araplar, Suriye’de demokrasi ve insan hakları istiyorlar...
İsteyenlerin başında Suudi Arabistan geliyor...
İşte orada oldu bu:

Adam Hael bölgesinde karısı ile yürüyordu. Suudi “ahlak polisi” yollarını kesti, muhtemelen kadına “Bak bir bana” dedi, işte o zaman kadın gözlerini kırpıştırarak baktı...
Polis kadının kocasına döndü “Karının gözleri tahrik edici, bu haram” dedi...
Adam itiraz etti:
“Ben de bakıyorum işte... Tahrik edici olsa dönüp eve gideriz... Niye kalkıp yengemlere gideyim?..”

*

Tartışma büyüdü...
Polis “gözleri tahrik edici kadının” kocasını dövdü...
Kolunu kırdı...
Mahkemeye gittiler...
Mahkeme; şeriat mahkemesi...
Batı medyasına düşen haberlere göre şeriat mahkemesi karar aldı; bundan böyle gözleri tahrik edici kadınlar ülke çapında gözlerini kapatacaklar...

*

Mesela Türkiye’de de bu kafada adamlar var, onlara kalsa damacana da yasak... Çünkü “oval cisimlerin tahrik edici” olduğunu söylemişti hoca...
Damacana hem oval, hem deliği var...
Nitekim nerede yakalanmıştı apartmanın sucusu?..
Asansörde, damacanaya tecavüz ederken...

*

Ne alakası var tüm bunların dünya düzeni ile demeyin...
Arap Birliği (ki İngilizler kurmuştur) birkaç gün önce toplanıp “insan hakları” olmadığı gerekçesiyle Suriye’ye yaptırım uygulama kararı aldı, uçaklar uçarsa ABD füzeleri ile indirecekler...
Kararı alanların başında Suudi Arabistan geliyor...
Kadınların araba kullanmasının da -muhtemelen vites kolundan dolayı- yasak olduğu Suudi Arabistan...

*

Ortadoğu’ya yeni bir dizayn vermekte olan ABD’nin kukla gibi oynattığı Arap liderlerini, bir masanın etrafında toplanmış “Suriye’ye insan hakları isterken” görünce, bunlar geçti aklımdan...
Aralarına oturmuş Arap olmayan tek kişi; AKP’nin Dışişleri Bakanı Davutoğlu...
“Ne işi var?” dememeli...
Buluyorlar birbirlerini...

*

Kadınların bakışından ya da oval cisimlerden tahrik oluyorlar da...
ABD füze sokuyor, faydası olmuyor...

Kaynak: http://www.muhalifgazete.com/26493-Beki ... Tahrik.htm
Tarih: 29 Kasım 2011 Salı 06:31

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 924
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Köşe Yazıları

Mesaj gönderen KRALMAS » 30 Kas 2011, 11:44

Kasım 2011-Dini anlamsız bulmak suç oldu
Kıymet Nadir BİNDEBİR

Resim

Ekşi Sözlük'te "din saçmalığı" başlığını açan ve "entry" yazan "sigaram ve ben" rümuzlu yazar hakkında "dini değerleri alenen aşağılama" suçundan 1.5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Ekşi Sözlük yazarı, hakaret kastı taşımadığını, sadece kendi fikirlerini dile getirdiğini belirterek suçsuz olduğunu söyledi. İslam dinine inananların ibadetlerini, kâinatı Allah'ın yarattığına ilişkin inançlarını aşağıladığı gerekçesiyle 9 aydan 1.5 yıla kadar hapis istemiyle İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılanacak.

Suçlanan entry 'din saçmalığı':

"şimdi saçmalık derken, gereksiz olarak anlaşılmasın, gayet de gereklidir din dediğimiz beyin uyuşturucusu. insanoğlu doğru, yanlış, ahlaki, etik gibi kavramların içinden kendi başına çıkabilecek kapasiteye sahip değildir, bu sebeple eline bir yanlış-doğru rehberinin verilmesi çok da dahiyane bir fikirdir aslında. burada garip olan durum, milyarlarca insanın hala kayıtsız şartsız güncellenmemiş ve fantastik masallar silsilesi halinde bulunan bu dinlere inanıyor olmasıdır. bundan daha da garip olanı, bu insanların inanmayana acıyan gözlerle bakması, ve saçma sapan argümanlarla kanıt olduğunu iddia ettiği bir takım görüşlerin diğerlerinin aklına yatmadığı için onların zekasını aşağılamasıdır. güzel kardeşim, tamam sen inan, saygım var. hatta bak şimdi bir ay ben senin tacizlerine maruz kalmamak için sikimde olmamasına rağmen ortalık yerde yeme içme özgürlüğümden feragat edeceğim, sene boyu sabahın beşinde ezan sesiyle uyanmak zorunda kalıyorum, din odaklı yönetimlerin akıl almaz icraatlarının sonuçlarına katlanmak durumundayım, bunları düzeltmek için yapabileceğim birşey de yok, kabul. ama benim bir saçmalığa inanmamam, sırf sen inanıyorsun diye beni aşağılama, kendinden alt seviyede görme hakkını sana vermez. 'bak ne kadar mükemmel bir kainat, kusursuz bir sistem, bunu allah yaratmadıysa başka nasıl olabilir' gerizekalılığındaki bir yaklaşımla 'bu kainat zumbak tarafından yaratılmıştır, yoksa nasıl olabilirdi' şeklindeki bir yaklaşım arasında bir çokları için en ufak bir fark yoktur, ikisi de ispatlanamaz, ikisi de bilinmeyene bir açıklama getirmek için ortaya atılmış düşüncelerdir. işte düşünmeden inananların bu kadar net ve basit bir gerçeği anlayamıyor olmaları, dinin saçmalık olduğunun en net ve basit ispatıdır."

---

Dine hakarete ağır cezalar öngören 'blasphemy' yasaları sadece şeriatle yönetilen islam ülkelerinde bulunur. 'Zorlama yoktur' dedikleri islam, "hoşgörü... hoşgörü' dedikleri budur işte.

Din hakkında bazı görüşler:

"Kutsal kitapları okuyup anlamayan dindar, okuyup anlayan ateist olur." -Nikola Tesla-
...
"Gelişmiş toplumlar dindar oldukları için değil, dine rağmen gelişmiştir." -Mark Twain-
...
"Benim inanmadığım bir dine inananları kafir saymanın rahatlığı beni de kendi dinimi sorgulamaya götürdü." -Mark Twain-
...
"Tevrat, İncil, Kuran'ın etkisi, okuyan kişinin cahilliği ile doğru orantılıdır." -Robert G. Ingersoll-
...
..."Din sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar içinse kullanışlıdır." -Seneca-
...
"Bir insanın ahlaki ve etik davranışları, diğerlerini anlamasına, eğitimine ve sosyal ilişkilere dayalı olmalıdır; dini dayatmalara gerek yoktur. Zira, ölümden sonra ceza korkusu veya ödül iştahı ile hareket eden kişi zavallıdır." -Albert Einstein-
...
"Din, sıradan insanları pasif ve sessiz tutmak için bulunmaz bir kaynaktır." -Napoleon Bonapart-
...
"(Yüreklere böylesine korku, dehşet salabilen) Böyle bir tanrı varken, şeytana ne gerek var?" -Robert M. Price-
...
"Din ve mantık kadar birbiriyle çelişen başka iki şey yoktur." -Voltaire-
...
"Din benim saygı duyduğum her şeye esastan karşı çıkıyor. cesaret, açık görüşlülük, dürüstlük, adalet, ve hepsinden fazla, gerçeklere olan bağlılığım." -H.L. Mencken-
...
Dinler tarih boyunca insanlığın baş belası olmuştur. Hep bölmüş, kullaştırmış, kardeşi kardeşe öldürtmüş, despot, kötü niyetli ve cahillerin elinde tehlikeli silah olmuş, savaştırmış; tek bilimsel, teknolojik, doğasal ürünü olmadan, insanlığın zamanını, parasını, beynini boşa kullandıran, açık ara ile, en büyük sektör olmuştur. -ANONİM-
...
"Aç insana kurban kavurma verirsen o günlük karnını doyurursun. Ama bir din verirsen, kavurma için dua ederken açlıktan geberdiğini farketmez." -Kıymet Nadir Bindebir-
...
"Çocuğa din aşılamak çocuk istismarıdır." -Kıymet Nadir'in kocası-
...
"Dini vakıflardan vergi muafiyetini kaldır, bak bakalım 2 yıl sonra dünyada kaç din kalıyor... vallahi bi tane kalmaz." -Kıymet Nadir Bindebir'in babası-

Kaynak: http://www.bakiselamlar.com/knb/index.p ... &Itemid=74
Tarih: Cuma, 25 Kasım 2011 14:18

kemalistcan
Admin
Mesajlar: 1058
Kayıt: 12 Ağu 2011, 22:34

Re: Köşe Yazıları

Mesaj gönderen kemalistcan » 18 Tem 2012, 15:53

Boşuna doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar dememişler. Aslında başlık dışında(aslında başlıkta da birşey yok; yazıda başlığın açıklaması var)hiçbir şey yok o yazıda. Ne yani; sıkıntılarımızı dile getirmeyelim mi? Gerçi din de onların umrunda değil; onların umrunda olan milyarları uyutan beşiğin zarar görmesi. Bu arada aklıma gelmişken; kimdir Kıymet Nadir BİNDEBİR?

Sevgili KRALMAS bu başlığı çok savsaklamışız; bir el atalım derim. :D
"Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerinin cehaletinden faydalanarak, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur."
Kamal ATATÜRK

kemalistcan
Admin
Mesajlar: 1058
Kayıt: 12 Ağu 2011, 22:34

Re: Köşe Yazıları

Mesaj gönderen kemalistcan » 05 Ağu 2012, 11:03

230 yıllık binayı yıkıp AVM yapmak cinayettir

Güngör Uras
Olayların içinden
guras@milliyet.com.tr
Resim
Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan rica ediyorum. Lütfen, bir Kasımpaşalı olarak ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin eski Başkanı olarak ve Başbakan olarak, Kasımpaşa’daki tarihi kışla binasının (Cezayirli Gazi Hasan Paşa-Kalyoncu Kışlası’nın) yıkılmasına izin vermeyiniz.

AA’nın haberine göre, İstanbul Deniz Saha Komutanlığı tarafından kullanılan bina İl Özel İdaresi’ne devredilmiş. İl Özel İdaresi 230 yıllık binanın yıkılmasına ve yerine yepyeni bir bina inşa ettirilmesi için proje hazırlatmış. Kışla yakında yıkılacakmış. Bu önemli haber gazetelerin diğer haberleri arasında kaynadı gitti.

Bu kışla binası çok çok önemli bir binadır. Kasımpaşa’yı Kasımpaşa, İstanbul’u İstanbul yapan anıt binalardan biridir.

İstanbul’u İstanbul yapan tarihidir. Tarihi binaları korumaya mecburuz. Yeni bina her yerde var ama İstanbul’da 230 yıllık kaç bina kaldı? Yıkılmakta olan bina, Kasımpaşa’da sahil doldurularak 1782 yılında Kaptan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa tarafından yaptırıldı. Paşa, İstanbul dışından asker toplamaya gerek kalmadan sürekli bir deniz gücü oluşturmak amacıyla bu kışlayı yaptırdı.

Kışlaya inşa edildiği günlerde “Kalyoncu Kışlası” deniliyordu. Üç katlı, 160 odalı, 8700 askerin barınabileceği görkemli bir binadır. Beş kez onarımı tadili ve yenilenmesi yapılmışsa da asıl şekli bozulmamıştır. Deniz Kuvvetleri günümüze kadar kışlayı korudu.

Sn. Erdoğan “Dur” demez ise gitti gider

Kışlayı yaptıran Kaptan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa (1714-1790) aslen Kafkasyalıdır. Küçük yaşta esir alınmış ve Tekirdağlı bir zatın yanında büyümüştü. Gençliğinde denizcilik tutkusuyla Cezayir’e gitmek üzere bir gemiye binmiş, yoldan bindiği gemi bir ecnebi gemiyle cenge tutuşup rampa olunca düşman gemisine atlamış, bir müddet sonra da iki gemi ayrılınca tek başına gemiyi ele geçirip Cezayir’e kadar götürmüştür. Cezayir’e vardığında bu gemi kendisine verilmiş ve Cezayir beylerbeyinin hizmetine girmiştir. Bu olaydan sonra yiğitliği bütün Akdeniz’e yayılmıştır. Daha sonra İstanbul’a gelmiş ve kaptanlığa atanmıştır. 1770 yılında vezirlik rütbesiyle Kaptan-ı Derya olmuş ve 15 yıl bu görevde kalmıştır. 18. yüzyılda Osmanlı bahriyesini yeniden kurup yapılandıran ve tersanede ilk kez küçük çapta da olsa bir mühendishane açan kişidir.

Lütfen bu yazı ile birlikte yayımlanan fotoğrafa bakınız. Alışveriş merkezi yapmak için 230 yıllık bu tarihi binayı yıkmak günah değil mi? Allahtan korkan kalmamış. Yola çıkılmış... Eski Kasımpaşalı Sayın Recep Tayyip Erdoğan “Dur” demez ise, “Gitti Gider”.
http://ekonomi.milliyet.com.tr/230-yill ... efault.htm

Yalçın KÜÇÜK doğru demiş ama az demiş, Türkiye'nin şimdiki rejimi meşrutiyettir derken. 230 yıllık tarihi bir binanın bir kalemde yıkılması bir yana, bunu durdurmanın tek yolunun başbakandan geçiyor olması çok düşündürücüdür. Bu durum artık bir özel durum olmaktan çıkmış genelleşmektedir. Aklınıza gelen ne kadar özerk kurum varsa bir bir başbakana bağlanıyor ve son söz birçok alanda ona veriliyor. Anlıyacağınız devlet, bürokrasi, meclis hatta bakanlar kurulu yalnızca formalite, hikaye...
"Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerinin cehaletinden faydalanarak, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur."
Kamal ATATÜRK

Kullanıcı avatarı
KRALMAS
Admin
Mesajlar: 924
Kayıt: 11 Ağu 2011, 21:44
Felsefe: Ateizm

Re: Köşe Yazıları

Mesaj gönderen KRALMAS » 05 Ağu 2012, 13:40

Hükümeti Yıkma Rehberi
Yazar: Kıymet Nadir BİNDEBİR

Türkiye Cumhuriyeti'ni, Amerikan talimatları doğrultusunda CIA ajanları ile birlikte bölmeye-yıkmaya çalışan AKP-Fetullah mafyatik çetesini yıkmak için elimden geleni yapacağıma and içerim.

Hiç bir örgüte, derneğe, partiye mensup değilim. CIA ajanlarının dikte ettirdiği uydurma davalardan yargılananlardan biriyle resmi ortamda 3 saniye tokalaşmışlığım var, hiç birini şahsen tanımam. Evdeki ekmek bıçağından başka silahım yok. Hayatımda hiç bir canlıya fiske vurmadım.

Ahtapot misali ülkemi boğan, halkı hergün yeni vergilerle zamlarla ezen, yaptıkları her iş hileli, çimentoya tapınan, Amerikan ajanı, herbiri kötü birer karikatür haline gelmiş herifler tarafından çalakalem çıkartılmış yasalarla yönetilmeye, yargılanmaya isyan ediyorum!..

Bundan böyle bu hükümeti yıkmak için tek başıma elimden ne geliyorsa yapmaya yemin ediyorum!.. Bu hükümetin çıkardığı yasaların üstüne işemeyeceğimi, karşılaştığımda, bu hükümetin ve devlete yerleştirdiği 'yıkıcı' adamlarının hiç birinin burnuna osurmayacağımı da ilanen tebliğ ediyorum.

Yabancı istihbarat servislerinin seçip-yetiştirip-parlatıp başımıza musallat ettiği, para için vatanın toprağını, suyunu satan,

ele geçirebildiği her zenginliği gasp eden,

yıkan, yok eden,

'ulusal güvenlik' diye bir endişesi asla olmamış,

Türk insanını ezen, halkın psikolojisi üzerinde yabancı istihbarat servislerinin operasyonlarına yataklık eden bu adamları Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümeti saymayı reddediyorum. 'Makam' denilen boş koltuklara, mobilyalara saygı duymadım, duymam!

---

İd. Naim Şahin (İd.'i siz yorumlayınız) Kızılay kan çadırına gidiyor, soruyor "Yabancı vatandaşlar da kan veriyor mu?"

Bu heriflerin bilinçaltı budur işte! Açtıkları kiliselere cemaat yaratmak için Ermenistan'dan getirdikleri 100 bin kaçak Ermeni,

Yunanistan'dan getirip vatandaşlık verdikleri papazlar,

Hatay'da halkı tehdit eden silahlı El Kaide militanları,

Didim'i parselleyen İngiliz,

Alanya'yı parselleyen Alman, hepsi vatandaştır. 'Yabancı vatandaş'.

Bir kim vatandaş değil İd. Naim kafasına göre? Biz!

Biz kimiz?

19 Mayıs'ta Türkiye Gençlik Birliği'yle Taksim'e yürüyen çeyrek milyon insan...

Şehit Uzman Çavuş Yasin Bayraktar'ı Çanakkale'de uğurlayan, ama satılmış medyaya haber olamayan 10 bin kişi... (dünyanın heryerinde 10 bin kişinin toplanması büyük olaydır)

İstanbul'daki tarihi eserlerin üzerine beton dökülmesin diye uğraşan arkeologlar...

'İstanbul Singapur'a benzemesin, dokusu bozulmamalı' diye çırpınan binlerce mimar, mühendis...

Sağlık sistemi üzerimize yıkılmasın, Türkiye yabancılar için organ nakli pazarı haline gelmesin diye sokaklara dökülen onbinlerce doktor, hemşire, eczacı, sağlık çalışanı...

Çok uluslu şirketler derelerimize el koymasın diye aylardır dere kenarında yatan binlerce köylü...

Mardin'de bir evde beş klima cihazı, elektrikli yerden ısıtma sistemi kullanan Kürt'ün ödemediği faturayı ödeyen 18 milyon elektrik abonesi...

İmamlardan sıra gelip de tayinleri yapılamayan 200 bin genç öğretmen...

Sendikal hakları ellerinden alınıp, köle statüsünde ve iş güvenliği olmadan çalıştırılan, hergün bir başka yerde grev-miting düzenleyen ama satılmış medyanın görmediği onbinlerce işçi...

TOKİ'den bir umut aldıkları kıytırık daireleri iade etmiş 15 bin aile...

ÖSYM'nin sınav sorularını tarikat bebelerine önceden dağıtarak yaptığı sınavlarda başarısız olmuş milyonlarca genç, onların anası babası...

AKP tarafından evcil hayvan muamelesine tabi tutulup, hamilelikleri, kürtajları sahiplerine (baba-koca oluyor) telefonla haber verilen kadınlar...

AKP-Fetullah çetesi kim?

Amerikan teknolojisinin dev aynalarında, masa başında düzenlenen psikolojik operasyon anketlerinde şişirilerek gözümüze sokulan, nüfus ve adres kayıtlarıyla oynanarak, Yüksek Seçim Kurulu bilgisayarlarında Amerikan yazılımlarıyla patlatılmış, hiç olmamış ve asla olmayacak bir yüzde 50.

Gerçek şu: Türkiye'de, 2011 yılında gelirinden tasarruf edebilen insan sayısı yüzde 16,5, İstanbul için bu oran yüzde 17 idi. 2012'nin ilk altı ayı itibariyle bu oran yüzde 13,5'a düşmüştür. AKP-Fetullah çetesinin GERÇEK oy oranı budur: yüzde 13,5 (bu konuda detaylı bir yazı için tıklarsınız).

50 milyon seçmen hesabıyla, AKP seçmeni 7 milyonun altındadır.

Bu gerçeği görmeden, hergün 'mutlu musun yüzde 50?', 'bütün bunlar senin yüzünden başımıza geldi yüzde 50', 'halkın yarısının desteğini alan iktidar...' yazarak bu çeteden kurtulmak mümkün değildir, ancak üzerimize yapılan psikolojik operasyonlara hizmet edilir.

AKP-Fetullah çetesinden kurtulmak için ilk şart:

Sayı üstünlüğünün ezici bir şekilde bizde, yani bu hükümetten kurtulmak isteyenlerde olduğu bilinmesidir.

Altı ay evveline kadar AKP'ye payanda olan liboşlar (Bkz. Ahmet Altan, Büşra Ersanlı vb.) bile batan gemiyi terketmişken, vicdansızlıklara, insafsızlıklara AKP'li vekillerin, türbanlı kadınların bile isyan ettiği bir dönemde neyin yüzde 50'si? Hangi yüzde 50?

Çete yüzde 13.5'tur, çeteden kurtulmak isteyen yüzde 86,5.

Genelkurmay'a Anıtkabir'e yapılan giriş sayısını neden yasakladılar sanıyorsunuz? Her ay yüzbinlerle ifade edilen rakamların milyonlara çıkması çeteyi rahatsız etti. Sayıca çokluğumuzun farkında olmamızı istemiyorlar.

Medyanın yüzde 92'sini neden kontrol altında tutuyorlar sanıyorsunuz? Protesto için toplanan yüzbinleri, grevcileri vs. görüp birbirimize destek olmayalım ve sayıca üstünlüğümüzü idrak edemeyelim diye.

Taksim Meydanı neden küçültülecek? Askerlik şubeleri neden kapatıldı? Ulusal Bayram kutlamaları, şehit haberleri neden yasaklandı?

Toplanamayalım, çoğunluk olduğumuz anlaşılmasın diye.

Öyleyse, bu hükümetten kurtulmak için önce yüzde 90'a yakın olduğumuzu ve mağdur sayısı arttıkça bizim sayımızın artmakta olduğunu bileceğiz. Madem ki meydanlarda toplanmamızdan rahatsız olacak kadar 'agorafobik'ler, bu fobilerinin üzerine gideceğiz (twitter'da facebook'ta toplanmanın 'rahatlatıcı' tuzağına düşmeyiniz).

Bankaya 1 liralık borcu olana bile haciz işlemi yapıldığı, 'Hapse girmemiş Türk vatandaşı kalmayacak' cümlesinin haber olabildiği bu dönemde, 'hükümeti yıkmaya teşebbüs' suçundan çadır mahkemelerde sözde hukukçulara kafa tutmayı göze alacağız. Çünkü biz bu çeteyi yıkmazsak, çete ülkeyi yıkacak, yıktıracak. Ve bu genel şerefsizliğin enkazı altında hepimiz kalacağız.

Google'a 'hükümeti yıkma rehberi' yazın. Yalnız olmadığınızı göreceksiniz.

---

Toplanmak, Silivri duvarlarını yıkmak için önümüzdeki ilk fırsat 6 Ağustos'ta.

BALYOZ Davası'nın duruşması 6 Ağustos 2012- Pazartesi günü Silivri'de yapılacak. Vardiyabizde Platformu, Silivri'ye servis otobüsleri sağlayacak. Otobüs saatlerini ve biniş duraklarını ayrı bir duyuru olarak asıyorum.

---

"İslamcılarla emperyalizm arasında dünya çapında bir ittifak vardır. Emperyalizm halkı müslüman olan ülkeleri pençeleri arasında tutabilmek için feodal güçleri kendine bağlar. Etnisiteyi kışkırtır. Dinsel fanatizmi azdırır.

Türkiye bu ittifaktan olumsuz etkilenen ülkelerin başında gelir.

Başta nurcular olmak üzere islâmi denilen tarikat ve cemaatlerle emperyalizm arasındaki ittifak sürmektedir, sürecektir de... Fetullah Gülen cemaatinin "medeniyetler ittifakı" teraneleri bunun en güzel kanıtıdır... AKP iktidarı bu görüşe sıkıca sarılmıştır. Zaten dünyadaki bütün islâmcı rejimler emperyalizmin emrindedir. Türkiye'deki bütün cemaat ve tarikatlar de aynı kaynaklardan beslenir. Ama en çarpıcı örnek Nurcu Fetullah cemaatidir. Cemaati doğrudan doğruya ABD yönetir..." (Altan Arısoy).

Tarih: 03 Ağustos 2012
Link: http://www.bakiselamlar.com/knb/index.p ... &Itemid=78

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 7 misafir